Sayın Bakanım,

Sayın Rektörüm,

Hocalarım,

Çok kıymetli katılımcılar,

Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM) Gaziantep Temsilciliği ve Hasan Kalyoncu Üniversitesi ortaklığı ile İpekyolu Kalkınma Ajansı desteği ile geçekleştirilen Genç Kadın Liderler Forumu 2016’ya hoş geldiniz.

Bugün burada  üç büyük medeniyete ev sahipliği yapmış, son üç yüzyıldır güç ve iktidar savaşlarının odağı haline gelmiş Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgesinin uğradığı değişimi ve bugün ve gelecek için taşıdığı fırsatları konuşma fırsatı bulacağız.

Söz konusu olan Ortadoğu olduğunda  coğrafyasıyla, kültürüyle, kaynaklarıyla, fikirleriyle, ideolojileriyle, dini yapısıyla dünya üzerindeki diğer bölgelerden farklı bir konuma sahip dinamik bir bölge gelir akla. Ortadoğu tarihi  boyunca  çeşitli ırk, dil, din  ve ideolojiden insanların bir arada yan yana yaşadığı, kültürlerin birbirini beslediği  toprakların ev sahibidir.  Doğusuyla batısıyla tüm dünya insanlığın kendisine ait bir değer bulduğu kültür beşiği olan değerli bir coğrafyadır. Bir coğrafyayı değerli kılmak için yeten bu değerlerin yanı sıra Ortadoğu  Doğuyla-Batının, Kuzeyle Güneyin kesiştiği coğrafi kavşak olmasıyla,  maddi zenginlikleri ile tarihin her döneminde güç ve iktidar mücadelesi veren devletlerin çıkar hesaplarının odağında olmuştur. Din, siyaset ve ideolojinin bir coğrafyanın kaderini nasıl derinden etkilediğinin yaşayan örneğidir Ortadoğu. Yüzyıllardır güç peşinde koşanların binbir çıkar planının gölgesi altında yaşayan/ yaşamaya çalışan insanların var olduğu coğrafyanın adıdır Ortadoğu.

İşte bugün  son üç yüzyıldır dünya devletlerinin hegemonik ve sömürgeci bir yaklaşımla yaptıkları  planların birbirine dolaştığı, adeta bir düğüm haline geldiği bir dönemi hep beraber yaşıyoruz. Milyonlarca insanın, kadınların, çocukların bombalar, ateşler altında yaşadığı, yüzbinlerce insanın hunharca öldürüldüğü ve bir o kadar insanın ülkelerini terk ederek yersiz yurtsuz hayata tutunmaya çalıştığı bir dönem bu. Bir insanın kaderinin dünyanın bir ucunda yaşayan diğer bir insanın kaderi ile bağlantılı olduğu bir dünya hayatında kuşkusuz ki yanı başımızda hatta kimi yönleriyle içimizde yaşanan savaş, yoksulluk, terör gibi  bugünümüzü, geleceğimizi tehdit eden sorunların çözümü  için hepimize düşen sorumluluklar vardır.

Bu bilinçle, KADEM olarak bizler oryantalist söylemleri şiar edinen, kadın haklarını modern tezlerle savunmak adı altında kadınlarımızı ötekileştiren bakış açılarına da karşı çıkmaktayız. Seküler dünyanın tek tipleştirdiği kadın imajını, inancımızı, değerlerimizi ve aslımızı, referans alarak aşabiliriz. KADEM, kadınların gücünden ilham alan, bu güçle fikirler üreten, ürettiği projelerle yaşama dokunan bir dernektir. Toplumsal değerlere, yine bir kadın sağduyusu ile sahip çıkan, ve bu değerleri referans alarak kadını  ötekileştiren algılarla mücadeleyi, toplumun huzurun ve adaletin gereği için bir görev olarak görmektedir.

İşte tam da bu sebeple, kadim tarihimizde olduğu gibi, adaletin ve hakkaniyetin düstur edinildiği, kadının değerli görüldüğü sağlıklı bir topluma ve geleceğinden umutlu, her bakımdan bilinçli bir nesle sahip olmak için, genç dimağlara adalet ve hakkaniyeti temel alan bir bilinç geliştirmeye çalışıyoruz.

Değerli konuklar,

Bu coğrafyanın büyük bir ozanı vardır,

Kadın insandır biz de insanoğlu demiş Rahmetli NEŞET ERTAŞ.

Bireyin hayat boyu devam eden eğitimini aldığı ilk yer ailedir. Hayatta kazanılan değerlerimizin çoğu, aileden alınan eğitimin üzerine inşa edilir. Bireyin ilk öğretmeni ANNE’dir. Özellikle cinsiyetin insan kimliği için bir üstünlük nedeni olamayacağı görüşü, önce ailede kabul görmelidir. Temel hak, inanç ve hürriyetin olmadığı, aksine cinsiyet ayrımı başta olmak üzere  herhangi bir ayrımın kabul görüldüğü toplumda saygı ve empati  yerine şiddet, hak yerine  mağduriyet hüküm sürer! İşte bu yüzden, Bilinçli, vicdanlı ve adaletli bir  neslin hakim olduğu toplum için, temek hak ve özgürlüklerin insani değerler üzerinden kabul edildiği ve içselleştirildiği bir toplumun inşasını hep birlikte yapmalıyız!

Kurulduğumuz günden bu yana, bizler KADEM olarak kadının İNSAN hakları dedik. Çünkü biz, kadını cinsiyetçi yaklaşımlardan arınmış, kadın ve erkek arasında adaleti önceleyen bir yaklaşımı benimsiyoruz. Bu yaklaşımın, toplumsal hafızaya yerleşmesi ve bu doğrultuda ortak bir bilinç oluşması kaygısıyla demokrasi kavramına özellikle vurgu yaptık ve yapmaya devam ediyoruz. Demokrasinin sadece söylemlerde geçtiği bir toplum olmak yerine,  sosyal, siyasal ve ekonomik alanlarda birlikte var olan birlikte üreten ve nesilden nesle geçecek bir toplum inşa etmeliyiz.

Değerli konuklar,

Bu coğrafyanın ve dünya kadınlarının bir araya gelip bu bölgenin sorunlarını ve bu coğrafyanın gelişimi için çözüm önerilerini tartışacakları bu platform büyük önem taşımaktadır. Kadınlar barışın tesis edilmesinde ve sürdürülmesinde, uzlaşı sağlanmasında ve toplum tarafından içselleştirilmesinde kadınların gücü ve rolü yadsınamaz. Bu büyük gücü ortaya çıkarmak ve bölgeye istikrarın getirilmesi için bu tür forumlar önemli fırsatlar sunmaktadır.

Bugün burada temsilcileri bulunan Mısır, Lübnan, Tunus, Fas gibi komşu ülkelerin, Avrupa’nın ve tüm dünya ülkelerinin Ortadoğu’nun içinde bulunduğu  savaşın, yoksulluğun, terörün pençesinden çıkması, barışın ve refahın sağlandığı bir geleceğin inşası için işbirliğinde bulunarak etkin çalışmalar yapması gerekmektedir. Bilhassa da toplumun ana unsurlarından biri olan, tarih boyunca medeniyetin değerlerin gelecek nesle taşıyıcısı olmuş kadınların bu süreçte aktif olması gerekmektedir.

Kadınların  toplumda, siyasette, iş veya aile hayatında çıkan herhangi bir sorunda etkilenen  olduğu kadar çözüm yollarını da belirleyen olması  yaşanabilir adil bir dünyanın inşası için olmazsa olmazlardandır. Bu amaçladır ki KADEM olarak bizler  kadınların yaratılıştan  kaynaklanan özelliklerini koruyarak sosyal, siyasal ve ekonomik hayatta  adilane bir düzen içerisinde  var olmaları için çalışmaktayız.  İşte bugün burada da aynı amaç doğrultusunda  bir araya geldiğimiz Genç Kadın Liderler Zirvesi 2016’da  her biri ülkeleri için bir değer olan kıymetli katılımcılarımızla bölgemizin sorunları bu sorunların üstesinden gelmek için  geleceğin inşası için neler yapabileceğimizi değerlendireceğiz.

Değerli Konuklar,

Arap ülkelerinin demokrasi ve özgürlük hareketi olarak başlayıp birçok diktatörün devrilmesini sağlayan Arap Baharı bölgede siyasi çekişmelere sebep olmuştur. Bu durumu fırsat bilen küresel güçlerin bölgeyi iktidar savaşına döndüren çatışmalarında yüzbinlerce insan hayatını kaybetmiş, milyonlarca insan yerinden olmuştur. Bugün hala devam eden ve ne zaman biteceği öngörülemeyen Suriye’ deki savaş bunun en canlı örneği olarak önümüzde durmaktadır.  Suriye’de bugüne kadar sayıları tam olarak bilinemese de yaklaşık 470 bin kişi hayatını kaybetmiş, yaklaşık 12 milyon Suriyeli evini terk etmek zorunda kalmıştır. İnsanın,  insan hakkının, demokrasinin kürsülerde savunuculuğunu yapan dünya ülkelerinin gözleri önünde bir insanlık dramı yaşanmaktadır. Kimi ülkelerin görmezden geldiği kimilerinin sınırlarında tel örgüler altında gayri insani şartlarda geri dönmeye zorladığı, kimilerinin ucuz iş gücü olarak gördüğü milyonlarca Suriyeli mülteci yaşam mücadelesi vermektedir.

Tarihi boyunca mağdur insanlara kapısını açan Türkiye bu süreçte de sınır komşusu, tarihi ve kültürel bağları olan Suriyeli sığınmacılara da savaşın ilk gününden itibaren açık kapı politikası ile ev sahipliği yapmıştır/ yapmaktadır.  Beş yılda sayıları 3 milyonu bulan Suriyeli sığınmacı için Türkiye bugüne kadar tek başına yaklaşık 10 milyon dolar harcama yapmıştır. Bununla beraber Türkiye her fırsatta uluslararası arenalarda mülteci krizine dair farkındalık oluşturmaya ve sığınmacıların zarar görmemesi için hiçbir sorumluluktan kaçmamaktadır.

Sadece Türkiye’de sayıları  3 milyonu bulan sığınmacıların  %80’inin kadın ve çocuklardan oluştuğu düşünüldüğünde yapacak daha çok işimiz dokunacak daha çok sorunumuz olduğu görülecektir.  Suriyeli mülteci krizi her geçen gün kartopu misali  büyüyen,  çok yönlü, köklü  uluslar arası çözümler gerektiren, bölgeleri aşan bir sorun olarak tüm dünyanın sorumluluğunda çözüm beklemektedir.

Değerli Katılımcılar,

Biz her insanın iyilik üzere, saf ve masum olarak dünyaya geldiğine inanırız. Ve biliriz ki içinde bulunulan çevre, yetişme koşulları insanı iyiliğe ve kötülüğe meylettirir. İnsanın iyi ve kötü bilgisi ailesinden, çevresinden aldığı eğitimle şekillenir. Ünlü düşünür  Sokrat ın da dediği gibi kötü insan yoktur cahil insan vardır.

Zamanında müdahale edilip, çözüm üretilemeyen her sorun gelecekte bir başka sorunu doğurur. Bu doğrultuda bölgemizde giderek artan radikalleşme, ideolojik din algılarının altında bölgemizde yıllardır süren savaş ve çatışma ortamında yetişen nesillerin tükenen umutlarını, yitirilmiş duygularını aramalıyız. Bugün tüm dünyanın karşı karşıya kaldığı radikalleşme, artan terör olayları dün insanlığın kayıtsız kaldığı savaşların, çatışmaların, insanlık ihlallerinin bir sonucudur. İşte bu yüzden barış ve refah içinde bir dünyada yaşamak istiyorsak dünyanın bir ucunda yaşanan veya  yanıbaşımızda yaşanan bir haksızlığa bir hele ki bir insanlık dramına kayıtsız kalamayız.

Değerli katılımcılar,

İnsanın özne olduğu bir sorunda ancak çözümünde de özne olabilen insanlar sorunlara çözüm üretebilir. Kadın – erkek tüm insanlığın muhatap olduğu sorunlara yine beraberce yan yana çözümler üretebiliriz.  Kadının öznesi olduğu bir sorunun çözümü  kadın olmadan muhakkak ki  çözümü olamayacaktır.  Kadını uygulayıcısı olacağı bir kararda rol alması kadın dostu politikanın, uygulanabilir bir kararın dahi yaşanabilir bir toplumun kuruluşunda esas niteliği taşır. Bugünün ve geleceğin imarında dün olduğu gibi kadınların ana unsur olarak  toplumun sosyal, siyasal ve ekonomik hayatta yer alması hakkaniyete dayalı adil demokratik bir düzenin gereğidir.

Değerli konuklar,

Her kriz beraberinde fırsatları da getirir. Bugün burada bölgemizin kalkınması, yeniden özgürce inşaşı için önümüzdeki problemler kadar  çözüm önerilerini, fırsatları konuşacağız.  Malumunuz bölgemizde siyasi, sosyal ve ekonomik pek çok değişime, değişen dengelere şahitlik ediyoruz. Küreselleşme, bilginin serbestçe dolaşımı, teknolojinin ulaşılabilirliği yeni imkanları da beraberinde getiriyor. Dünya ekonomisinin üçte birini oluşturan enerji sektörünün hammadde kaynağı olan bölgemiz kaynak ve transit bölge olarak hala önemini koruyor. Biliyoruz ki enerji kaynakları bölgede devam eden vekalet savaşlarının  da en önemli argümanlarından biridir. Bölgenin kalkınması bölge kadınlarının çatışmayı önleyecek güçlerinin barışa evrilmesini bu yapacağımız çalışmalarla gerçekleştirmeyi ümit ediyoruz.

Çünkü bizler için kadın bir nefestir. Nefes olmadan hayat, nefes olmadan can, nefes olmadan barış olmaz.