KADEM Başkanı Yılmaz, nafaka konusunda doğru bilinen yanlışları gazeteci Sevda Dursun ile konuştu.

“Nafakanın süresiz olması, kısa süreli evlilikler açısından sorunlu. Türk Hukukunda yoksulluk nafakası ile ilgili herhangi bir süre öngörülmüyor. Ayrıca evlilik süresi ve çocuk durumu da dikkate alınmıyor. Bu nedenle Kadem olarak yoksulluk nafakası ile ilgili belli kriterlerin esas alınması gerektiğini düşünüyoruz. Tabi bizim de önceliğimiz kadının yararı. Mahkemeler tarafından yoksulluk nafakasına hükmedilirken bir üst sınır belirlenebilir. Farklı ülkelerde kusur durumuna ve evlilik süresine göre değişen bir üst limit sınırlaması var. Örneğin Avrupa, Hollanda, Fransa ve Avusturya’da üst limit öngörülmüş.

Bizde de kusur durumu, kadının yaşı, çocuk olup olmadığı, kadının beden ve ruh sağlığının çalışmaya elverişli olup olmaması, eğitimi, iş bulma imkanının olup olmaması gibi durumlar değerlendirilmek sureti ile bir üst limit konulabileceği gibi kimi durumlarda süresiz olmasına da karar verilebilir. Üst limit konulması halinde ihtiyaç sahibi kadının yoksulluk ve ihtiyaç durumu devam ediyorsa devlet fonundan karşılanması gibi bir çözüm de düşünülebilir. Nafakaya hükmedilirken de hakkaniyetle hareket edilmesi bizim önceliğimiz. 1 ay evli kalan ile 10 yıl evli kalanı aynı yasa maddeleri dikkate alınarak değerlendirmek son derece sağlıksız. Dolayısıyla her bir evlilik kendi koşulları içerisinde değerlendirilmeli ve hakimler bu koşulları göz önünde bulundurarak tazminat veya nafakaya adalet ve hakkaniyetle hükmetmelidir.

Süresiz nafaka uygulamasındaki adaletsizlik sadece erkeklere değil kadınlara da zarar verdiğini düşünüyoruz. Çünkü kadınların gelecekteki ekonomik beklenti ve durumunun sadece boşandığı eşine bağlı olarak belirlenmesi kadın açısından da bir mağduriyettir. Bir kadının geleceği daha müreffeh inşa edilebilecekken kadını yalnızca biten evliliği ve boşandığı kocasından gelecek gelirin içine hapsetmek de haksızlıktır. Nafaka konusu kamuoyunda kadına bir güvence gibi gösterilirken başka bir açıdan da kadını sınırlandırdığını görmemiz gerekir. Dolayısıyla kadın derneklerinin tamamının süresiz nafakanın adaletsizliğine ilişkin hem fikir olacağına inanıyorum.

Süreli nafaka uygulamasının kadının boşanma kararında herhangi bir engel oluşturacağını düşünmüyoruz. Bir kadın boşanma kararını alırken sadece eşinden gelecek parasal maddi nafakayı düşünerek karar vermez. Kadınlar üzerinden yapılan böyle bir kurgu sadece kadınları aşağılamakla kalmıyor aynı zamanda kadınların kendi başlarına geleceklerini kurabileceklerini de hafife alıyor. Pek tabi ki boşanma taraflar için bir mücadele sürecidir. Bu sürecin çatışmadan öteye sağlıklı bir şekilde sonuçlanması toplumun huzur ve refahı için önemlidir.”

GERÇEK HAYAT – NAFAKA KONUSUNDA DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR