KADEM İZMİR TEMSİLCİLİĞİNDEN
HAŞEMA YASAĞINA İLİŞKİN
BASIN AÇIKLAMASI

İzmir’in Dikili ilçesi Kabakum mahallesinde 3 Ağustos’ta kiraladığı yazlık evin havuzuna haşema ile girmek isteyen Tuğçe Çetin’in, site yönetimi tarafından yasak olduğu gerekçesi ile havuzu kullanması engellenmiştir. Anayasa ve tarafı olduğumuz uluslararası sözleşmelerin açık hükümleri başta olmak üzere, temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması ancak kanunla olabilecekken site yönetimi ısrarla mezkur yasağın yönetim kurulu kararı olduğunu söylemiştir. Kararı görmek isteyen mağdur kadın ve eşine ise yine site görevlisi kat maliki olmadıkları sebebi ile kararı gösteremeyeceklerini ifade etmişlerdir.

Bilinmelidir ki, haşema da mayo kumaşından üretilmiş bir havuz giysisi olup, hijyen açısından hiçbir tehlike barındırmamaktadır. Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğünün 05/12/2019 tarihli görüş yazısında da bu durum açıkça belirtilmiştir. Site yönetiminin Anayasa, Sözleşme ve Kanun tanımaz şekilde aldığı bu yasak kararı yok hükmündedir.

Site yönetimi başta olmak üzere yasakçı zihniyete şunu hatırlatmak isteriz ki, temel hak ve özgürlüklere ilişkin sınırlamalar Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz. Din ve Vicdan özgürlüğü herhangi bir sınırlamaya konu olamayacak haklar arasındadır.

Türkiye’de havuza haşema ile girilmesini açıkça yasaklayan herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Üstelik yasağın dayanağı olarak gösterilen kat malikleri kurullarının bu yönde bir karar almasını meşrulaştıracak bir yasal düzenleme de yoktur. Hal böyleyken hiçbir bilimsel ve hukuki görüşe dayanmayan bu kararı alanlar ve uygulayanlar hakkında gerekli işlemlerin yapılacağına olan inancımız tamdır.

Son yıllarda defalarca benzer örneklerini yaşadığımız başörtüsüne yönelik nefret içerikli ayrımcılık eylemlerinin bu hadiseden hiçbir farkı yoktur. Metroda, tramvayda, havuzda, denizde, iş hayatında bir insanın başörtüsü ve dini inancı nedeniyle ayrımcılığa maruz kalması en hafif tabirle apaçık bir nefret suçudur.

Bizler öncelikle birer insan olarak, başörtülü ya da başörtüsüz ayrımı yapmaksızın bu yasakçı, sığ zihniyete karşı birlik olmalı, bu tarz saldırı ve müdahalelere karşı duyarlı davranmalıyız.

KADEM olarak alınan kararı ve uygulamayı şiddetle kınıyor, benzer mağduriyetlerin tekrar yaşanmaması için konunun takipçisi olacağımızı bildiriyoruz.