/ KADEM Kısıklı Binası Açılış Programı – KADEM Başkanı Doç. Dr. Sare Aydın’ın Konuşma Metni

KADEM Kısıklı Binası Açılış Programı – KADEM Başkanı Doç. Dr. Sare Aydın’ın Konuşma Metni

5 Haziran 2016, İstanbul

KADEM KISIKLI GENEL MERKEZ BİNASI AÇILIŞ PROGRAMI

BAŞKAN DOÇ. DR. SARE AYDIN’IN KONUŞMA METNİ

“Dedim ki; Fatıma yüce Hatice’nin kızıdır.

Ama baktım ki bu Fatıma değil.

Ardından Fatıma Hz.Muhammed (sav)’in kızıdır, dedim.

Fatıma Ali’nin eşidir, diyecek oldum.

Ancak gördüm ki, Fatıma bu da değil.

Fatıma Hüseyin’in annesidir diyeyim dedim.

Ama yine gördüm ki bu Fatıma değil.

Bir an için Zeyneb’in annesidir, dedim içimden.

Oysa gördüm ki Fatıma bu da değil.

En sonunda şu neticeye vardım:

Evet, bunların hepsi doğrudur, fakat Fatıma bunların hiç birisi değildir.

Fatıma Fatımadır.’

Ali Şeriati’nin bu şiirinde olduğu gibi bizler için Kadın, tüm kimliklerden arınmış sadece kendisidir.

3 yıl önce, 16 kadın bir hayal kurduk, büyük bir heyecan ve coşku ile. Kadınları özgürleştirmek adına üretilen feminist argümanların kadınların ayağına dolandığını gördüğümüz ve bunların ötesine geçerek hakkaniyetin, adaletin merkezde olduğu bir dünyanın mümkün olabileceğine inandığımız için,  Kadının toplumdaki olması gereken yeri yeniden inşa etmek için. Şükürler olsun çıktığımız bu yolda artık sizlerle birlikte  yüzlerce binlerceyiz..

Saygıdeğer Cumhurbaşkanım, sayın hanımefendi, sayın misafirler,  kıymetli sivil toplum temsilcileri, değerli basın mensupları ve çok kıymetli KADEM ailesi,

Kuruluşunun 3. yılında Edirnekapı’dan buraya, Kısıklı’ya taşıdığımız merkezimizin açılış programına şahsım ve derneğim adına hoş geldiniz diyor, saygılarımı sunuyorum.

Yolumuzu açan, desteklerini her daim hissettiğimiz Sayın Cumhurbaşkanımızın ve Kıymetli Eşlerinin bizi kırmayarak açılışımıza teşrif ettiklerinden ötürü kendilerine şükranlarımı sunuyorum.

Ayrıca KADEM’in bugünlere gelmesinde, faaliyetlerinin gerçekleştirilmesinde,  maddi ve manevi destek veren üyelerimize, gönüllülerimize, bağışçılarımıza ve sponsorlarımıza teşekkürü bir borç bilirim.

 

Değerli Konuklar,

Hepimizin yakından müşahade ettiği gibi, insanlık adına büyük dramların yaşandığı bir zaman diliminden geçiyoruz. Batı’nın kendi dışındaki ülkelere ihraç etmeye çalıştığı meşruiyet argümanlarındaki samimiyetsizliğinin; eşitliğin, özgürlüğün, insan haklarının evrenselliği iddialarının iflasına şahit oluyoruz.

Bugün dünyada milyonlarca insan ve bilhassa insanlığı yoğuran, neslin devamını sağlayan kadınlar; açlığın, yoksulluğun, zulmün, şiddetin pençesinde hayata tutunmaya çalışıyor. Bakınız, dünyadaki üretimin %67’si kadınlar tarafından yapılıyorken, kadınlar toplam               gelirin ancak %10’una sahip. Kadınlar eğitimden sağlığa, sağlıktan iş hayatına, iş hayatından siyasete kadar hayatın pek çok alanında haksızlığa ve ayrımcılığa maruz kalıyor.

Gelir ve hak paylaşımında ötekileştirilen, ikincilleştirilen kadınlar, küresel, bölgesel vekalet savaşlarında hiç olmadığı kadar büyük roller üstleniyorlar.

Nasıl mı?

Yanı başımızda yıllardır devam eden ve galibi olmayan savaşlarda;  eşini, ailesini kaybeden, bedeni üzerinden savaş taktikleri geliştirilen ve tüm bunlara rağmen çocuğunu, onurunu, şerefini  korumaya, harabeye dönmüş hayatı tekrar inşa etmeye çalışan kadınlardır.

Savaşların, çatışmaların ortasında hep kadınlar, anneler kalır ve savaşın asıl yükünü onlar çeker. Çocuğunun açlıktan ölümüne şahit olan, eşini, ailesini kaybetmiş, geçmişi yıkılmış, geleceğin belirsizliği içinde onurunu muhafaza etmeye, hayata tutunmaya çalışan yaklaşık 2 milyon kadının, sessizlik ve yılgınlık içindeki seslerini, sorunlarını en iyi yine biz kadınlar duyabilir, anlayabiliriz.

 

Değerli katılımcılar,

Biliyoruz ki bir sorunun çözümünde sorunun muhatapları yoksa, o  sorunun çözümü de yoktur. İşte bu saikle, biz kadınlar olarak buradayız! Kadınların dahil olmadığı; mantık, duygu, kültür ve his zenginliğinin olmadığı bir platformun, sosyal yapının ve hatta devletin etkin politikalar üretemeyeceğini inanıyor ve biliyoruz.  Bu amaçla kadınların aileden başlayarak, sosyal, siyasal ve ekonomik hayatta hak ettiği konumda adil bir düzen içerisinde bulunması için çalışıyoruz ve inşallah birbirinden değerli siz destekçilerimizle bundan sonra da çalışmaya devam edeceğiz.

 

KADEM olarak yola çıktığımız andan itibaren ulusal ve ulus aşırı kadın sorunlarını yakından takip ederek;  kendi öz değerlerimizden referansla, tek-tipleştirici kadın tasavvuruna karşın, fıtri farklılıkların, neslin devamının, ailenin korunmasına hassasiyet göstererek,                             yeni bir anlayış geliştirdik:

Adalet önce toplumun temeli, direği olan aileden başlar dedik ve kadın-erkek arasındaki eşitliği ileriye taşıyarak adaleti savunduk.

Toplumsal Cinsiyet Adaleti olarak zihinlere ve vicdanlara seslendiğimiz bu anlayış ile, birbirinin tamamlayıcısı olan kadın ile erkek arasındaki ilişkilerde ve toplumsal hayatın dizaynında; hakkaniyetli, adaletli, ölçülü, dengeli ve insaflı olmanın önemine dikkat çektik ve çekiyoruz.

KADEM olarak ilk 3 yılımızda KADEM yeni Türkiye’nin yeni kadın hareketi demiştik.

2. üç yılımızda artık KADEM salt bir kadın hareketi olmanın ötesinde Yeni Türkiye’nin Yeni Toplumsal Hareketidir diyoruz.

Bundan sonra KADEM sadece kadının değil, toplumun değişim ve dönüşümünü ilgilendiren tüm konulara dokunacaktır. Kadının insan haklarının da ötesinde kadınlar olarak sivil anayasadan ne bekliyoruz, başkanlık sisteminden ne anlıyoruz, kadim medeniyetimiz, ekonomimiz,  devletimizin daha güçlü nasıl olur bunları konuşacak, genç dimağlara misyon ve ufuk sunacaktır.

 

Değerli katılımcılar,

Kadınların kamusal alanda var olmak için Allah’ın sadece kadınlara bahşettiği annelik rolünü, kadın kimliğinin kazanımlarını feda etmeden, reddetmeden, kendi olabileceği adaleti, hürriyeti, hakkaniyeti merkeze alan bir düzeni yeniden yapılandırmak için bir zihniyet dönüşümünü acilen gerçekleştirmeliyiz.

İlahi ve beşeri sistemin sağladığı hakları bilen, savunan ve bu hakları kullanan bireyler olarak, toplumsal dengenin, ahengin sağlanmasında bizlere büyük görevler düşüyor.

İlahi vahyin temel gayelerinden birisi, insanın doğuştan sahip olduğu beş tabii hakkı korumaktır.  Bu 5 tabi hak din, can, akıl, nesil ve mal dokunulmazlığıdır.

 

Sosyal hayatta karşımıza çıkan eşitsizliklerin ve hak ihlallerinin aksine, İslam’ın özünde kadının canı, bedeni ve toplumsal saygınlığı her türlü isnat, istismar ve şiddetten korunmuş, mülkiyet hakkı koşulsuz şekilde tanınmış, inanç dünyası dokunulmaz kabul edilmiş, evlatlarıyla arasındaki doğal ve medeni hukuk muhafaza edilmiştir.

Dolayısıyla, amacından saptırılan her türlü “hak” söylemi, cinsiyetlerin her ikisi için de bir diğerinin yadsınmasına yol açmaktadır. Kadın ve erkek karşılıklı olarak birbirlerini dönüştürme savaşı vermek yerine, her iki cinsin denge ve uyum içerisinde hareket etmesi gerekir.

 

Kadının ve toplumun huzuru için insanlığın son kalesi olan aile kurumunun korunması, devamının sağlanması güvenli, huzurlu ve refah bir gelecek için daha çok çalışmamız, zamanın ruhuna uygun projeler, stratejiler üretmemiz elzemdir.

Bu amaçla KADEM sosyal değişimin ancak çok boyutlu, eş zamanlı, yenilikçi ve sistematik müdahalelerle gerçekleşebileceğinden hareketle proje bazlı çalışmayı önemseyerek birçok başarılı projeyi hayata geçirmiştir.

Bunlardan biri olan,  Siyasette Kadın Sivil Kadın Ağı Projesi ile kadınların siyasete katılımlarını artırmak, kadınların siyasete katılmasını teşvik etmek amacıyla siyasetçilerle kadınlar arasında sivil katılım diyalogu oluşturduk.

Bunun yanı sıra TÜBİTAK MARTEK işbirliğiyle bu yıl ikincisini gerçekleştireceğimiz İnovasyonda Kadın Projesi ile girişimci kadınları sürdürülebilir, uygulanabilir bir girişimcilik modeli oluşturarak kadınların iş hayatına girişimci olarak katılmalarını sağlamak amacıyla İnovasyon ve Teknoloji alanında bir fikrim var diyen kadınların bu fikirlerini girişimlere dönüştürebilmelerine yardımcı oluyoruz.

Tüm bunlarla beraber geleceğimizin teminatı olan gençliğin bilhassa da yetiştirme yurtlarında yetişen genç kızlarımızı da unutmayarak onların hayata değer katan bireyler olarak hazırlanmaları için Geleceğe İşbaşı Projesi’ni hayata geçirdik. Yetiştirme Yurtlarında kalan genç kızlarımıza verdiğimiz mesleki eğitimlerle bir taraftan meslek kazandırmayı diğer taraftan verilen psiko-sosyal destek ile kendisiyle ve toplumla barışık bireyler olmalarına sağlamayı çalışıyoruz.

KADEM olarak bizlerin Tek derdi  var, toplumsal ahlaki manevi öz değerlerine saygılı kalkınmayı esas alan bir toplum inşa etmek!

 

Bu doğrultuda her geçen gün büyüyen ekibimiz, Türkiye’nin doğusundan batısına, güneyinden kuzeyine yayılan temsilciliklerimiz, üyelerimiz, gönüllülerimiz, bağışçılarımız ve sponsorlarımız ile yeni merkezimizde kadınların, toplumumuzun ve insanlığın sorunlarına alternatif çözümler üretmek;  öz değerleri ile barışık, entelektüel birikime sahip, geleceğe yürüyen gençler yetiştirmek için yeni projeler üretmeye devam edeceğiz.

Düşmana ve hasımlarımıza karşı onurlu ve omurgalı durarak çalışacak ve her seferinde bir öncekinden daha çok çalışacağız!

 

Sayın Cumhurbaşkanım,

Bizler sizin yolunuzdan gitmeyi, sizi taklit etmeyi seviyoruz. Bizim de bir RABİAMIZ var!

Biliyor ve inanıyoruz ki,

Güçlü Kadın Güçlü Aileyi

Güçlü Kadın Güçlü Toplumu

Güçlü Kadın Güçlü Ekonomiyi

Güçlü Kadın Güçlü Devleti oluşturur!!

 

Değerli misafirler,

Sözlerime son verirken tüm bu çalışmalarda bakış açısından ve desteğinden güç aldığımız, kadına verdiği değerle yolumuzu açan, Türkiye’de yıllarca inancından dolayı ötekileştirilen ve hak ve özgürlüklerinden mahrum kalan kadınların güçlenerek toplumda görünür hale gelmesine vesile olan Sayın Cumhurbaşkanımıza, çalışmalarıyla bize örnek olan, her dem Cumhurbaşkanımızın yanında yürüyen değerli hanımefendiye kadın çalışmalarına bakışı, anlayışı ve çok kıymetli destekleri için tekrar tüm kadınlar adına şükranlarımı sunuyorum.