İSLAM AİLE HUKUKUNDA KADIN SEMİNERİ

Sosyal bir kurum olan aile insanlık tarihi boyunca gelişim ve değişim seyri takip etmiştir. Söz konusu değişimde dinlerin olduğu kadar yerel örf ve adetlerin de etkisi büyüktür. İslam dini de içinde olmak üzere bütün ilahi dinler aile kurumuna büyük önem atfetmiş, beraber yaşama şartı olarak nikah şartını getirmişlerdir. Gerek Yahudilik gerekse Hristiyanlıkta nikah dışı birliktelikler cezai müeyyidelerle yasaklanmıştır.

İslam dininin Hristiyanlıktan farklı olarak nikah akdini dini bir akitten ziyade medeni bir akit olarak telakki etmesi ve taraflara haklı gerekçelere sahip olduklarında söz konusu birlikteliğe devam etmeme hakkı tanıması İslam Aile Hukukunun ayırt edici özellikleri arasında sayılabilir. Öte yandan Peygamberin uygulama ve sözlerinde evliliğe teşvik olmakla birlikte, bekar hayatı seçenlerin de kınandığı görülmemiştir. Buna karşılık Hristiyanlıkta evliliğe atfedilen kutsallık sebebiyle, evlenen kadın ve erkeğin bir beden oldukları ve ayrılamayacakları inancı, Yahudilikte ise aile atalar kültü ile ilişkilendirildiğinden evlenmeyen bekar hayatı yaşayan kişinin ataların himayesinden mahrum kaldığı ve  büyük günah içerisinde olduğu kabul edilir.

6 Şubat Cumartesi günü KADEM Genel Merkezde gerçekleşen seminerde, İslam Aile Hukukunda evlilik ve boşanma konularını işleyerek, ailede kadın ve erkeğin rolü, hak ve vazifelerini anlatan Yrd. Doç. Dr. Saliha Okur “İslam hukukunda aslolan, aile içindeki hak ve vazifelerin dengesinin karşılıklı olarak sağlanmasıdır” dedi.