“Kadınlar Çifte Mesai Değil, Çoklu Vardiya Yapıyor”
KADEM’in Yeni Araştırması Kadın Emeğinin Görünmeyen Yüzünü Ortaya Koydu
Vakfımızın yürüttüğü “Özel ve Kamusal Alanda Kadın Emeği Araştırması”nın sonuçları İstanbul’da Atatürk Kültür Merkezi’nde (AKM) düzenlenen basın lansmanıyla açıklandı. Lansmana, Yönetim Kurulu Başkanımız Av. Dr. Canan Sarı ile çok sayıda davetli katıldı.

SAHA ÇALIŞMASINDAN ‘ÇOKLU VARDİYA’ ÇIKTI
2025 yılı boyunca 12 ilde gerçekleştirdiğimiz kapsamlı saha çalışmasında kadın emeğinin yalnızca ücretli çalışma ile sınırlı olmadığını; duygusal, zihinsel ve bakım boyutlarıyla kesintisiz bir “çoklu vardiya”ya dönüştüğünü ortaya koydu.
520 kadınla yapılan görüşmelerden elde edilen bulgular, kadın emeğinin “ev” ve “iş” gibi keskin ayrımlara sığmadığını gösteriyor. Kadınlar için emek; sabır, sevgi, fedakârlık, mücadele, planlama ve sorumluluk anlamına geliyor. Araştırmaya göre kadınlar işten eve döndüklerinde mesaileri bitmiyor; aksine ikinci ve hatta üçüncü bir vardiya başlıyor.
BAŞKAN CANAN SARI: ARAŞTIRMAMIZ GENİŞ ÇERÇEVEDE ELE ALINDI
“Özel ve Kamusal Alanda Kadın Emeği Araştırması” lansmanında konuşan Av. Dr. Canan Sarı, şunları söyledi:

“1 Mayıs, kadın emeği söz konusu olduğunda adaletin, fırsat eşitliğinin ve hak mücadelesinin simgesi olarak daha güçlü bir anlam kazanıyor. Kadın emeğini odağımıza alarak uzun süredir titizlikle yürüttüğümüz ‘Özel ve Kamusal Alanda Kadın Emeği Araştırmamızı’ bugün ilk kez kamuoyuyla paylaşıyoruz. Bu araştırma, bilgi ve deneyimlerimizi bilimsel verilerle güçlendirme ve kalıcı hale getirme çabamızın bir yansıması… Kadın emeğini yalnızca istihdam verileri ve çalışma hayatıyla sınırlı bir çerçevede ele almadık. Ücretli ve ücretsiz emek biçimlerini, bakım yükünü ve duygusal emeği, birlikte değerlendirerek bütüncül bir çerçeve ortaya koyduk. Çünkü kadın emeği, yalnızca maaş bordrolarında görünen bir değer değil. Çoğu zaman ev içinde, bakım süreçlerinde ve gündelik hayatın görünmeyen alanlarında varlığını sürdürüyor. Emek ve dayanışmayı konuşacağımız böyle anlamlı bir günün arifesinde, bu araştırmayı kamuoyuyla buluşturuyor olmak bizim için çok kıymetli.”
Başkan Canan Sarı’nın konuşmasının ardından SAV-AR Direktör Vekili Furkan Başarslan açılış sunumunda Behçet Necatigil’in “Perili Ev” şiirini okuyarak ‘kadın emeğini’nin önemine dikkat çekti.
İşte o şiir;
PERİLİ EV
Bak, masa, işte
Yerini bulmuş şimdi
Biz yokken bu eve
Besbelli biri girdi.
Allahım, çamaşır
Yıkanmış, ütülü!
Ben giderken bu kitap
Yere düşmüştü.
İçemezdim suyundan
Dibi yosundu, sahi!
İmkânı yok inanmam
Bu başka sürahi.
Emektar çul keçe
Yeni gibi tertemiz.
Ocakta ateş yanıyor
Yanıyor lambamız.
Hemen yatasım geldi
Bir hal olmuş perice,
Tüyden hafif
Yatağıma değince.
Gezmiş eşyada belli
Bir kadının elleri.
Okunan şiirin ardından araştırmanın yürütücüsü Marmara Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Dr. öğretim üyesi Nursem Keskin Aksay araştırmanın detaylarını kamuoyunu ile paylaştı.
Aksay sunumunda aşağıdaki başlıklara dikkat çekti.

Araştırma, kadınların yalnızca fiziksel değil, sürekli planlama, organize etme, ihtiyaçları öngörme ve aile içi duygusal dengeyi sağlama gibi görünmeyen bir “zihinsel emek” harcadığını ortaya koydu. Katılımcılar, ev içi düzenin sorumluluğunun büyük ölçüde kendilerinde olduğunu, destek görseler dahi planlama yükünün değişmediğini ifade etti.
Çalışmak Yükü Azaltmıyor
Araştırma bulgularına göre ücretli bir işte çalışmak, kadınların ev içi yükünü azaltmıyor. Aksine kadınlar hem işte hem evde üretmeye devam ederek “çifte mesai” değil, kesintisiz bir emek döngüsü yaşıyor. Kadınların önemli bir bölümü, ev içi emeğin görünmez ve değersiz kabul edilmesinden yakınıyor.

Emek Sadece Geçim Değil, Kimlik ve Mücadele
Kadınlar emeği yalnızca maddi kazanç olarak tanımlamıyor. Elde edilen veriler, emeğin aynı zamanda kimlik kazanma, özgürleşme, aileyi ayakta tutma ve hayatla mücadele etme biçimi olarak anlamlandırıldığını gösteriyor. “Emek”, kadınların anlatılarında yaşam boyu süren bir sorumluluk ve varoluş pratiği olarak öne çıkıyor.

Politika Yapıcılara Çağrı
Araştırma, kadın emeğinin yalnızca istihdam oranları üzerinden değerlendirilmesinin yetersiz olduğunu vurguluyor. Kadınların ücretsiz, duygusal ve zihinsel emeğini görünür kılan; iş-aile dengesini destekleyen; adil iş bölümünü teşvik eden ve erkeklerin de etkin olduğu bütüncül sosyal politikalara ihtiyaç olduğu belirtiliyor. Burada konunun kadın-erkek olarak da düşünülmesi ve aileye önem verilmesi gerektiği özellikle vurgulanıyor.
Vakfımızın yürüttüğü araştırmanın bulguları, toplumsal cinsiyet adaletini güçlendirecek yeni politika önerilerine de zemin oluşturuyor.

30 Nisan 2026






