KADIN VE DEMOKRASİ DERNEĞİ

KADIN VE DEMOKRASİ DERNEĞİ
Küçük Çamlıca Mh. Kısıklı Cd. No: 112/A
Üsküdar/İstanbul/TÜRKİYE
Tel: +90 (216) 325 03 07
Faks: +90 (216) 325 03 09

İki İnsan Gençlik El Kitabı

Sevgili Gençler

Dünya hiç durmaksızın değişiyor. Yaşam biçimleri sürekli çeşitleniyor. Tarih tanık olduğu değişimleri ve çeşitlenmeyi kayda geçiriyor; dünden bugüne, bugünden yarınlara aktarıyor. Tarihin aktardığı tüm bu kevn ve fe- sat toplamının “sorumlu” öznesi ise insan; kadın ve erkek, erkek ve kadın. Bir çemberi oluşturan noktalar gibi baktığınız yere göre bazen öndeki biri, bazen diğeri ama hep ikisi, birlikte, bir ve beraber.

Dünyaya ayak bastığı andan itibaren hazır bulduğu verili durum ve çevreye eylem ve etkinlikleriyle müdahil özneler olmak üzere birbirini tamamlayan cinsler olan kadın ve erkek, bir ve bütün olarak karşımıza çıkarlar. Bu bü- tünlük referansını değerlerden alır. Değerler ise hukuk, ahlak, din ve kültür çerçevelerinde doğar ve yaşar. Ancak bireyin her eylemini ve eylemlerini harekete geçiren değerlerini sorgulaması, aklın ve vicdanın mihengine vur- ması gerekir. Zira ancak böylelikle yanlış, kötü ya da çirkin olduğu hâlde kuşaklar boyunca sorgulanmadığından devam edegelen uygulamalardan ve alışkanlıklardan kurtulmak mümkün olur.

KADEM’in önemle üzerinde durduğu bir konu olan kadına yönelik şiddetle mücadele de ancak böyle bir sorgulamayla gerçek anlamına kavuşur. Şid- detin türü ve uygulanış biçimleri değişmiş olsa da “şiddet” insanlığın her döneminde ve her toplumda –maalesef– var olmuştur. İnsanlık onurunu korumak adına insana veya herhangi bir varlığa uygulanan şiddetin karşısın- da durulmalı, bu meseleyle mücadele edilip çözüm yolları üretilmelidir.

KADEM olarak biliyor ve inanıyoruz ki hukuk, adalete yönelik ortaya ko- nulan güçlü bir iradedir. Eşitlik adaletin temini için gereklidir ancak yeterli değildir. Hukuk önünde eşitliği de kapsayan adalet, hakkaniyet ve insa a örülmüş ahlak temelli bir yaklaşıma ihtiyaç vardır. Kadın ve erkeğin birbi- rini tamamladığı, rollerin adil, hakkaniyetli ve dengeli şekilde dağıtıldığı, her türlü ayrımcılığın ortadan kaldırıldığı bir düzen inşa etmeliyiz. Bunu temel meselemiz olarak görmeli ve bu doğrultuda hareket etmeliyiz. Zira her birimizin hamuru aynı yaratılış malzemesinden karılmış, aramıza sevgi ve şe at köprüleri atılmıştır (30/Rum, 21). Bu inanç zemininden hareket edenler, cinsiyetler arası adaleti şiar edinerek kadın ve erkeğin karşılıklı ada- let ve hakkaniyet içinde yeryüzünü birlikte imar edeceğine inanır, çabalarını buna teksif ederler. Nitekim KADEM de bu inancın müntesibi olarak cinsler arasında adalete dayalı bir anlayış ile hareket etmiş ve “toplumsal cinsiyet adaleti” ülküsünü geliştirmiştir.

Hayatın tüm alanlarında ve özellikle kadınla ilişkili meselelerimize toplu- mun dinamiklerinden beslenen yenilikçi ve sorgulayıcı bir bakış açısıyla yaklaşan sivil inisiyati erin çatısı olarak KADEM düşünce ve tezleriyle, du- ruşuyla ve söylemiyle farkını net bir biçimde ortaya koymaktadır. Yaratılışta paylaştıkları öz ve birbirlerine hayat yolundaki yoldaşlıkları itibarıyla eş olan kadın ve erkek, Allah’ın hitabına ve tekli erine de eşit bir şekilde muhatap- tırlar. Hakkaniyet üzerinden gelişen Allah’ın adaleti; rolleri, sorumlulukları, doğaları, cinsiyetleri vb. açısından farklılıklarıyla beraber insanları kuşa- tır. Dolayısıyla bu ilkenin deniz fenerine eş yol göstericiliğinde toplumsal cinsiyetle ilişkili sorunlara çözüm üretilebilir, “toplumsal cinsiyet adaleti” insanlığın u unda dalgalanabilir. Bu kitapta bu düşüncelerimizi ve bakış açımızı paylaşıyoruz. KADEM’i ve KADEM’in özel önem atfettiği “toplum- sal cinsiyet adaleti” kavramını tanıtan bir girişin ardından Fatma Bayram bizleri var oluşumuzdan başlayan bir gözden geçirme yolculuğuna çıkarıyor. Bilgi ve değerlerimizi oluşturan kaynaklarımız olarak bilim ve vahye, varlık cinsleri ve insan cinsiyetleri arasındaki bütünlük ve uyuma, cinsiyetler ara- sında adalet ve emanete Bayram’ın rehberliğinde bir daha, derinlemesine ve farklı bir nazarla bakıyoruz. Başarı, mutluluk, hak ve sorumlulukların düzenlenmesinde farklılıklar ve farklılıkları reddeden eşitlik savaşları bu nazarla bir daha değerlendirmemize açılıyor. Kültür kavramı ve bu kavramın yüklerini oluşturan hukuk, din, ahlak ve gelenek zeminlerini çerçeveleyerek sorgulamaya katılan Huriye Martı adalet kapısının önüne varıyor. “Allah meleklerinden insana saygı göstermelerini istemiş, insanların da birbirlerine saygı göstermelerinin zorunlu olduğuna işaret etmiştir. Saygı gösterme hem ahlaki hem de hukukî bir terimdir, hakka riayet etmekle görünürlük kazanır. Hakka riayet etmek görevi insana yeryüzünde adaleti tesis etme sorumlulu- ğunu yükler.” diyen Martı, adaleti üç cephesi itibarıyla detaylandırıyor: eşitlik ve denklik, denge ve itidal, hakkaniyet ve insaf. Bu nispeten ayrıntılı ele alma sonrasında adaletin toplumsal cinsiyet bağlamında söz konusu olmaması durumunda yaşanabilecek komplikasyonlara işaret ederek değerlendirmele- rimize ve yolculuğumuza rehberliğini sonlandırıyor. Sedide Akbulut tüm bu kavramsal tartışmaların üzerine bizi insanın yeryüzündeki misyonu üzerine düşünmeye davet ediyor. Fıtratı keşfetme ve yeryüzüne gönderiliş amacına uygun yaşama üzerine değinilerde bulunuyor. Akbulut bu büyük keş n ha- kikatte genç kimliğinde karşılığını bulacağını vurgularken gençliğin bilgi, hikmet ve hakikat ekseninde hem ülkemizin hem de tüm dünyanın umudu ve teminatı olacağına işaret ederek noktalıyor.

Doç. Dr. E. Sare Aydın Yılmaz
KADEM Yönetim Kurulu Başkanı

2017-03-23T16:09:59+00:00