/ II. ULUSLARARASI KADIN VE ADALET ZİRVESİ KADIN Ve DEMOKRASİ DERNEĞİ BAŞKANI SAYIN SARE AYDIN’IN AÇILIŞ KONUŞMASI

II. ULUSLARARASI KADIN VE ADALET ZİRVESİ KADIN Ve DEMOKRASİ DERNEĞİ BAŞKANI SAYIN SARE AYDIN’IN AÇILIŞ KONUŞMASI

 

II. ULUSLARARASI KADIN VE ADALET ZİRVESİ

KADIN Ve DEMOKRASİ DERNEĞİ BAŞKANI SAYIN SARE AYDIN’IN AÇILIŞ KONUŞMASI

25 Kasım 2016

Sayın Cumhurbaşkanım,
Çok Kıymetli Eşi Sayın Hanımefendi,
Değerli misafirler,

Öncelikle Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı iş birliği ile düzenlemiş olduğumuz 2. ULUSLARARASI KADIN VE ADALET ZİRVE’mize hepiniz hoş geldiniz.
Türkiye’nin ve dünyanın dört bir yanından gelip katkılarıyla zirvemizi daha da zenginleştirecek olan kıymetli misafirlerimiz; her bir karışı kültür, sanat ve tarih kokan, kadim medeniyetlerin gözbebeği İstanbul’da böyle bir etkinlik çatısı altında sizlerle bir araya gelmiş olmaktan duyduğum memnuniyeti belirtmek isterim.
Bugün, bize değer katacağına inandığımız tüm farklılıklarımızla, ortak meselemiz olan ‘KADIN’I hak ve adalet kavramlarını temel alarak konuşacağız. Kadının istihdamını, ilerlemesini, etkinlik alanlarının güçlendirilmesini, mülteci kadınlar ve sorunlarını, barış süreçlerinde kadını, kadına yönelik şiddeti ele alacağız. Tüm dünya kadınlarının sorunlarına teorik ve pratik çözümler arayacağız.
Kıymetli misafirler,
Kadının insan hakları meselesini, cinsiyet üzerine kurulmuş bir mücadeleye indirgeyemeyiz. Kadın annedir, eştir, arkadaştır, her şeyden önce, insandır. Bu vesileyle, dünyanın dört bir tarafında savaşlar, çatışmalar ve kavgalar arasında kalan, onurlu duruşuyla bir varoluş mücadelesi veren, mazlum ve mağdur tüm kadınları, yürekten selamlıyorum.
Kadınların yaşadığı sorunlar ülkelere, kültürlere göre farklılıklar arz etse de, kadın meselesi günümüz modern dünyasında küresel olduğu kadar politik ve sosyal bir meseledir. Yoksulluk, savaş, istismar, şiddet her dönemde canımızı daha çok acıtan olgular olarak karşımıza çıkar. Savaş ve çocuk mesela, yan yana gelmemesi gereken, vicdanlarımızı avucumuzun içine bırakan iki kelime!..
Oysaki, Medeniyetler denizi Akdeniz’de, Aylan bebeğin vicdanları sızlatan o resmi kazındı hafızalarımıza. Ümran bebeğin kan-toz içindeki görüntüsünü de unutmuş değiliz. Savaşların vicdanlarda açtığı yaralar artık kapanmaz hale gelmiştir. 21.yy modernlik iddiasında bulunan birçok ülke bu insanlık imtihanında kaybedenlerden olmuştur. Bu noktada, 3,5 milyon mülteciyi missafir eden ülkenin vatandaşı olmaktan gurur duyuyorum. Bu anlamda, Sayın Cumhurbaşkanımıza, hükumetimize ve milletimize şükranlarımızı sunuyorum. İnsanoğlu önce insana yapılanı, çocukların masumiyetini, kadınların içlerine akıttıkları gözyaşlarını görür. Çünkü bu coğrafyanın ahlak ve medeniyet anlayışı bunu gerektirir. Şu dizelerde ne de güzel ifade edilmiştir:
İnsan olmak bu dünyada,
Öldürürlerken komşunun çocuklarını, kadınlarını
İçine kor alevler düşerek susmaktan,
Irzına geçilirken minicik bebeklerin
Hani yaş fışkırır ansızın gözlerinden,
İşte o kadar zordur.
ÇOK KIYMETLİ MİSAFİRLER,
Güney Afrika`nın kurtuluş mücadelesini hepimiz biliriz. Bu mücadele esnasında kalabalığa seslenen bir kişi `Birimize yapılan haksızlık…` diye seslendiğinde, kalabalık da hep bir ağızdan `Hepimize yapılmıştır` diye karşılık vermiştir. Barış ve huzurun hakim olduğu dünya için bir kişiye yapılan haksızlığı tüm insanlığa yapılmış addeden ve bu haksızlığın karşısında duran izan, idrak ve hareket gücüne sahip olmalıyız.
Bu sene 15 Temmuz’da Türkiye karanlık bir gece yaşadı. 15 Temmuz sadece hafızalarımıza değil, kalplerimize, duygularımıza ve inancımıza vurulmuş bir mühürdür. Bizler, Cumhurbaşkanımızı, devletimizi, milletimizi hedef alan terör yapılarına karşı milletçe mücadelemizin merkezine demokrasi ve adaleti koyduk. Zira, bir milleti ayakta tutan devletine ve milletine olan inancın gücüdür. Bu vesileyle, 15 Temmuz’da şehit olan vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, gazilerimize acil şifalar diliyoruz.
ÇOK DEĞERLİ KATILIMCILAR,
Adalet İçin Ses Ver! sloganı ile çıktığımız bu yolda bir kez daha tüm dünyayı her türlü şiddete karşı durmaya, ayrımcılığa, İslamofobyaya, ırkçılığa karşı dünyanın tüm kadınları için adaletin izini sürmeye davet ediyoruz.
Kadına şiddete karşı olduğumuz kadar çocuğa, ebeveyne, güçsüze yönelik şiddete de karşıyız. Şiddet, sıfatlardan, kimliklerden bağımsız bir insan hakkı ihlalidir. Öfkemizi yeneceğiz ki, sevgiye, saygıya yer açılsın. KADEM olarak yaptığımız ERKEKSEN ÖFKENİ YEN, ÖNCE ADAM OL, ŞİDDETE HAKKIN YOK gibi farkındalık çalışmalarına bir yenisini daha ekledik. Şimdi yeni KAMU SPOTUMUZU sizlerle paylaşmak istiyorum.
Kadınlar olarak umuyoruz ki, insanlığın kadınlara karşı tek bir yüzü olsun.

ÇOK KIYMETLİ KATILIMCILAR,
Bir yerde durmak için bir istinat noktası şarttır. Duruş sahibi, durduğu yeri o noktaya göre belirler. Bizim istinat noktamız medeniyetimiz ve kadim köklü tarihimizdir. Tarihimiz; ilimde, edebiyatta, sanatta ve hatta savaş meydanlarında temayüz etmiş kadınların gurur verici hikâyeleriyle doludur.
İnanıyorum ki, daha adil ve eşit bir dünyaya geçişimiz, kadınlar olmadan gerçekleşmeyecektir. Toplumun en ağır yükünü taşıyanlar kadınlar, her zaman demokrasiden, barıştan, uzlaşıdan yana olmuştur, dolayısıyla kadınların sosyal kaos ortamlarına ve barış süreçlerine katılımı tüm insanlığın menfaatinedir.
Varlığı müşahhas olarak görülemese de, adalet hayatımızda yokluğu düşünülemeyen kavramlardan biridir. Adalet nedir? sorusuna, Adalet ağaçları sulamaktır, lakin adalet su emen her kökü sulamak değil, bir nimeti yerine koymaktır diyen Mevlana, zulmü ise, dikene su vermeye benzetir.
Gerçekten de adaletle zulüm arasında böylesine ince bir çizgi, böylesine ince bir sınır vardır. Pusulası ancak adalet olan bir eşitlik, kadınlara fayda sağlar.
Bu anlayıştan hareketle bizler, kadın meselesini, batının ürettiği tek-tip kadın imajı ve belli bir kitleyi hedef alan kadın politikası yerine, farklı kadın kimliklerinin varlık bulduğu, kendi öz milli ve manevi değerlerini koruduğu kimlik, kişilik ve özgürlük mücadelesi olarak görüyor, toplumsal cinsiyet adaletini benimsiyoruz.
DEĞERLİ MİSAFİRLER,
Geçtiğimiz hafta tartışılan erken yaşta evliliklerden doğan mağduriyetlerin giderilmesine yönelik hazırlanan tasarıya ilişkin, Sayın Cumhurbaşkanımızın mutabakat çağrısını ve hükümetimizin kamuoyundan yükselen talebi dikkate almasını son derece önemli buluyor, kendilerine şükranlarımızı sunuyoruz. Kadın ve kız çocukları için yapılan kazanımlar ancak ortak uzlaşı ile korunabilir. Zira, kadına ve kız çocuklarına yönelik Adalet, her koşul ve şart altında amasız, istisnasız gerçekleştiğinde vicdanlarımız ancak nefes alacaktır.
Bu vesileyle, dünyada kadınları derinden etkileyen sorunlara etkili ve sürdürülebilir çözümler aramak üzere hep birlikte Adalet için Ses Verelim!
***

Sayın Cumhurbaşkanım ve çok değerli eşi hanımefendi, kadının ve ailenin, hak ettiği konuma gelmesi için verdiğiniz destek ve gösterdiğiniz yüksek hassasiyetten dolayı, tüm kadınlarımız adına en kalbi duygularımla teşekkür ediyor, saygılarımı sunuyorum.

Zirvemize yurt içinden ve yurt dışından katılım gösteren tüm bakanlara, panel konuşmacılarına ve siz katılımcılara teşekkür ediyorum.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na, sponsor bakanlıklarımıza ve diğer kurumlara zirveye verdiği destek için şükranlarımı sunuyorum.

Bu zirvenin gerçekleşmesi için emeği geçen herkese ve KADEM ailesine teşekkürü bir borç olarak görüyorum.

Saygılarımı sunarım.