1. Özgecan Aslan davasını takip etmek üzere gittiğiniz Tarsus Adliyesi’nin önünde, kadın kuruluşlarının saldırısına uğradınız. Neden yapıldı bu saldırı sizce?

Kadın haklarını savunan bir sivil toplum kuruluşu olarak, Özgecan Aslan davasının ilk duruşmasını takip etmek ve Özgecan’ın ailesine destek vermek üzerine 25’e yakın üyemiz ve avukatlarımızla Tarsus adliyesindeydik. Ancak, adliye bahçesine girdiğimiz andan itibaren alanda bulunan diğer grupların tepkisiyle ve yıldırmasıyla karşılaştık. Adliye önündeki basın açıklamamızı yaptığımız esnada basın açıklamamızı engellemek isteyen yüzlerce kişi üstümüze doğru sloganlar eşliğinde yürüdü. Grubumuzla üstümüze yürüyen kalabalık arasında kalan basın mensupları kenara geçince, kalabalıkla burun buruna geldik. O esnada slogan atan kalabalık grup içinden hakaretler ve tehditler işittik, ellerinde dövizlerimizi taşıyan üyelerimizin elleri tutularak cebren aşağı indirildi. Tüm bu eylemler sebebiyle basın açıklamamızı yarıda bırakmak zorunda kaldık. Bu anlattığım ilk saldırı idi. Özgecan Aslan’ın ailesini ziyaret etmek için adliyeden ayrıldığımda, alanda bekleyen arkadaşlarım tekrar tekrar tacizlere maruz kaldı, bu tacizler arttığında ve grubumuz karşısında yeniden bir kalabalık toplandığında çevik kuvvet tekrar müdahale etti.

Toplumda büyük infial uyandıran Özgecan Aslan’ın davasını takip etmek için alana gelen, kadına yönelik şiddeti telin eden bir topluluk neden kadın haklarında savunuculuk yapan bir sivil toplum örgütüne daha somut bir ifade ile KADEM’e karşı saldırgan bir tutum sergiliyor?  Bu sorunun birincil muhatabı kuşkusuz eylemi gerçekleştirenlerdir, bir grup kadına karşı gösterdikleri saldırgan tavrın söylemleri ve ilkeleri ile olan çelişkisini muhakkak izah etmeleri gerekmektedir.

Bizler bu saldırgan tavrı; kamusal alanda kadın meselelerine çözüm üreten, sahaya inen kadınlar olarak görünmemize kati surette tahammül edemeyen bir zihniyet olarak okuyoruz. İçlerinde sivil toplum örgütlerinin de bulunduğu bu grupların ciddi bir samimiyet testine ihtiyaçları olduğunu düşünüyorum. Zira, bu gruplar kadına yönelik şiddeti bir nefret siyaseti ile iktidar problemi haline getirmekten başka bir çözüm vadetmiyorlar, Özgecan’ın masum davasını araçsallaştırarak tuhaf ve ham bir öfkeyle ucuz siyasi polemikler oluşturmaya çalışıyorlar. Bu grupların sahada kullandıkları söylemler ve üslupları gösteriyor ki, kadına şiddeti protesto ederken bizzat kendileri bu şiddet sarmalını oluşturmakta ve KADEM’e gösterdikleri şiddeti meşru bir zemin olarak görmektedirler. Yıllardır kadın meselelerini nefret ve öfkelerine alet eden ve kadını araçsallaştıran bir zihniyetle mücadele ettik, Özgecan’ın masum davasını savunmaya giden, ailesine destek olmaya giden KADEM’e yapılan saldırı esasında demokrasiye yapılmıştır. KADEM olarak biz asıl dikkat edilmesi gereken noktanın; ‘Kadına yönelik şiddetin önlenmesi’ olduğunu ve bu gerekçe ile tüm kadınların birleşmesi gerektiğini savunurken, duruşma esnasında adliye bahçesinde bulunan gruplarca tarafımıza gösterilen şiddeti kabul edilemez buluyor ve kınıyoruz.

  1. Yaşanan bu üzücü olayda, 7 Haziran seçimleri sonrasının politik ortamının etkisi de var mı?

KADEM’e yapılan bu saldırı, bize gösteriyor ki yıllardır kadın meselelerini tekellerinde tutmaya çalışanlar, bugün kendi alanları olarak varsaydıkları bu alanlarda kendilerinden ‘farklı’ düşünen kadınların da bulunduğunu ve bu farklı kadınların talep ve ihtiyaçlarını yüksek sesle dile getirdiğini görünce tahammül edemiyorlar, ötekileştirme eğilimleri tekrar tekrar kendisini gösteriyor, bu farklı kadınlara yönelik şiddet içerikli söylem ve tavırlar yenileniyor. Üstelik bu durum öyle bir hal alıyor ki, tüm kadınlar adına konuşma yetkisini elinde bulundurduğunu zanneden bu gruplar, kendilerine kimin kadın olup olmadığını belirleme makamını da bahşetmişler. Ve bu tavırları ile de bir kısım kadın üzerinde kendi iktidarlarını kurmayı deniyorlar. Çok tuhaftır, bize yönelen sloganlarından biri şudur: “ KADEM sussun, kadınlar konuşsun.” KADEM’i oluşturan kadınlar onların yıllardır görmekten kaçındığını kadınlar olmalı ki, kadın olduğumuzu unutmalarını açıklayabilelim. Yine KADEM aleyhine atılan bir slogan da bizim yıllar önce işittiğimiz bir diğer söylem: ‘KADEM dışarı” Malumunuz Merve Kavakçı’yı meclis salonundan çıkarmak için benzer bir nara atılmıştı. Bu sebeplerle bu saldırının şimdi var olan bir politik ortamla doğrudan ilgisi olduğu kanaatinde değilim, uzun bir süredir halkın bir kesimini hor gören bir tutumun yansıması olarak görmek mümkün. Bunun yanında söz konusu tavır herhangi bir siyasi tutumla da izah edilemez. Zira eleştiriyi, muhalefeti, itirazı bırakıp sadece nefret ve öfke üzerinden politik bir tavır almak anlaşılır değil.

Söz konusu adliye önündeki saldırı boyutları ve görünümü itibariyle ilk tecrübemiz olsa da, daha evvelde bu topluluk bileşenleri ile bir arada bulunduğumuz birçok ortamda benzer saldırgan tavra maruz kaldık. Birçok toplantı ve çalıştayda ve hatta TV programında şiddet kültürünü besleyen öfkelerine muhatap kaldık, hiçbir zaman bu nefrete karşılık vermeden meselemiz olan kadın sorunlarını konuşmaya gayret ettik.  Bizler, kadını ilgilendiren hiçbir meseleyi araçsallaştırmadan sağlıklı zihinlerle ve samimiyetle çözülmesi taraftarıyız. Bunun için şimdiye kadar yaptığımız gibi, sorumluluklarımızı yerine getirmeye devam edeceğiz.

  1. Böyle bir olayın başınıza gelebileceğini düşünmüş müydünüz hiç? İlk tepkiniz ne oldu?

Bu denli bir saldıraya muhatap olacağımız ihtimalini düşünmedik, ancak görüyorsunuz ki adliye önünde diğer grupların karşılarında Özgecan davası için adalet isteyen sivil bir STK’nın olduğunu unutarak attıkları ayrımcılık ve şiddet içeren sloganlar ve saldırılar kabul edilemez. Orada yaşadığımız bu saldırının yanında, diğer grupların orada bulunma amacının ve söyleminin bu kadar çelişmesi kadın hareketinin geldiği noktada patinaj yaptığının bir göstergesidir, böyle bir mücadele yöntemi kabul edilemez. Bu sebeplerden dolayı alanı duruşma boyunca terk etmedik, avukatlarımız davayı takip etmeye devam etti. Aynı zamanda duruşmaya katılmayan Özgecan’ın ailesini evinde bizatihi ziyaret ettim, kendilerinin kamuoyundan ve adli idari makamlardan beklentilerini tekrar dinledim. Duruşmayı aile adına takip eden Özgecan’ın amcası Yaşasın Aslan adliye önündeki arkadaşlarımızın yanına gelerek, KADEM’e yapılan saldırı dolayısıyla üzüntülerini dile getirdi. Özgecan’ın ailesinin bu denli vakur ve sabırlı tavrı karşısında bu davayı takip etmeyi derneğimiz açısından bir borç biliyoruz.   Derneğimize yönelen tüm bu saldırgan tavra rağmen, Özgecan davasına hiçbir şeyin gölge düşürmesine müsaade etmeyeceğiz.

  1. Bu saldırı, Türkiye ve dünya basınında yeterince işlenmedi, KADEM’e karşı yapılan bu saldırı yeterince kınanmadı. Bunun nedeni nedir?

 

Bir takım medya kuruluşlarının KADEM’e yapılan bu saldırıya kulak tıkaması demokratik haklara yapılan bir müdahaleyi görmezden gelmektir, ancak her ne kadar görmezden gelinse de, Tarsus’ta yaşadıklarımızın demokratik özgürlüklerimize, hak ve hürriyetimize yapılan bir saldırı niteliği taşıdığı açıktır. Alanda engellenen basın açıklamamızı tekrar gerçekleştirdik, bunun için adliye bahçesindeki tüm basın mensuplarına haber vermemize rağmen bazı medya kuruluşlarının iştirak etmediğini de gözlemledik. Tüm medya organlarının ve sivil toplum örgütlerinin kendilerini bir samimiyet sınavından geçirmeleri gerekmektedir.

 

  1. Siz, G-20’nin bir alt kolu olan Women20 üyesisiniz aynı zamanda. Orada üye olan başka sivil toplum kuruluşları da var. Bu kadın kuruluşları sizi arayıp üzüntülerini paylaştılar mı? Onların kamuoyu önündeki tavırları nasıl oldu?

Birçok sivil toplum kuruluşu bizatihi arayarak üzüntülerini dile getirdiler bir kısmı da sosyal medyada açıklama yaparak KADEM’e yapılan saldırıyı kınadılar. Kagider, Tikad, İkadder, Tügva, Hukukçular Derneği gibi birçok sivil toplum örgütü derneğimize yönelen tutum sebebiyle üzüntülerini gerek telefonla gerekse de dernek merkezimize gerçekleştirdikleri ziyarette dile getirdi. Elbette kadına yönelik şiddetle mücadele ettiğini deklare eden birçok sivil toplum örgütü de halen söz konusu saldırıyı görmezden gelmeye devam etmektedir.

  1. Kadın siyasetçilerden, kamuoyu önünde bilinirliği olan isimlerden size geçmiş olsun telefonları ya da ziyaretleri oldu mu? (Sayın cumhurbaşkanımızın eşi Emine Erdoğan, Başbakanımızın eşi Sare Davutoğlu veya ana muhalefet lideri Kılıçdaroğlu’nun eşi Selvi Kılıçdaroğlu, Meral Akşener vb diğer kadın politikacılar)

Derneğimize yapılan saldırının akabinde Sayın Hanımefendi Emine Erdoğan ile yaptığım görüşmede kendisi üzüntülerini dile getirdi. Arayarak geçmiş olsun temennilerini ileten ilk isimlerden biri de Sayın Sare Davutoğlu olmuştur.  Bunun yanında, Sayın Ravza Kavakçı, Halide İncekara, Öznur Çalık, Sevde Beyazıt Kaçar gibi birçok milletvekili de arayarak üzüntülerini paylaştı. Kamuoyu tarafından yakından bilinen Av. Kezban Hatemi, Atilla Yayla derneğimize yapılan saldırı hakkındaki görüşlerini bizimle paylaştı. Ayrıca, İl Dernekler Müdürü Eyüp Dursun Ergür, Esenler Belediye Başkanı M. Tevfik Göksu arayarak üzüntülerini dile getirdi.

  1. Tekrar Özgecan Aslan davasını takip etmeye gidecek misiniz?

Mahkeme sivil toplum kuruluşları ve baroların davaya müdahillik talebini red etmiştir. Lakin biz Özgecan Aslan’ın davasını takip etmeye devam edeceğiz. Bir sonraki duruşma 9 Eylül tarihine ertelendi, bu tarihte adliye bahçesinde bizimle beraber olacak diğer sivil toplum kuruluşları ile beraber bulunacağız ve avukatlarımızla birlikte davayı takip edeceğiz. Biz daha önce de, gerek meclise giderek gerekse kanun uygulayıcıları ile gerçekleştirdiğimiz toplantı ve çalıştaylarda kadına şiddet vakalarının yargılamasında haksız tahrik indirimi ve iyi hal indirimi uygulamasının derhal sona ermesini, katillerin hak ettikleri cezayı almasını dile getirdik. Bu yöndeki taleplerimizi kamuoyu ile her fırsatta paylaştık. Özgecan’ın ailesinin arzusu da Özgecan yasasının çıkarılması ve katillere uygulanan indirimlerin engellenmesi suretiyle adaletsizliğin giderilmesidir. Bu yöndeki çalışmalarımıza devam edeceğiz.

  1. KADEM’in gündeminde bugünlerde neler var? Yakın zamanda çalışmayı planladığınız ya da çalıştığınız konular arasında ilk üç önceliğiniz nedir?

 

Kadına karşı şiddetle mücadele KADEM’in üzerine hassasiyetle eğildiği temel meselelerden biridir. Kadına şiddete karşı düzenlediğimiz sosyal medya kampanyaları, çalıştaylar, panellerle birlikte, şuan başvuruda bulunduğumuz Mülteci kadınların hakları ve entegrasyon politikaları kapsamında bir AB projemiz var. Bunun yanı sıra, Birleşmiş Milletler W-20 komite üyesi olarak KADEM’in kadınların iş hayatına katılımı, istihdam alanında ortak bir platform oluşturmayı amaçlayan bu komitede yürüteceği faaliyetler bulunuyor,  ayrıca yetiştirme yurdundaki dezavantajlı kız çocuklarının mesleklendirilmesi ve istihdamı üzerine bir projemiz bulunuyor. Tübitak Martek işbirliğinde düzenleyeceğimiz kadın girişimciliği kampı ve bunların yanı sıra kadınlara yönelik düzenli hale getirdiğimiz seminer, eğitim programları, sempozyum ve kongre gibi faaliyetlerimiz de devam ediyor. Sakarya Üniversitesi ve Konya Necmettin Erbakan Üniversitesi işbirliğinde iki ayrı ilde, uluslararası ölçekte disiplinler arası kadın kongreleri düzenliyoruz. Türkiye genelinde temsilcilik açma faaliyetlerimiz de devam ediyor, şuan’da 9 ayrı ilde temsilciliğimiz bulunuyor.

 

  1. Bu alana çok yakın zamanda giren ve kapsamlı çalışmalar yapan bir kadın kuruluşu olarak KADEM’in kendisini yeterince anlattığını, tanıttığını düşünüyor musunuz? Kendinize dönüp, biz de kendimizi yeterince anlatamadık diyor musunuz?

KADEM, kuruluşundan bu yana henüz iki yıl geçmesine rağmen, Türkiye genelinde ve dünya çapında yaptığı birçok faaliyetle sesini duyuran bir sivil toplum kuruluşudur. Ancak unutulmamalıdır ki, bizlerin tecrübeleri çok çok daha eski. KADEM’in şimdiye kadar kadın konusunda ses getiren, dikkat çeken, farkındalık yaratan çok sayıda faaliyete başarıyla imza atmıştır. KADEM kadın meselesine toplumun dinamiklerinden beslenen yenilikçi bir bakış açısı getiriyor, bu sebeple sivil toplumun desteğini arkasına alabilen bir dernek. Çağdaşlık-uygarlık söyleminin ürettiği tek-tip kadın modeli yerine, KADEM olarak bizler, farklı kadın kimliklerinin demokrasiyi güçlendirdiğine inanarak, kadının kimlik, kişilik ve özgürlük mücadelesini destekliyoruz. KADEM cinsiyet adaleti söylemini benimseyen, kadın ve erkeğin birbirini tamamladığı, rollerin adil, ölçülü ve hakkaniyetli dağıtıldığı bir düzenin tesisi için uğraş veriyoruz. KADEM ortaya koyduğu tüm bu emeğiyle elbette yer yer özeleştirisini de yapan, eksiklerini görerek tamamlayan ve artık kendisinden söz ettiren, fikir ve söylem odaklı bir dernek olarak sahadadır.

 

  1. Kadınlardan size yönelen bu saldırıyla ilgili fiziki ya da sözlü şiddet gördüğünüz için savcılığa suç duyurusunda bulunacak mısınız?

Derneğimiz hukukçuları saldırıya ilişkin görüntüleri toplayarak ve analiz ederek suç duyurusu için hazırlık yapmaktadırlar. Gerek basın açıklaması engellenen derneğimiz adına gerekse de şahsen saldırıya maruz kalan tehdit ve hakaret edilen dernek üyelerimizle beraber saldırganlar aleyhinde suç duyurusunda bulunacağız.