25 Kasım Şiddetle Mücadele Günü Kampanya Tanıtım Programı

24 Kasım 2022

Sümeyye Erdoğan Bayraktar

Değerli Basın Mensupları,

Çok Kıymetli Yönetim Kurulu Başkan ve Üyelerimiz,

Sevgili Misafirler,

Hepiniz Hoş geldiniz.

Bugün, 25 Kasım (Uluslararası) Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele günü vesilesiyle bir aradayız.

Bildiğiniz gibi 25 Kasım, tüm dünyada kadına yönelik şiddetin konuşulduğu ve şiddetle mücadelenin altının çizildiği önemli bir gün.

Kadına şiddet, savunmasız olana güç gösterisi yapmak, bu şekilde tahakküm kurmaya çalışmak, kabul edilemez bir durum. Fakat ne yazık ki tüm dünyada yaygın olarak görüyoruz.

Bu şiddet türünün kendine has dinamikleri var; fiziki güç dengesizliği, geleneksel olarak kadının ikincil görülmesi, failin genellikle en yakın halkadan olması ve çoğunlukla ev alanında, kontrol mekanizmalarının uzağında gerçekleşmesi gibi… Bu unsurlar kadına yönelik şiddetle mücadelede genel şiddetten farklı, özel yaklaşımlar gerektiriyor.

Pek çok kadın en güvende olması gerektiği yerde en yakınları tarafından şiddete uğruyor,  fakat bazen sesini bile duyuramıyor ve bir kısmı cinayete kurban gidiyor. Böyle uluslararası bir günün olması, bu acıların son bulması için farkındalık oluşturmak adına çok önemli.

KADEM olarak biz de kadınların onuru ile, korkmadan ve güvenle yaşayabilecekleri bir toplum inşa etmek amacıyla çalışıyoruz.

Bu bağlamda her yıl 25 Kasım’da, kadına yönelik şiddeti farklı açılardan ele aldığımız kampanyalar düzenliyoruz.

Sebep ve sonuçlarını bir bütün olarak değerlendirerek, bilimsel araştırmaların çıktılarından faydalanarak, şiddetin farklı boyutlarına dikkat çeken içerikler üretiyoruz.

Bu yılki kampanyamızın temasını ise ISRARLI TAKİP olarak belirledik.

Hazırladığımız kamu spotuyla ve sosyal medya içeriklerimizle ısrarlı takibin HAK İHLALİ ve bir ŞİDDET TÜRÜolduğuna dikkat çekmek,

5237 sayılı Türk Ceza Kanununda ISRARLI TAKİBİN artık SUÇ KAPSAMINA AlLINDIĞINI, kampanyamız vasıtasıyla herkese duyurmak istiyoruz.

Çünkü özellikle son yıllarda kadınların gerek fiziksel gerekse telefon ve sosyal medya üzerinden ısrarlı takibe maruz kaldığını biliyoruz.

Hangi yolla olursa olsun ısrarlı takip, kadını korkutan, tedirgin eden, baskı altına alan,

Onun huzur ve sükûnunu bozan ve güvenlik endişesi taşımasına yol açan bir eylemdir.

Daha da önemlisi, her ısrarlı takip, fiziksel şiddete dönüşme potansiyeli taşır. Yani ısrarlı takip şiddetin öncüllerinden biridir.

Bu sebeple kadınların sıklıkla maruz kaldığı ısrarlı takip eylemlerinden yola çıkarak bir spot film hazırladık. Az sonra izleyeceğimiz bu filmde pek çok kadının hikâyesinde yer alan o tanıdık sahneleri göreceğiz.

Toplumda bilinç ve farkındalık oluşması adına kampanya boyunca kamu spotumuz, saha çalışmalarımız ve sosyal medya içeriklerimizle ısrarlı takibi anlatacağız.

“Rahatsız, tedirgin veya huzursuz olduğunda, korktuğunda, kendini güvende hissetmediğinde

YASAYA TUTUN. O SENİ KORUR” diyeceğiz.

“ISRARLI TAKİP BİR ŞİDDET TÜRÜDÜR VE SUÇTUR” sloganımızla, bu eylemi hafifletmenin, görmezden gelmenin veya sessiz kalmanın doğuracağı olumsuz sonuçların altını çizeceğiz.

Şunu da ifade etmeliyim ki, ülkemizde 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun halen en etkili yargısal önlemlerden biri. Devletin attığı yeni adımlarla kadına şiddet konusunda ciddi bir yol kat edildi. Kadınlar bu süreçte önemli hukuki kazanımlar elde etti.

Zaman zaman bu kazanımların çeşitli algı manipülasyonları ve yalanlarla itibarsızlaştırılmaya çalışıldığını üzülerek gözlemliyoruz. Şunu açıkça belirtmeliyim ki; bu itibarsızlaştırma girişimlerinde öne sürülen hiçbir iddia, şiddet gören kadınların mağduriyetlerinden önemli değil.

Bu karalama kampanyalarını yürütenlerin samimiyetine inanmak oldukça güç. Zira meseleleri gerçekten çözüm olsa, gerçekten aileyi korumak olsa, kendi evinde günlerce dayak yiyen kadınların çığlığına kulak verirlerdi.

Çünkü aileyi korumak, o annenin, şerefli bir insan olarak yaşayabilmesini sağlamak ve onun haysiyetini, onurunu korumaktan geçer. Elini taşın altına koymadan sadece eleştirenler, gözleri önünde annesine şiddet uygulanan çocukları korumak için ne yapıyor?! Annesi, babasının şiddetine maruz kalan ve bu durumlara şahit olarak büyüyen bir insanın, sağlıklı aileyi inşa etmesi ne kadar mümkün olur?!

Kadına yönelik şiddetle ve her türlü şiddetle mücadele bu bahsettiğim dezenformasyonla da mücadeleyi gerektirir.

Bununla birlikte kadına yönelik şiddet sorununu sadece kanunlar, yasal düzenlemeler ve cezalarla çözemeyiz. Bu meseleye herkesin, öncelikle insani, ahlaki ve vicdani çerçevede yaklaşması gerekir. Bu çerçevede de şiddete destek veren zihniyetin dönüşmesi elzemdir.

Kadının insanlık onurunun korunduğu, sevgi ve merhametin hâkim olduğu ilişkiler, güvenli aileler ve sağlıklı nesiller adına, toplumun her bir ferdini şiddete karşı mücadelede sorumluluk üstlenmeye davet ediyoruz.

Toplumsal bilinçle, Yasal düzenlemelerle, Caydırıcı cezalarla, Devlet-sivil toplum işbirliğiyle ve en önemlisi de kadın erkek hep birlikte bu insanlık ayıbının üstesinden geleceğimize inanıyoruz.

Sözlerime son verirken

Kampanyamızın, kadına yönelik şiddete karşı bireysel ve toplumsal farkındalık oluşturmasını diliyorum.

Bugün burada bulunarak şiddetle mücadelemizde bize destek veren siz kıymetli basın mensuplarını ve misafirlerimizi saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ederim.