II. Toplumsal Cinsiyet Adaleti Kongresi: Kadın ve Yoksulluk

Sonuç Bildirisi

Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM) ile İstanbul Ticaret Üniversitesi Kadın ve Aile Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından ikincisi düzenlenen “Toplumsal Cinsiyet Adaleti Kongresi” 3 Mart 2016 tarihinde “kadın ve yoksulluk” teması etrafında İstanbul Ticaret Üniversitesi Sütlüce Kampüsü’nde gerçekleştirilmiştir.

Kongrede, birisi açılış paneli olmak üzere, on oturumda kadın ve yoksulluk konusuyla ilgili sorunlar farklı boyutlarıyla ele alınmıştır. Üç farklı salonda paralel oturumlar şeklinde gerçekleşen kongrede 40 sunuş yapılmış ve bu sunuşlardan hareketle aşağıdaki sonuçlara ulaşılmıştır:

  1. Bugün dünyamızda bir yandan teknolojik ve bilimsel gelişmeye bağlı olarak önemli ekonomik gelişme kaydedilirken, bir yandan da yoksulluk sorunu giderek yaygınlaşmakta ve derinleşmektedir. Gelir dağılımı dengesizliğinin sonucunda yoksullarla zenginler arasındaki fay hattı giderek açılmakta, bu da farklı kesimler arasında derin bir gelir dağılımı adaletsizliğine yol açmaktadır.
  2. Dünyanın her yerinde yoksulluktan en fazla etkilenen kesimler kadınlar ve çocuklardır. Ailenin merkezinde yer almasından ve çocuklardan birinci derece sorumlu olmasından dolayı kadınlar, yoksulluğun yol açtığı sorunlarından çok boyutlu olarak etkilenmektedirler.
  3. Kadının yoksulluğuna yol açan çok yönlü nedenler ve faktörler söz konusudur. Eğitim imkanlarına yeterince ulaşamama, toplumsal ön yargılardan dolayı çalışma yaşamında yeterince yer alamama, aile ile çalışma yaşamı arasında tercih yapma durumunda kalma, iş yaşamında ayrımcılığa, psikolojik tacize veya tacize maruz kalma gibi hususlar kadının yoksulluğunda rol oynayan faktörlerdir.
  4. Bugün kadınların ve çocukların yoksullaşmasında rol oynayan önemli sorunlardan biri savaş ve bölgesel çatışma sorunlarıdır. Bu bağlamda hemen yanı başımızdaki Suriye’de sürmekte olan, yüz binlerce insanın ölümü ve milyonlarca insanın yurdundan olmasıyla sonuçlanan iç savaşın sonucunda en fazla mağdur olan kesimler kadınlar ve çocuklardır.
  5. Engelli, kimsesiz ve bakıma muhtaç yaşlı, savaş mağduru göçmen, sığınmacı veya azınlık gibi dezavantajlı konumda olan kadınlar çifte yoksulluk sorunuyla karşı karşıya bulunmaktadırlar. Bu tür kadınlar cinsiyetlerinin yanı sıra, sahip oldukları dezavantajlı konumdan dolayı da yoksulluk sorununu derinden yaşamaktadırlar.
  6. Gerek genel olarak yoksullukla, gerekse özel olarak kadın yoksulluğuyla mücadelenin tek başına devlet tarafından yüklenmesi ve yürütülmesi mümkün değildir. Yoksullukla mücadelede, kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları ve özel sektörün koordineli veya ayrı ayrı olarak rol oynaması ve bu alandaki faaliyetlere destek vermesi büyük önem taşımaktadır.
  7. Sivil toplum kuruluşlarının yoksullukla mücadelede etkin rol oynaması belli bir kültür ve bilinç düzeyi gerektirir. Bu bağlamda gönüllülüğün, gerek sorumluluk bilinciyle, gerekse paylaşma duygusuyla kültürel bir değer olarak geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması büyük önem taşımaktadır.
  8. Kadınların eğitim imkanlarına erişimi, kadın yoksulluğuyla mücadelede önemli bir faktördür. Zira eğitim düzeyi arttıkça kadınların çalışma yaşamında yer alması ve istihdam imkanına kavuşması o oranda artmaktadır. Bununla birlikte kız çocuklarının okul sürecinde uzun süre kalması aynı zamanda erken evliliklerin önüne geçmekte rol oynamaktadır.
  9. Çalışan kadınlar aile sorumluluğuyla ile iş yaşamındaki sorumluluk arasında sıkışıp kalmaktadır. Kadınların çalışma yaşamında etkin biçimde yer alması için çalışma yaşamında karşılaştıkları kreş, yuva, bakım evi, emzirme odası, esnek çalışma vs. gibi ihtiyaçlarının giderilmesi gerekir. Bununla birlikte maruz kaldıkları her tür ayrımcılığın üzerine etkin biçimde gidilmesi büyük önem taşımaktadır.
  10. Kadın yoksulluğunun azaltılması için mikro kredi uygulamaları büyük önem arz etmektedir. Mikro kredi uygulamalarının başarıya ulaşması için kadınlara her tür rehberlik, yönlendiricilik ve mentörlük konusunda destek verilmesi gerekir.
  11. Bununla birlikte mikro kredilerin etkin bir üretim sürecine dönüştürülmesi için kadınlara, ihtiyaç hissedilen alanlarda mesleki eğitimlerin verilmesi lazımdır. Yine kadın el ürünlerinin satılmasını sağlayacak mekanların tahsis edilmesi bu bağlamda önemlidir. Bu konuda KOSGEB imkanlarının daha etkin olarak devreye sokulması ve yerel yönetimlerin sorumluluk üstlenmesi gerekir.
  12. Başta Birleşmiş Milletler olmak üzere, uluslararası baskın aktörler ne yazık ki Suriye’de sürmekte olan insanı drama karşı kayıtsız kalmaktadırlar. Suriye’deki insanlık dramı tek başına Suriyeli kadınların sorunu olmaktan çıkmış, başta Türkiye olmak üzere diğer komşu ülkeleri ve Avrupa’yı da yakından ilgilendiren bir sorun haline gelmiştir. Bu bakımdan bu sorunun acilen çözülmesi ve evini terk eden mağdurların yeniden yurtlarına dönmesinin acilen sağlanması gerekir.
  13. Türkiye’de gerek kamplarda, gerekse topluma katılarak yaşamakta olan Suriyeli kadınların karşılaştıkları yoksulluk sorununu çözmek için kadınların güçlendirilmesi gerekir. Bu bağlamda dil eğitimi, toplumsal uyuma ilişkin rehberlik eğitimi ve mesleki eğitim başta olmak üzere Suriyeli kadınlara eğitim desteklerinin verilmesi şarttır.
  14. Gelir dağılımı dengesizliğinin toplumsal kesimler arasındaki adaletsizliği giderecek şekilde giderilmesi gerekir. Devletin, piyasa ekonomisinin temel kurallarını bozmadan bu konuda rol oynaması önemlidir. Sermaye hareketlerine gerekli güvenin sağlanması ve sermayenin tabana yaygınlaştırılarak toplumsal kesimlerin üretim sürecine entegre edilmesi bu bağlamda pozitif rol oynayacaktır.
  15. Kadının her alanda güçlendirilmesi hem yoksulluğun üstesinden gelme noktasında olumlu rol oynamakta, hem de toplumun güçlenmesinde işlevsel olmaktadır. Kadının güçlenmesi aynı zamanda aile yaşamına da olumlu olarak yansımaktadır. Zira çalışan kadınlar kazançlarını büyük ölçüde aileleriyle ve çocuklarıyla paylaşmaktadırlar. Bu bakımdan kadınların başta mesleki ve eğitim alanında olmak üzere her alanda güçlendirilmesi büyük önem taşımaktadır.
  16. Kadınların ekonomiye ve toplumsal hayata etkin biçimde katılımını sağlayarak kadın yoksulluğunun üstesinden gelmek için kadınları sadece emek ihtiyacını karşılayan bir kesim olarak görmemek, onların aynı zamanda girişimci olmasını sağlamak gerekir. Bunun için de kadınlara yönelik her tür girişimcilik eğitiminin ve rehberlik hizmetlerinin başta kamu kurumları olmak üzere, belediyeler, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları ve iş dünyası tarafından verilmesi önemlidir.
  17. Yoksulluk sorununun toplumun gündemine taşınmasında ve konuyla ilgili belli bir duyarlılık oluşturma konusunda medyaya da büyük görev düşmektedir. Medya, sorunu toplumun gündeminde tutarak ve konuyla ilgili örnek çalışmaları kamuoyunun gündemine taşıyarak olumlu katkıda bulunabilir.

Sonuç olarak, II. Toplumsal Cinsiyet Adaleti Kongresi’nde “kadın ve yoksulluk” konusu on oturumda ele alınıp farklı boyutlarıyla tartışılmış ve çok yönlü tespitlerde bulunulmuştur. Yukarıda ifade edilen hususlar kongrede dile getirilen genel görüşlerden bazılarıdır. Kongrede sunulan bildiriler, gerek Kadem Kadın Araştırmaları Dergisi’nde, gerekse kongre kitapçığında yayınlanarak konuyla ilgilenen araştırmacıların hizmetine sunulacaktır.

Kamuoyunun dikkatine saygıyla sunulur.