Saygıdeğer Başbakanım, Sayın Hanımefendi Sayın Bakanım, Sayın Misafirler, Çok Kıymetli Sivil Toplum Temsilcileri ve Siz Değerli Basın Mensupları,

8 Mart dünya kadınlar günü münasebetiyle gerçekleştirdiğimiz kadın ve demokrasi bulaşmasına şahsım ve derneğimiz adına hoş geldiniz diyor saygılarımı sunuyorum,

Bugün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü. Dünyanın her yerinde kadının anıldığı, sorunlarının çeşitli platformlarda tartışıldığı bir gün!

Biliyoruz ki, kadın toplumun en etkili, yönlendirici, birleştirici ve koruyucu unsurudur. Kadının ilerlemesi sosyal adaletin bir şartı olmakla birlikte sadece bir kadın sorunu değildir. Bu konu,  sürdürülebilir, adil ve kalkınmış bir toplumu inşa etmenin tek yolu olup, politik, sosyal, ekonomik, kültürel ve çevresel güvenliği başarmanın da ön koşuludur. Demokratik, ileri bir toplum için, kadınların güçlendirilmeleri, etkinlik alanlarının genişletilmesi, eğitim, istihdam, sağlık, siyaset, hukuk vb. alanlarda eşit fırsat ve olanaklardan faydalanabiliyor olmaları dolayısı ile büyük önem taşımaktadır.

Tüm dünyada tartışılan kadın kimliği, ülkemizde ırksal, kültürel, etnik,  dini,  ve benzeri farklılıkları içerisinde algılanmakta ve bu farklılıkları ile gerek sosyal gerek siyasal hayatımızı zenginleştirmektedir,  Bu zenginlik sadece demokrasimizi güçlendirmemekte aynı zamanda toplumsal ahengimizi de ortaya koymaktadır,  Osmanlıdan günümüze bu çeşitlilik ve kimlik zenginliğini yaşayan ülkemizde kadınlar,    erkeklerle birlikte sosyo-kültürel, siyasal tarihimizin inşa ve ihyasında büyük roller üstlenmişlerdir. Unutulmamalıdır ki,  istiklal savaşının Nene Hatun’u, Halide Edip Adıvar’ı, Halime Çavuş’u, bizim kadınlarımızdır. Tarih bu konuda bize şöyle seslenir; Kadının müdahil olmadığı, kafasında yer bulmadığı, hiçbir sosyo-kültürel ve siyasal hareket başarıyı yakalayamaz.

Türkiye ekonomisi, siyaseti, sosyal hayatı ve demokrasisi ile gelişirken bu sürece en fazla katkıyı veren kadınlarımız olmuştur.  Takdir edersiniz ki kadınlarımız bu süreçte  kendilerini yenilemekte, geçmişin pratiklerini sorgulamakta ve yine kendilerini ifade edebilecekleri sivil toplum  örgütlerine ihtiyaç duymaktadırlar.  Bu ihtiyaç beraberinde kadın stkların sayılarının artmasını ve demokrasiye olan inancı getirmektedir.

Ancak şunu ifade etmek isterim ki, demokrasinin en somut, tek ve en meşru aracı  olan sandığa seçmen olarak kadının iradesinin yansıması  kadınlarımıza yetmemektedir.  Hayatımızı şekillendiren tüm alanlarda, gerek karar alma mekanizmaları gerek temsil organlarında daha fazla yer almak  ve  geleceğin  şekillenmesinde aktif birey olmayı istemektedirler.

Bu yüzden bu gün burada Türkiye’nin farklı yerlerinden gelen kadın odaklı çalışma yapan 100 ü aşkın Sivil Toplum örgütü ile var olan demokrasimizin, toplumsal ahengimizin ve kalkınmamızın, sivil irademizin devamı için kadın varsa demokrasi var diyoruz.

Değerli Konuklar,

Malumunuz sivil toplum biraz da tek başımıza yapamadığımızı hep birlikte yapabildiğimiz toplumsal buluşma alanı. İşte biz de Kadem olarak, kadınların  sosyo- ekonomik ve siyasal hayata aktif katılımlarını desteklemeği kendimize birincil görev eddedik. bu bağlamda kadınımızı yaralayan, temelinde ahlak, hukuk ve adalet olmayan kadına yönelik şiddet meselesinde  “erkeksen öfkeni yen dedik, vicdanları rahatsız eden kız çocuklarının erken yaşta yaptıkları  evliliklerle mücadelede “ insafa gelin” çağrısında bulunduk. Sosyo-siyasal hayatımızın esası olan demokrasimizi kesintiye uğratan 28 Şubat darbesine karşı “ benimde şikayetim var dedik, ve bugün kadının ataerkil yapının gücünün karşısında yaklaşan yerel seçimlerde siyasal temsilinin artması için “kadın varsa demokrasi var diyoruz, bundan sonra da kadının mağdur edildiği, ötekileştirildiği konularda fikirsel ve eylemsel çalışmalar yaparak,  kamuoyu farkındalığı oluşturmaya ve toplumsal bilinçlendirmeye katkıda bulunmaya devam edeceğiz.

Kadının konumunu yükseltme ve demokrasi kültürünü geliştirme yolunda birlikte çalıştığımız sivil toplum kuruluşları ile bugün daha da güçlüyüz. Desteğinize, işbirliğinize Kadem olarak çok teşekkür ediyoruz.

Kıymetli misafirler,

Bizler kadın ve erkeğin bir bütünün iki eşit yarısı olduğuna inanan bir gelenekten geliyoruz.  Cinsiyetler arası adaleti şiar edinen bir dinin mensupları olarak kadın ve erkeğin karşılıklı adalet ve hakkaniyet içinde yeryüzünü birlikte imar edeceğine inanıyor ve bunun için çabalıyoruz.

İşte bugün bu sorumluluğu yeniden hatırlama vaktidir!

Ülkemizde bu temel prensibi hayata geçiren güzel gelişmeler yaşanmaktadır. Hükümetimiz öncü çalışmaları ile kadına karşı şiddetle etkin bir mücadele gerçekleştirmektedir. Kadın istihdamının önündeki engeller kaldırılmakta ve en önemlisi toplumumuzun huzuru, geleceğimizin teminatı için aile birliğinin güçlenmesi yönünde politikalar yürütülmektedir. Hem kadını, hem erkeği ailenin korunması için seferberliğe davet eden projeler geliştirilmektedir.

Değerli misafirler,

Bugün özellikle altını çizmek istediğim bir konu var. Biliyorsunuz Türkiye Cumhuriyeti’nde kadınlara seçme ve seçilme hakkı tam 79 yıl önce verildi.  Ancak bu hak yıllardır hepimizin utancı haline gelen bir eksikliği de beraberinde taşıdı. Seçilen kadının inancından ötürü ötekileştirilmesi nedeniyle bu hak eksik uygulandı.  Başörtülü kadınlarımız seçti ancak seçilemedi.

Tam 79 sene sonra! Bu gecikmiş hakkın verilmesinde başta sayın başbakanımıza ve hükümete tüm kadınlar adına huzurlarınızda teşekkür etmek istiyorum.

Kadınların ertelenmiş, ellerinden alınmış hakları artık bir bir iade edilmektedir

İnanıyorum ki demokratikleşme süreci kadın, erkek ve tüm toplum adına önemli kazanımlar getirmeye devam edecek. Kadınların mantık, duygu, kültür ve his zenginliğinin toplumsal, siyasal, akademik, ekonomik her alanda parıltısının görülmesi devam edecek.

Hayatın ağır yüklerini taşıyan, elinin emeğini gözünün nuru ile birleştiren, küçük yüreğine koskoca sevgiler sığdıran, güçsüz bedenlerin güçlü kahramanları kadınlar!

Eksik Olmayın,  Gelin,  Yeni Türkiye’nin demokrasi inşasında ortak hareket edelim, daha güçlü bir Türkiye’yi gelecek nesillere hep birlikte emanet edelim.

Daha önce de ifade ettiğim gibi bugün dünya kadınlar günü, dünyanın dört bir tarafında, çocuklarıyla savaşın ortasında kalan veya çeşitle nedenlerle hak hukuk adalet ve demokrasi mücadelesi veren kadınları yürekten destekliyor, verdikleri mücadelede zafer diliyoruz.

Değerli konuklar,

Sözlerimi bitirirken bu önemli günde bizimle birlikte olan, desteğini sunan bakanlığımıza, çabalarımıza el ve gönül veren tüm stk’lara katkılarından dolayı teşekkür etmek istiyorum.  Ayrıca, kadının güçlenmesi için çalışan, verdiği destekle bizi yalnız bırakmayan, kurucularımızdan sayın Av. Özlem Zengin Topal’a sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.

Kadına verdiği değerle, her daim bizimle birlikte olan, yolumuzu açan Sayın Başbakanımıza tüm kadınlar adına şükranlarımı sunuyorum.

Kadın varsa Demokrasi Var diyerek 8 Mart Dünya Kadınlar gününüzü kutluyor saygılarımı sunuyorum.