Kadın ve Demokrasi Derneği’nin Kıymetli Üyeleri,

Değerli Arkadaşlarım,

Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyor, II. Olağan Genel Kurulumuzun hayırlara vesile olmasını diliyorum. Türkiye’nin dört bir yanından, uzaklardan gelen temsilcilerimize hoşgeldiniz diyorum. KADEM’e gönül veren tüm üyelerimize en kalbi muhabbetlerimi sunuyorum.

Kıymetli yol arkadaşlarım,

2013 yılında bir dernek kurmak üzere yola çıktığımızda bir avuç insan ve güzel hayallerden ibarettik. Oysa bugün, üç yıla nice önemli iş sığdırmış bir hakikatiz… Hayalleri hakikate dönüştürdüğümüz bu yolda gösterdiğiniz emek için ben herbirinize tek tek teşekkür ediyorum. Rabbime, sizlerle birlikte çalışma fırsatı verdiği için şükrediyorum. Sizler iyi ki varsınız, KADEM iyi ki var!
KADEM hepimiz için bir okul, adeta bir laboratuvar. Bilgilerimizi sınadığımız, farklı sosyal ilişkileri tecrübe ettiğimiz ve en önemlisi yerleşik kalıpları kırarak, yeni kavramlar, yeni sosyal hedefler inşa ettiğimiz bir alan.

Ben, KADEM’in bu inşai tavrını çok önemsiyor ve anlamlı buluyorum. KADEM, verili bir dünyanın klişelerine teslim olmadı. Kadın konusundaki ezberlere kendini mahkum etmedi.
Kadın meselesini önce bir insani mesele olarak konumlandırdı ve kadim öğretinin unuttuğumuz ilkesini topluma yeniden hatırlattı; Kadın ve erkek birbirini tamamlayan bir bütündür’ ilkesini… Bu bakış açısının, sorunlu geleneksel tutumların küflenmiş örtüsünü kaldırdığını düşünüyorum. Kadını ve erkeği, çatışmacı bir rekabetin parçası haline getiren çıkmazdan çekip çıkardığına inanıyorum. Zira, kadın ve erkek birbirinin rakibi değil, tamamlayıcısıdır.
Bu anlayışın bir sonucu olarak KADEM, çok önemli bir kavramı destekliyor; Toplumsal Cinsiyet Adaleti!… Kainatın ruhu olan adalet ilkesinin, insanlığın iki cinsi arasında da hakem olması gerektiğine inanıyor. Kadın konusundaki kimi akademik klişelerin ve kadın sorunlarını çözemeyen bazı küresel kabullerin hegemonyasını sarsan bu kavramın gittikçe yaygınlaştığını görüyor ve mutlu oluyorum. Baskın söylemlere mahkum olmayan bu duruşu nedeniyle, KADEM’i özellikle tebrik etmek istiyorum.

Sevgili Arkadaşlarım,

KADEM sadece fikir ve teori üreten bir dernek olmadı. Aynı zamanda, pratik hayatın, sahanın sorunlarına eğildi, hayata, insana dokundu. İç acıtan sorunların yakıcılığı karşısında elini çekmedi, üzerine düşen sorumluluğu yerine getirdi. Hepinizin üzüntüyle hatırlayacağı üzere Özgecan’ı, vahşi bir cinayete kurban verdik. KADEM bu meselenin peşini bırakmadı ve ‘Özgecanlar için Adalet’ kampanyaları ile kadına yönelik şiddetin en ağır şekilde cezalandırılması yolunda hukuk mücadelesi verdi. Keza kadın sorununun aynı zamanda bir erkek sorunu olduğu gerçeğinden hareketle şiddet konusunda çok etkili kampanyalar düzenledi.

KADEM’in sadece ulusal değil, aynı zamanda uluslararası alanda da çok önemli işler başarmasının gururunu taşıyoruz. 2015 yılında, Türkiye’nin dönem başkanı olduğu G-20 Liderler Zirvesi’nde çok önemli bir çalışmanın paydaşı olduk. Türkiye’nin öncülüğünde kurulan Women 20 girişim grubunun üç temsilcisinden birisiydik. Bu süreç, kadının ekonomik alanda etkisini artırma yolunda bizlere çok güzel tecrübeler kazandırdı. Nitekim bu kazanımlarla, arkadaşlarımız geçtiğimiz hafta New York’ta, Birleşmiş Milletler’de Türkiye’nin olduğu kadar KADEM’in çalışmalarını da uluslararası bir network’ün gündemine taşımış oldu.

Çok Değerli Kardeşlerim,

KADEM’in olağanüstü bir çaba ile üç yıla sığdırdığı işleri, 15 dakikalık bu konuşmaya sığdırmam mümkün değil. Zira KADEM, Hukuk, Dış İlişkiler, Ekonomi, Eğitim, Gençlik başta olmak üzere 11 komisyonu ve yurt sathına yayılmış şubeleriyle her geçen gün faaliyet alanını genişletiyor.

İşte tam da bu noktada önemle altını çizmek istediğim bir konu var. Türkiye ve dünya çok hassas zamanlardan geçiyor. Ayrımcılığın, şiddetin, vicdani ve insani krizlerin had safhada olduğu bir küresel konjonktür içindeyiz. Amerika yeni bir seçime hazırlanırken, Avrupa mülteci akını karşısında iç bütünlüğünü tehlikeye atacak sorunlarla mücadele ederken, İran’ı, Rusya’sı ve Suriye’si ile ateş topuna çevrilmiş bir uluslararası gündemin parçasıyız.

Öte yandan Türkiye’de terör, sevdiklerimizi, insanlarımızı elimizden alıyor. Ülkemiz, yakın coğrafyamızdaki sorunların odak noktası haline getirilmeye çalışılıyor. Öyle sanıyorum ki, Türkiye tarihinin olduğu kadar kendi kişisel tarihimizin de çok kritik zamanlarına şahitlik ediyoruz. 28 Şubat’ı yaşamış bir kuşak olarak, bugün çok daha zor bir ulusal ama aynı zamanda küresel mücadelenin içindeyiz. Güç, azim, cesaret, özveri bize bugünler için lazım. Yürüdüğümüz yolda bir anlık bir umutsuzluğa, tereddüte ve gevşekliğe yer olmamalı. Zira tüm küresel güç odakları, son 10 yılda güçlenen Türkiye’nin ilerlemesini sabote etmek üzere pusuda bekliyor. Biz, buna asla izin vermemeliyiz. Sivil toplum olarak Türkiye’nin demokratikleşmesine desteğimizi artırmalıyız. Ülkemizin karşı karşıya kaldığı hemen her sorun için, verebileceğimiz katkıyı en üst düzeyde sunmak durumundayız.

KADEM’in, genç kurumsal kimliğine rağmen, mensuplarının onyıllardır biriktirdiği tecrübeye dayanan büyük bir potansiyeli var. Bu birikimi kullanmak, Türkiye için belki de hiç bu kadar kritik olmadı. Bütün zihni kabiliyetimizi, mesleki tecrübemizi, gönül zenginliğimizi bu mücadeleye adamak durumundayız.

Hayatım boyunca parçası olduğum geleneğin ve yakın aile tecrübesinin bana öğrettiği en temel şey, bu işlerin gönülsüz olmadığı… Gönlümüzü ortaya koymadan, fedakarlık etmeden hiçbir şey olmuyor. Dünyada herşeyin bir ölçüsü ve tartısı var; samimiyetin, bir davaya inanmışlığın ölçüsü de fedakarlık. Fedakarlık yapmayanın samimiyetine inanılmaz. Gerektiğinde başka şeylerden feragat ederek, vaktimizi, emeğimizi, zihnimizi, KADEM’i kurarken belirlediğimiz ilkelere adamak durumundayız. Şayet bu idealler uğruna kendimizi, egolarımızı unutursak, tarih bizi daima hatırlayacaktır.

Bu anlamda KADEM mensuplarına şükranlarımı sunmak istiyorum. Gerçekten üç yıldır arkadaşlarımızın büyük özverisi ve samimi gayretleriyle inanılmazı başardık. Başkanımız başta olmak üzere büyük fedakarlıklarla çalışan tüm yönetim kurulu üyelerimize, uzmanlarımıza ve gönüllülerimize çok teşekkür ediyorum. Emeklerinin karşılığını hem bu dünyada, hem de ahirette herşeyin sahibi olan Allah’tan almalarını niyaz ediyorum. Bir sonraki genel kurulumuz için, inşallah tekrar buluştuğumuzda nice başarının daha altına imza atmış ve gücümüzü birkaç kat artırmış olmayı diliyorum. Aramıza yeni katılan genç kardeşlerimizin halkamızı güçlendirdiğini biliyor ve görüyor, onlara özellikle teşekkür ediyorum.

Sözlerime son verirken, Türkiye’nin milli mücadelesine kendini adamış ve bu yolda hayatını kaybetmiş tüm şehitlerimizi rahmetle anıyorum. Gerek ülkemizde, gerekse Avrupa’da meydana gelen terör hadiselerini lanetliyorum. Geride kalanlar olarak üzerimize düşenin, daha insani bir dünya kurmak üzere çok çalışmak olduğunu önce nefsime, sonra tüm kardeşlerime hatırlatmak istiyorum. Allah mücadele azmimizi güçlendirsin, bizleri Kadem çatısı altında kadınların, ve genelde tüm insanlığın izzetini artırmaya yönelik çabalara memur kılsın. Hepinizi Allah’a emanet ediyor, sevgi ve muhabbetlerimi sunuyorum.