KADEM, 9 Ağustos 2016 Salı günü saat 10:00’da Biz Cevahir Gayrettepe Hotel’de “15 Temmuz Darbe Girişimi Hakkında Uluslararası Basın Toplantısı” düzenledi.

10 Ağustos 2016, İstanbul

Kadın ve Demokrasi Derneği’nin (KADEM), 9 Ağustos 2016 Salı günü düzenlediği “15 Temmuz Darbe Girişimi Hakkında Uluslararası Basın Toplantısı”nda, uluslararası medya kuruluşlarının Türkiye temsilcilerine darbe girişimi ile ilgili bilgiler verdi.

KADEM Genel Başkanı Doç. Dr. Sare Aydın Yılmaz’ın yönettiği kahvaltılı toplantıda, Belçika Parlamentosu’nda kimliği ve 1915 olayları ile ilgili görüşleri nedeniyle çoğunluk tarafından baskı uygulanan Türk asıllı milletvekili Mahinur Özdemir, Sabah gazetesi Ekonomi Direktörü ve köşe yazarı Dr. Şeref Oğuz, değerli Türk edebiyatçı ve entelektüel Alev Alatlı ve Siyaset, Ekonomi & Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) Genel Koordinatör Yardımcısı İsmail Çağlar konuşmacı olarak yer aldı.

Toplantı öncesi dernekten yapılan açıklamada, sivil toplumun demokrasiyi kurmak için kilit bir role sahip olduğu vurgulandı. Dernek, 15 Temmuz’daki başarısız darbe ile alakalı uluslararası kamuoyunun eksik, hatta yanlış bilgilendirilmesini tespit ettiklerini açıklayarak, toplantının bu konudaki eksikliği gidermesini amaçladıklarını duyurdu.

Toplantıyı açan KADEM Başkanı Doç. Dr. Sare Aydın Yılmaz, FETÖ darbe girişiminin başlıca hedeflerinden olan basın kuruluşlarında yaşananlara dikkat çekti ve FETÖ’nün medya organlarını baskılamaya çalışmasını anlattı:

“Bugün burada bulunmamızın sebebi, malumuz olduğu üzere, 15 Temmuz Darbe Girişiminin dünya basınına yansımalarını değerlendirmek ve uluslararası basında darbeye ilişkin yapılan yorumları ve tespitleri gözden geçirerek, içinde bulunduğumuz bu sürece yönelik doğru bilgi aktarımını sağlamaktır.

Biliyorsunuz ki, 15 Temmuz Darbe Girişimi’nin asıl hedeflerinden biri medya ve basın organlarıydı. Askeriyenin içerisinde yuvalanmış olan FETÖ yanlısı bir grup asker tarafından Türkiye’nin tek uydu operatörü olan Türksat’a saldırılması bu girişimin ilk hedeflerinden biriydi. Ardından, darbeci FETÖ yanlısı askerler tarafından Türkiye’nin ulusal kanalı olan TRT’de spikerin korsan bildiri okumaya zorlanması ve devletin ele geçirildiğine dair Türkiye halkının bu medya organları üzerinden manipüle edilmeye çalışılması belki de tarihte görülmüş olabilecek en nadir olaylardan biridir. Yaşadığımız bu devirde, medya bir ülkenin tüm vatandaşlarına ve dünya basınına ulaşma konusunda asli araçlardan biridir. Dolayısıyla, medyaya yapılan bu müdahalenin ve halka yönelik manipülasyonun neden ilk hedefe oturtulduğunu ve bu durumun ne kadar vahim sonuçlar doğurabileceği çok açık şekilde anlaşılmaktadır.”

Ünlü edebiyatçı ve aktivist Alev Alatlı, uluslararası basın kuruluşlarının 15 Temmuz darbe girişimi ile ilgili tutumunu sert sözlerle eleştirerek, uluslararası basın mensuplarının asıl işleri olan “haber verme” işlevlerini yerine getirmediğini vurguladı:

“Batı medyası ile ilgili daha büyük bir hayal kırıklığı yaşayamazdım. 15 Temmuz’da yaşananlar ile ilgili bu embesilliğe varan umursamazlık ve sessizlik korkunç. Nasıl neler olduğunu anlatmazsınız? Ben maalesef Amerikan eğitimliyim. Maalesef, çünkü Amerika’nın kendi değerlerinden kabul ettiği demokrasiye yapılan bu saldırı karşısındaki sessizlik utanç verici. Yüzlerce insan öldü. Türkiye Büyük Millet Meclisi bombalandı. Demokrasilerin vazgeçilmezi olan seçilmiş yönetim alaşağı edilmeye çalışıldı. Ve darbe girişimi henüz bitmedi, hala devam eden bir süreç var. Böyle bir süreçte nasıl başka şeylere takılırsınız da, asıl anlatmanız gereken şeyi, süreci açık şekilde anlatmazsınız? Size tek bir şey öneriyorum: Lütfen işinizi yapın.”

Alatlı’nın eleştirilerine tepki gösteren Reuters, Sky News ve France 24 temsilcileri, soru-cevap kısmında toplantı salonunu terketti.

Ekonomist ve köşe yazarı Şeref Oğuz ise, darbe sürecinin Türk ekonomisine mevcut ve muhtemel etkilerini anlattı:

“Türkiye dünyanın en büyük 16, AB’nin de en büyük 6. Ekonomisidir. Bu kadar kısa bir sürede dünya ekonomik skalasının en üstlerine tırmanan bir ülkenin gösterdiği istisnai performansa bakarak, Türkiye’nin uzun vadede büyük bir sarsıntı geçirmeyeceğini varsayabiliriz. Türkiye’nin AB uyum sürecinde gerçekleştirdiği yapısal reformlar ve pek çok alanda attığı kararlı adımlar, hem büyümeyi sağlamakta, hem de istikrarlı bir yatırım çekme potansiyelini sürdürmektedir.”

SETA Koordinatör Yardımcısı İsmail Çağlar ise, FETÖ ile mücadelede medyanın durumu üzerine odaklanarak, FETÖ medyasını ve FETÖ’nün baskıladığı medya mecralarını anlattı:

“Şu an FETÖ sempatizanı medya mensupları arasında görülen ‘medya baskısı’ propagandasının, gerçeklikten oldukça uzak olduğuna tanık olmaktayız. OHAL kapsamında ulusal ve uluslararası medya organlarına herhangi bir engelleme ya da kısıtlama uygulandığına dair bir örnek yok. Dolayısıyla propagandanın somut bir dayanağı da yok. Fethullahçı Terör Örgütü’ne ait medya kuruluşlarına el konulması ve mensuplarına operasyonlar düzenlenmesi, terör saldırısına uğramış herhangi bir devletin en doğal refleksidir. FETÖ, iddia ettiğinin aksine, devlet kademelerinde etkili olduğu dönemlerde medya özgürlüğünü savunmak bir yana, örgüt lideri Fethullah Gülen’i eleştiren yayınlara karşı sert tedbirler alınmasını sağlamıştır.”

Türk asıllı Belçika parlamenteri Mahinur Özdemir, Batı medyasını eleştirerek, ne darbenin olduğu gece ve ertesi sabah, ne de izleyen 20 gün boyunca yabancı basında darbecilerin katlettiği insanlara dair haberler olmamasına dikkat çekti:

“Darbe olduğu gece, olaylar hakkında endişelenerek uluslararası medyaya baktım.  O an da, maalesef şimdi de hala dünyanın geri kalanının Türkiye’de yaşanan katliama karşı ilgisiz kaldığını gördüm.

Görüyoruz ki, Batılılar darbecilerin masum insanları öldürmüş olmasını kınamak yerine, darbecilerin yargılanacak olması hakkında daha çok endişeleniyor. Bu akıl almaz bir durum. Halbuki, birinin Fransa’daki teröristlerin yargılanma şekillerini sorguladığını hayal dahi edemiyorum.”

Konuşmaların ardından basın mensuplarının sorularının yanıtlandığı toplantıda, KADEM’in hazırladığı “FETÖ Terör Örgütü: Global bir tehdit ile ilgili bir özet” adlı araştırma dosyası basın mensuplarına dağıtıldı.