“Dedim ki; Fatıma yüce Hatice’nin kızıdır.

Ama baktım ki bu Fatıma değil.

Ardından Fatıma Hz.Muhammed (sav)’in kızıdır, dedim.

Fatıma Ali’nin eşidir, diyecek oldum.

Ancak gördüm ki, Fatıma bu da değil.

Fatıma Hüseyin’in annesidir diyeyim dedim.

Ama yine gördüm ki bu Fatıma değil.

Bir an için Zeyneb’in annesidir, dedim içimden.

Oysa gördüm ki Fatıma bu da değil.

En sonunda şu neticeye vardım:

Evet, bunların hepsi doğrudur, fakat Fatıma bunların hiç birisi değildir.

Fatıma Fatımadır.’

Ali Şeriati’nin bu şiirinde olduğu gibi bizler için Kadın, tüm kimliklerden arınmış sadece kendisidir.  

3 yıl önce , 16 kadın bir hayal kurduk, büyük bir heyecan ve coşku ile.Kadının toplumdaki olması gereken yeri yeniden inşa etmek için. Sizlere bakıyorum salona bakıyorum çıktığımız bu yolda artık  yüzler binlerceyiz. Yüce Rabbime ŞÜKÜRLER OLSUN.

Sayın Bakanım,

Sayın Vekiller,

Değerli KADEM Ailesi,

Desteklerini eksik etmeyen kıymetli dostlarımız,

Hanımefendiler, beyefendiler,

Teşriflerinizle gerçekleştirdiğimiz İkinci Olağan Genel Kurulu’muzun, başta ülkemiz kadınları olmak üzere tüm kadınlar için hayırlara vesile olmasını diliyor, hepinize HOŞ GELDİNİZ diyorum.

Sözlerime başlarken, ülkemizin ve dünyanın maruz kaldığı menfur terör saldırılarını lanetliyor Şehitlerimize  Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum.

Çok değerli katılımcılar,

Kurulduğumuz günden bu yana, kadının İNSAN hakları dedik. Çünkü biz, kadını Cinsiyetçi yaklaşımlardan arınmış, kadın ve erkek arasında adaleti önceleyen ve kadını toplumun taşıyıcısı ve  tamamlayıcısı gören bir söylemi önce zihinlerimize yerleştirdik sonra vicdanlarımıza seslendik. Bizden beklenen sorumluluğu, yerine getirmek için bıkmadan usanmadan üç yıl boyunca ADALET dedik. Adaletten hareketle, milli manevi ve toplumsal değerlerimizi gün yüzüne çıkartarak yeni bir  kamusal ve özel alan inşa etmeye çalıştık. Bu kavramların toplumsal hafızaya yerleşmesi ve bu doğrultuda ortak bir bilinç oluşması kaygısıyla demokrasi kavramına özellikle vurgu yaptık ve yapmaya devam ediyoruz. Demokrasinin sadece söylemlerde geçtiği bir toplum olmak yerine,  sosyal, siyasal ve ekonomik alanlarda birlikte var olan birlikte üreten ve nesilden nesle geçecek sağlıklı bir toplumun oluşmasını hedefledik.

Geçen sene ve bu sene olmak üzere I. ve II. Toplumsal Cinsiyet Adaleti Kongresi’ni düzenleyen KADEM, cinsiyetin insan kimliği için bir üstünlük nedeni olamayacağı görüşünü bu kongreler aracılığıyla ele almıştır. Toplumsal cinsiyete dayalı rol dağılımının ayrımcılığa dönüşmemesi için KADEM olarak bir farkındalık ortaya koymak istedik. Farklılıklardan kaynaklı üstünlüğün hakim olduğu bir toplumda şiddet ve çatışma, dolayısıyla mağduriyet hüküm sürer. Maalesef ülkemizde de cinsiyete dayalı üstünlüğün en büyük mağduru genellikle kadınlar olmuştur.

Oysa ki bizler, “kadın ve erkeği birbirine dost ve yardımcı kıldık” diyen Kuran’ı rehber edineniz. Cahiliye döneminde kız çocuklarına reva görülen zulme son veren bir Peygamberin ümmetiyiz. İşte bu yüzden şiddet ve çatışmayı getiren üstünlüğe, merhameti, adaleti ve barışı  yeğleyen bir toplumu hayal ettik. Bu zamana kadar olduğu gibi, bunan sonra da bu hayali inşa etmeye devam edeceğiz. Bu doğrultuda, GELECEĞE İŞ BAŞI PROJEMİZ’e başladık. Yetiştirme yurtlarında kalan gençlerin mesleki eğitim almalarını sağlayan ve toplumla barışık, rüyaları olan, kendisi ve ülkesi için umut vadeden kadınlar olmaları için bu projeyi hayata geçiriyoruz inşallah.

Kadın insandır biz de insanoğlu demiş Rahmetli NEŞET ERTAŞ

İnsanın ilk öğretmeni olan annedir, yani kadınlar toplumun temelidir. Güçlü, kendine güvenen, kararlı, eğitimli ve sağlıklı düşünebilen anneler ve kadınlar insanlığın geleceği için teminattır. Biz de KADEM olarak güçlü bir ülke için güçlü kadınlar dedik. Kadınların özünde olduğu gibi, toplumun esas unsurları olabilmelerini hedef edindik.

Değerli dostlar,

Kadını tek kimliğe hapsetmeye karşı olan KADEM, kadınları farklılıklarıyla, toplumu zenginleştiren bireyler olmaları için var. Yeri geldiğinde çocuğun dünyaya gelmesine  vesile olan  bir doktor,  yeri geldiğinde çocuğun kişisel gelişimini güçlendiren bir öğretmen, yeri geldiğinde bir eş, yeri geldiğinde ev hanımı ya da bir yöneticidir; İşkadını olan Hz. Hatice, ilmi konularda kendisine danışılan, günümüz tabiri ile akademisyen Hz. Aişe, zanaatkâr Zeynep Bint Cahş, bilim kadını Fatima El Fihri, dünyanın ilk kadın teşkilatı olan Bacıyan-ı Rum’un kurucusu Fatma Bacı ve  burada sayamadığımız daha pek çok kadın..

Bazen hatırımıza gelmeyen, tarihin aydınlık sayfalarında kalan nice  Müslüman kadınlar… Bennazır Buttolar..

Bir de Kuran-ı Kerimde  anlatılan Neml suresini hatırlatmak isterim.

  1. ayetteki, (besmele ) “Çünkü ben bir kadın buldum, onlara meliklik ediyor, kendisine her şeyden verilmiş, azametli bir tahtı da var” tanımlamasıyla başarılı bir hükümdar olarak tanınan Sebe Melikesi Belkıs’ı anlatan bu ayet, Allah-u Teâla’nın biz kadınlara, yeri geldiğinde üst düzey yönetici ve yeri geldiğinde mülk sahibi olabileceğimizi gösterdiği en güzel örneği değil midir ? Bizi yaratan yüce Mevla’mızın kadınlarla ilgili ayetleri, her daim rehberimizdir.

Batının oryantalist söylemlerini şiar edinen, kadın haklarını modern tezlerle savunmak adı altında kadınlarımızı aşağılayan bakış açılarına da karşı çıkmaktayız. Seküler dünyanın tek tipleştirdiği kadın imajını, inancımızı, değerlerimizi ve aslımızı, referans alarak aşabiliriz. KADEM, kadınların zihinsel, duygusal ve entelektüel gücünden ilham alan, projeler üreten, ürettiği projelerle yaşama dokunan bir dernektir.

Toplumsal değerlere, yine bir kadın sağduyusu ile sahip çıkan, hizmetlerini, amaçlarını gerçekleştirirken bu değerleri referans alan KADEM, kadını aşağılayan, ötekileştiren algılarla mücadeleyi, toplumun huzurun ve adaletin gereği için bir görev olarak görmektedir. Bu algıyı oluşturan unsurlardan biri de dil ve söylemlerdir.

Sizlere soruyorum,

“kızını dövmeyen dizini döver,”

“saçı uzun aklı kısa,”

Gibi söz kalıplarını kadınlarımızı nitelemek için nasıl kullanabiliriz? Toplumun zihninde yer edinmiş, kadınları söz ve zihniyetle mağdur eden bu kalıpları kırma mücadelesini KADEM olarak sürdürmekteyiz.

Bizim inancımız, kadınlığı incelikle, hem dünyevi hem de uhrevi bir bütünlükle bizlere anlatırken, maalesef oryantalizm dediğimiz tuzak, kadını  (müslüman ve dindar kadını) bilinçlerimize Yeşilçam ve Hollywood  filmleri aracılığıyla entelektüel açıdan zayıf,niteliksiz, temsil açısından yetersiz bir kadın olarak işlemiştir.

Günümüzün dizi filmleri de, tarihteki güçlü kadın figürlerini yozlaştırarak, farklı senaryolarla sahneye koyuyor. Oysa Haseki Sultanlar vardı  su kanalları, kemerler, çeşmeler,  medreseler, şifahaneler, yapmak için vakıflar kuran! Bugün ise maalesef harem entrikalarıyla sınırlı bir Osmanlı kadını dünyasını müslüman belleklere kazıyarak toplumumuzu kültürel bir yozlaşmaya sürüklenmektedir.

İşte tam da bu sebeple, kadim tarihimizde olduğu gibi, adaletin ve hakkaniyetin düstur edinildiği, kadının değerli görüldüğü sağlıklı bir topluma ve geleceğinden umutlu, her bakımdan bilinçli bir nesle sahip olmak için, daha çok çalışmalıyız.

Bireyin hayat boyu devam eden eğitimini aldığı ilk yer ailedir. Hayatta kazanılan değerlerimizin çoğu, aileden alınan eğitimin üzerine inşa edilir. Bireyin ilk öğretmeni ANNE’dir dedik. Özellikle cinsiyetin insan kimliği için bir üstünlük nedeni olamayacağı görüşü, önce ailede kabul görmelidir. Temel hak, inanç ve hürriyetin olmadığı, aksine cinsiyet ayrımı başta olmak üzere  herhangi bir ayrımın kabul görüldüğü toplumda saygı ve empati  yerine şiddet, hak yerine  mağduriyet hüküm sürer!Cinsiyetinden, dini veya  siyasi görüşü  ya da herhangi bir tercihinden dolayı insanların diğerinden üstün ya da aşağı olduğu  bir toplum adalet,  ve vicdan  açısından sorgulanmaya mahkumdur.

İşte bu yüzden, Bilinçli, vicdanlı ve adil bir  neslin hakim olduğu toplum için, temek hak ve özgürlüklerin insani değerler üzerinden kabul edildiği ve  içselleştirildiği bir toplumun inşasını hep birlikte yapmalıyız! Görüyorum, yalnız değilim.

Türkiye’de yıllarca inancından dolayı ötekileştirilen ve hak ve özgürlüklerinden mahrum kalan kadınların güçlenerek toplumda görünür hale gelmesine vesile olan Sayın Cumhurbaşkanı’nın, bu süreç için ortaya koyduğu reformist bakış açısı da çok önemlidir. Erkek egemen grubun içerisine kadınları dahil etme liderliğini gösteren, kadınların hayatın her alanında yer alması için Cumhurbaşkanı’mızın verdiği destek kadınlar için büyük bir kazanımdır.  Yine Cumhurbaşkanımız’ın dikkat çektiği üzere, Hukuk, yani yasalar, otorite tarafından yapılır; ama adalet, hakikat duygusundan yola çıkar ve vicdanlar tarafından yapılır. Karşı karşıya kaldığımız her meseleye, en başta adalet gözlüğüyle bakmak zorundayız.

Bizler de KADEM olarak giriştiğimiz her çalışmada öncelikle vicdanlarımızda bunun muhasebesini yapan gönüllüler olacağız. Attığımız her adımı önce kendi vicdan terazimizde tartıp, sonra emin adımlarla yola çıkacağız.  Bize bu yola çıkabilme cesaretini veren, biz kadınlara gelecekte daha çok söz sahibi olabilme imkanı sağlayan sayın Cumhurbaşkanımıza huzurlarınızda bir kez daha teşekkür eder, ve saygılarımı sunarım.

Biliyorsunuz ki, bölgede devam eden savaştan dolayı ülkemiz milyonlarca mazluma ev sahipliği yapmaktadır. Türkiye’miz, mazlumun sesi ve umudu olmuştur. Başta Avrupa olmak üzere mazlumlar karşısında acze düşen, insanlığa tel örgü ile mesafe koyan dünya  devletlerine ve kurumlara  ders niteliğindeki bu duruşumuz önemlidir.

Bir STK olarak devletimizin mültecileri sahiplenici politikalarını destekliyoruz. Yüzde 80’ini kadın ve çocukların oluşturduğu mülteci kardeşlerimizle ilgili çalışmalar da KADEM’İN gündemindedir. Bu süreçte ülkemizde yaşayan mültecilerin entegrasyon süreci ile ilgili araştırma ve çalışmalarımızı titizlikle sürdürüyoruz. Mültecileri sadece siyasi bir sorun ve çıkar meselesi olarak görenlere rağmen, bizler insanlık vazifemizin şuuruyla hareket ediyoruz.

Değerli Dostlar, biz bir kervan olarak yola çıktık. Her durağımızda yeni kadınları yeni, gönüllüleri kervanımıza kattık. Antalya’dan, Ankara’dan, Denizli’den, Gaziantep’ten, Kahramanmaraş’tan, Sakarya’dan, Malatya’dan, Karabük’ten, Elazığ’dan, Erzurum’dan, Konya’dan ve Trabzon’dan birbirinden değerli, birbirinde çalışkan, öncelikleri hizmet olan siz sevgili gönüllüler, üyelerimiz…

Burada mısınız?

Sadece belli kesimin kadınlarının değil, bu toprağın içerisinden çıkmış sizlerin ve bizlerin değerlerini savunacak bir KADEM var.

O yüzden ben adaletim ben vicdanım,

Şimdi herkes ayağa kalksın, yanındakine sarılsın!

Bugün küreselleşen dünyada, adaletin, demokrasinin hakim olduğu bir ülke olmak istiyorsak, sosyal hayattan eğitime, siyasetten iş hayatına kadar her alanda kadınların varlık gösterdiği alanları artırmalıyız. Bu noktada kadın hakları konusuna bağlılığımızı göstermeli ve geleceğin umut vadeden ülkesini inşa edebilmek adına, etkili stratejiler üretmeliyiz. Yani çalışmalıyız, yani geleceğimize hizmet etmeliyiz!

Adalet, eşitlik, hürriyet batıya özgü kavramlar değildir! Adalet, eşitlik, vicdan,  Allah’ın merhameti, kelamı olarak, asırlarca hoşgörünün hakim olduğu bu topraklarda inancımızın gölgesinde  vücud bulmuştur. Bunları dile getirmekten korkmayın çünkü adalet, hakkaniyet, hürriyet  dediğiniz de HAK demiş olursunuz!

Biz KADEM olarak, tüm gücümüzle, yılmadan, sabırla, hizmetimize devam edeceğiz.

Mevlana’nın dediği gibi; sıradan otlar bir ayda yetişir, Gül yetiştirmek istiyorsanız bir yıl bekleyeceksiniz. Biz gül yetiştirmeye talibiz, çünkü otların yönünü rüzgar belirler, sert rüzgarlar karşısında otlar boyun bükerler. Biz Gül yetiştireceğiz ki yönü güneşe baksın. Yani aydınlığa…

BİZ KADEM OLARAK BU SORUMLULUĞUN BİLİNCİNDEYİZ.

BİZ YAN YANA DİZİLMİŞ EŞİTLİKLERİN SIRADANLIĞIYLA DEĞİL,

İÇ İÇE GEÇMİŞ FARKLILIKLARIN TAMAMLAYICILIĞINA İNANIYORUZ.

KADIN VE ERKEK, BİR BÜTÜNÜN FARKLILIKLARA DAYANAN TAMAMLAYICI PARÇALARIDIR.

İşte bu inançla, bize verdiğiniz destek ve güçle KADEM’i çok daha ileriye taşıyacağımıza tüm samimiyetimle inanıyorum.

Üstad Necip Fazıl’ın dizelerini hatırlayalım.

Eyvâh, eyvâh, Sakarya’m, sana mı düştü bu yük?
Bu dâvâ hor, bu dâvâ öksüz, bu dâvâ büyük!

Diyoruz ki, artık bu dava ne hor, ne de öksüz! Ve bu dava her daim büyük!

Allah yar ve yardımcımız olsun.