KADEM  “Ermeni İhtilali” ifadesini kabul etmediği ve kullanmadığı için partisinden ihraç edilen Mahinur Özdemir’e verdiği desteği deklare etmek amacıyla 1 Haziran 2015 Pazartesi günü saat: 14:00’de Belçika İstanbul Konsolosluğu önünde bir basın açıklaması yaptı. Çok sayıda kadın üyemizin ve basın mensuplarının destek verdiği eylemde basın açıklamasını KADEM Kurucu Başkanı Yard. Doç. Dr. Sare Aydın okudu. Basın açıklamasının ardından Sare Aydın ve Bşk. Yardımcısı Sümeyye Erdoğan konuyla ilgili tepkimizi iletmek üzere Belçika Konsolosu’yla görüştü.

KADEM’in Mahinur Özdemir’e uygulanan çifte standart ile ilgili kamuoyunu insiyatif almaya ve tepki vermeye davet ettiği basın açıklaması şu şekildedir:

“Mahinur Özdemir Yalnız Değildir!

Belçika parlamentosunda milletvekili Mahinur Özdemir’in 1915 olaylarıyla ilgili Ermeni iddialarını tanımadığı gerekçesiyle Merkez Demokrat Hümanist (CDH) partisinden ihraç edilmesinin kabul edilebilir hiçbir tarafı bulunmamaktadır.

Hemen her fırsatta İfade özgürlüğünün temel bir özgürlük olduğunu belirten, her platformda bunu Türkiye’nin karşısına çıkartan Avrupa’nın çelişkilerle dolu bu tavrı kendi ikiyüzlülüğünü net ortaya koymaktadır.

Aldıkları siyasî kararlarla tarihi yargılamak peşinde olan Avrupa, kendi geçmişinde yaptığı zulümleri ve soykırımları ısrarla görmemektedir. Demokrasinin beşiği olan Avrupa’nın özellikle Afrika kıtasında yaptığı zulümler tarih kitaplarının kara delikleridir

Geçmişi sadece karşı dinlere değil kendi dinine mensup milletleri dahi engizisyon utançlarıyla katletmek, kılıçtan geçirmek yada sindirilmiş toplumları asimile etmek olan bir medeniyetin, kendi günahlarını unutup bilimsel tarihçiliğe uymayan gerekçelerle milletimizi hedef almalarına hangi mantık izahat getirebilir

Kızılderililerden Cezayirlilere, Tunuslulardan Kongolulara dün de bugünde kendi emperyal hedefleri uğruna katledilenler Müslümanlar ve İnsanlık değil midir?

Bırakın geçmişi şu anda dahi Akdeniz’in sularında kaderine terkedilen Savaş mağdurları göçmenleri hiçbir şey yapmadan izleyen ve bir anlamda onları mavi sularda mezarlarda ölüme terk eden Medeniyet tek dişi ile bugün insanlık dersi vermeye çalışanlar değil midir?

Türk asıllı milletvekili Mahinur Özdemir’e ihraç kararı veren Belçika’ya sormak istiyoruz, Belçika’nın 20. Yüzyılda Afrika’da Kongolulara yaptıkları soykırım değildir de nedir? Kongolulara yapılanlar insan dimağının almayacağı, insanlık vicdanının kabul edemeyeceği eziyet ve soykırımlarla doludur.

20 milyon olan Kongo nüfusunun bu yapılanlar neticesinde yarı yarıya düşmesi, öyle sanıyoruz ki salt bir kaynak arayışı ve buna bağlı olarak meydana gelen “zayiat” olarak tanımlanamaz.

Tarihçilerin ele alması gereken konularda siyasî netice umarak sürekli Türkiye’nin karşısına getirilen konular, ayrımcı Avrupa’nın en iyi ihtisas alanı olarak karşımıza çıkmaktadır.

Bundan hareketle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde yer alan ifade özgürlüğü; özgür bir birey olmanın ve özgür bir topluma sahip bulunmanın en önemli öğelerinden biri olarak nitelendirilmiş ve koruma altına alınmıştır. Ancak görülmektedir ki bu özgürlük Avrupa’nın siyasî menfaatleri mevzubahis olduğunda ifade kısıtlamalarına ve hatta yaptırımlara kadar varabilecek merhalelere gelmektedir.

Görülen o dur ki 1915 olaylarıyla ilgili Belçika Parlamentosu tarihi gerçekleri araştırma gereğini duymadan aldığı siyasî bir karar üzerinden, kendi halkı tarafından seçilmiş bir milletvekilini ifade özgürlüğü kapsamından çıkarıp, cezalandırmakta; Avrupa Birliği’nin temel bireysel hak ve özgürlüklerini koruma hükmüne kolaylıkla ters düşebilmektedir.

Şu çok iyi bilinmelidir ki, muhteviyatında tarihi kini ve nefreti barındıran, bireysel hak ve özgürlükleri hiçe sayarak cezalandırarak alınan bu kararı şiddetle kınıyoruz.

Bu karar ile Avrupa’da Müslüman kimliğiyle ve kadın olarak iki kez dezavantajlı bir konumda olmasına rağmen, Mahinur Özdemir’in kişisel emeğiyle ve alın teriyle sahip olduğu başarı saf dışı edilmiştir. Mahinur Özdemir’in mensubu bulunduğu partinin bu tutumu kişisel hak ve özgürlükleri, düşünce ve ifade özgürlüğünü hedef alan kadına yapılan bir ayrımcılık örneğidir.

Ayrıca merkez demokrat hümanist partisinin almış olduğu bu kararın Avurpa’da ve Belçika’da islamofobinin bir tezahürü olasından endişe duymakta ve bu kararın ivedilikle insan ve kadın onuruna yakışır bir şekilde düzeltilmesini ümit ediyor ve bekliyoruz.

Tıpkı Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanımızın dediği gibi; İnsanlar da ülkeler de politikalar da, eğer yüce dinimiz İslam’a, mensubu olmaktan gurur duyduğumuz Milletimize ve bu ümmetin kadim kardeşliğine düşmansalar niyetlerini dolaylı yollardan değil Müslüman Türk parlamenterler üzerinden değil açıkça “Adam” gibi ifade etmelidirler.

Değerli basın mensupları biz tüm Kadın STK’ları olarak ve burada bizimle birlikte olan katılımcılar olarak Avrupa kıtasına seslenmek istiyoruz. Uzun yıllardır dayanışma ve işbirliği içerisinde olan devletler ve kültürler ve ekonomiler olarak ancak İslamofobyanın, ırkçılığın ve ayrımcılığın karşısında durarak var olan ilişkilerimizi geliştirebiliriz.

2. Dünya savaşından sonra Avrupa kıtasında çalışarak kıtanın kalkınmasında son derece önemli olan Türk vatandaşları ve bunlardan bir tanesi olan Türk asıllı seçilmiş Milletvekili Mahinur Özdemir’e yapılan bu ihracın karşısında ve her şartta Mahinur Özdemir’in yanında olacağımızı tüm kamuoyuna saygılarımla arz ederiz.

Kadın STK’lar adına KADEM Kurucu Başkanı Doç.Dr.E.Sare Aydın Yılmaz”