KADEM bu yıl üçüncü kez gerçekleştirilen Geleneksel iftarını dün gece (28 Haziran) Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’nin katılımı ile gerçekleştirdi.

Kadın ve Demokrasi Derneği her yıl geleneksel olarak düzenlediği iftar programını bu yıl Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi ve beş yüzün üzerinde davetlinin katılımı ile dün gece Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleştirdi. Geceye pek çok bilim, siyaset, iş dünyası ve basın mensubunun yanı sıra Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam, Mersin’de öldürülen üniversite öğrencisi Özgecan Aslan’ın annesi Songül Aslan, babası Mehmet Aslan ve Yetiştirme Yurtlarında kalan bir grup kız öğrenci de katıldı.

Kuran tilaveti ile başlayan gecede, iftarın ardından sahneye gelen KADEM Kurucu Başkanı E. Sare Aydın Yılmaz, üçüncüsü gerçekleşen geleneksel KADEM iftar buluşmasına hoş geldiniz diyerek konuşmasına başladı.

Yılmaz konuşmasını şöyle sürdürdü; “Bu güzel gecede bizleri kırmayarak aramıza katılan, bize onur veren Sayın Cumhurbaşkanımızın eşi Emine Erdoğan Hanımefendiye ayrıca huzurlarınızda şükranlarımı sunuyor, kendisine hoş geldiniz diyorum.

Bugün aramızda çok kıymetli konuklarımız var. Bizleri kırmayıp Mersin’den gelerek aramıza katılan merhum gönül elçimiz Özgecan’ın annesi, babası ve kardeşlerine ayrıca hoşgeldiniz diyor, kendilerine teşekkürlerimi sunuyorum.

Birlikte üçüncüsüne ulaştığımız, bu mübarek Ramazan ayının hepimiz için hayırlara vesile olmasını diliyor ve bundan sonra birlikte daha nicelerine ulaşacağımızı ümit ediyorum.”

“GÖNÜL KÖPRÜSÜ KURABİLMEK MÜHİMDİR”

“On bir ayın en şereflisi olan bu ay, Rabbimiz tarafından bizlere verilmiş bir lütuf, bir ihsandır. İçinde bulunduğumuz bu mübarek ayı en iyi ve en güzel şekilde değerlendirebilmek gerekir. Hz. Mevlana “Bu ay, gönül sofrasının kurulduğu aydır. Gönlün, bedenin hatâlarından kurtulduğu aydır. Gönüllerin aşk ve îmân ile dolduğu aydır” buyuruyor.

Bilhassa bu ayda, yardıma muhtaç, yoksulluk içinde yaşayan, ülkelerinden sürgün edilen, çaresiz kalan kardeşlerimizi düşünerek, onlarla gönül köprüsü kurabilmek mühimdir. Bu ay başkalarının derdine, sıkıntısına ve çaresizliğine ortak olma ayıdır.

Hala dünyanın dört bir yanında, Suriye’de, Mısır’da, Filistin’de, Arakan’da, Doğu Türkistan’da zor şartlar altında hayatta kalma mücadelesi vermeye devam eden Müslüman kardeşlerimiz ve kadınlarımız var. Tüm bunlar bize, insanlığı ve kul olmanın sorumluluğunu hatırlatıyor. Bu vesileyle, tüm İslam âleminin huzur, selamet ve esenlik bulmasını Allah’tan niyaz ediyorum. Bu mübarek ayda samimi bir duanın ve çabanın er geç karşılık bulacağını biliyor, ümidimizi asla kaybetmiyoruz.

“KIZLARIMIZ BİZİM GELECEĞİMİZİN TEMİNATIDIR”

Bugün burada bizlerle bir arada bulunarak iftar soframıza konuk olan, yetiştirme yurtlarında kalan kız öğrencilerimizi de sevgi ve muhabbetle selamlıyor, hepsini gönülden kucaklıyorum.

Kızlarımız bizim geleceğimizin teminatıdır, bu toplumun temel taşıyıcılarıdır. Onlar gün gelecek anne, meslek sahibi ve hayatlarını kendi ayakları üzerinde idame ettirecek, bu vatanın birer yetişkin evlatları olacaklar. Geçmişte bu ülkede kadınların eğitim hakkının nasıl engellendiğine, hepimiz tarih önünde tanıklık ettik. Nitekim inanç, vicdan ve temel özgürlüklerin vazgeçilmez bir parçası olan eğitim hakkı, hepimizin sımsıkıya sarıldığı bir alandır. Kızlarımız, geleceğin hür nesillerini yetiştiren bireyler olarak medeniyet inşasında bizim en büyük servetimizdir. Onları en iyi şekilde yetiştirmemiz ve hayata kazandırmamız gerekmektedir. KADEM olarak biz bu kapsamda, yetiştirme yurtlarında kalan dezavantajlı kız çocuklarımıza meslek edindirmek ve onlara istihdam sağlamak amacıyla, Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü ile birlikte, Denizyıldızı Umut Projesi adında bir proje başlatmış bulunuyoruz.

Peygamberimiz’in “kız çocuklarını hor görmeyin, zira ben kızlar babasıyım” hadisiyle hareket eden bir toplum bilincine sahip olmak, adaletin ve hakkaniyetin sağlanması noktasında son derece önemlidir. Asr-ı Saadet’te ve Osmanlı dönemlerinde olduğu gibi, adaletin ve hakkaniyetin şiar edinildiği, kadının değerli görüldüğü ve el üstünde tutulduğu bir toplum yapısına sahip olmak için, el ele vererek daha çok çalışmalıyız.

Biliyorsunuz ki, medeniyetlerin inşasında kadının dokunmadığı hiçbir gelişme, tarihte kendine yer bulamamıştır. Bu sebeple, kadim tarihimiz, her alanda vermiş oldukları onurlu mücadeleleri, duruşları ve başarılarıyla iz bırakan kadınlarla doludur.”

 “TEKTİPLEŞTİRİCİ BAKIŞ AÇILARINI KABUL ETMİYORUZ”

Asr-ı Saadet dönemine baktığımızda, sanattan ticarete uzanan değişik yelpazedeki kadınların varlığı, dikkate değerdir. Başarılı işkadını ve ilk Müslüman Hz. Hatice, ilmi konularda kendisine danışılan, günümüz tabiri ile akademisyen Hz. Aişe, eğitim işlerinde görev alan Ümmü Seleme,  Mücadele Suresinin inmesine vesile olan Hz. Havle, zanaatkâr Zeynep Bint Cahş, Hz. Ömer döneminde danışmanlık ve çarşı-pazarı denetleme görevi yapan Şifa Hatun, bilim kadını Fatima El Fihri ve burada sayamadığımız daha pek çok kadın, bizim tarihi mirasımızdır. Kur’an’da kendisiyle ilgili Neml Suresi 23. ayette  “Çünkü ben bir kadın buldum, onlara meliklik ediyor, kendisine her şeyden verilmiş, azametli bir tahtı da var” şeklinde ayet bulunan ve başarılı bir hükümdar olarak tanınan Sebe Melikesi Belkıs da ayrıca dikkate değerdir. Bu ayet, Allah-u Teâla’nın biz kadınlara, yeri geldiğinde üst düzey yönetici ve mülk sahibi olabileceğimizi gösterdiği en güzel örneğidir. Bizi yaratan yüce Mevla’mızın kadınlarla ilgili ayetleri, her daim rehberimizdir. KADEM olarak ortaya koymaya çalıştığımız ülküler, referansını işte bu ayetlerden almaktadır. Nitekim Müslüman kadınlar olarak başka referansa asla ihtiyaç duymuyor, başka medeniyetlerin tektipleştirici bakış açılarını kabul etmiyoruz.”

“KADINI ÖTEKİLEŞTİREN ANLAYIŞLA MÜCADELE ETMEK, BİZİM İMANİ GÖREVİMİZDİR”

İnancımızda ve kültürümüzde kadına verilen değere rağmen, ne yazık ki kadına yönelik her bir şiddet olayı yüreğimizi burkmaya devam ediyor. Tüm Türkiye’yi yasa boğan, Özgecan’ı, Cansu’yu ve daha nicelerini, öncelikle rahmetle anıyor ve ailelerine sabr-ı cemil niyaz ediyorum.

Benzer şekilde, dünya genelinde her gün yüzlerce kadın şiddete maruz kalıyor ve bizler, şiddetin ölümle neticelenen vahim sonuçlarıyla karşılaşıyoruz. Böyle bir çağda, kadına yönelik şiddeti meşru sayan, kadını ötekileştiren her türlü anlayışla mücadele etmek, bizim imani ve insani görevimizdir. Zira Allahın Rasulü ”kadınlara ancak kerim olanların ikramda bulunacağını, onlara kötülük edenlerin ise leim, yani kötü kişiler olacağını” beyan buyurmuşlardır. Bu nebevi beyan bizlere, kadına karşı davranışların bir sağlamasını vermektedir.

Bu görev bilinciyle, KADEM olarak, Özgecan davasına müdahil olmak için gittiğimiz Tarsus’ta, tarafımıza yapılan çirkin saldırı, bizim inancımıza, kimliğimize yapılmış, hoşgörü, ahlak ve saygı kültürümüze uymayan, antidemokratik ve faşist bir saldırıdır, bu kabul edilemez. KADEM Müslüman kadını ötekileştiren bu zihniyetle sonuna kadar mücadele edecektir. Bu ülkenin kadınlarını ilgilendiren hiçbir meselenin tek bir grup kadının tekelinde olmadığını, sizlerin huzurunda bir kez daha tekrar etmek istiyorum.

Hayatı bütün insanlık için örnek teşkil eden Hz. Peygamberin kadına şiddet bir yana, ”insanların en hayırlısının kadınlara karşı en hayırlı davranan” olduğuna dair hadis-i şerifinin ifade ettiği gerçeği, hiçbir zaman gözden uzak tutmamamız gerekmektedir.

Tüm bunların yanı sıra Sayın Aile ve Sosyal Politikalar bakanımız Ayşenur İslam’a 12 Şubat 2015 tarihinde sunduğumuz ve şiddetle mücadele kapsamında dile getirdiğimiz,

  • Katiller hak ettikleri cezayı almalıdır. Katillere indirimler uygulanmamalı, caydırıcı ceza verilmelidir.
  • Ceza Kanunu revize edilerek, kadına yönelik şiddet nitelikli hal sayılmalı ve en ağır ceza ile müeyyideye bağlanmalıdır.
  • Kadınlara yönelik şiddete ilişkin özel ceza infaz sistemi getirilmelidir. Suçlulara ilişkin denetimli serbestlik ve seçenek yaptırımlar engellenmelidir.
  • Kadınlara yönelik şiddete ilişkin mahkemelerin şok edici yetersizliklerinin önüne geçmek için adli mekanizma yeniden yapılandırılmalıdır. Bu suçlara ilişkin ihtisaslaşmış ‘şiddet mahkemeleri’ kurulmalıdır.

maddelerinden oluşan raporumuzun, kurulacak olan yeni hükümet döneminde ivedilikle meclise taşınmasını istiyor ve bu konunun takipçisi olmaya devam edeceğimizi, de ayrıca belirtmek istiyorum.”

YAPILMASI GEREKEN ÇOK FAZLA İŞİMİZ VAR”

“Biliyoruz ki, yasal düzenlemelerden, toplumsal farkındalığa kadar kadın sorunlarına ilişkin her alanda yapılması gereken çok fazla işimiz var. Hayatın her alanında kadının statüsünü yükseltecek imkânlar ve fırsatların önünü açmalıyız. Çünkü kadın ne kadar güçlü olursa aile yapımız, toplumsal ahengimiz, ekonomimiz ve demokrasimiz de bir o kadar güçlenecektir.

Hepimizin bildiği gibi aile, toplum içerisindeki en temel kurumdur. Zira Kur’an-ı Kerim’e göre de ahlak temelli toplumsal birliğin sağlanması için öncelikle aile kurumunun korunması ve sürdürülmesi gerekmektedir. Kur’an-ı Kerim’de aile ile ilgili yüzlerce ayetin varlığı, iman ve iffet timsali İmran ailesinin isminin en uzun surelerden birine verilmesi, en önemli toplumsal kuralları düzenleyen surelerden birine ”kadınlar” isminin verilmesi ve buna benzer onlarca örnek, Allah kelamının aileyi korumaya ve sürdürmeye ne kadar önem verdiğinin apaçık bir tezahürüdür. Bu bağlamda toplumsal ahlak, uyum, hakkaniyet ve adaletin öncelikle aile içerisinde sağlanması, diğer toplumsal kurumlarda da adalet temelli bir dönüşümü beraberinde getirecektir. İdeolojisini cinsiyet adaleti kavramından alan bir sivil toplum kuruluşu olarak biz, aileye hak ettiği değeri vermeyi ve bu bağlamda kadının yaratılıştan gelen özelliklerini göz önünde bulunduran adaletli ve hakkaniyetli bir bakış açısını, toplumun her alanına yerleştirmeyi kendimize görev edindik.”

AYRIMCILIĞIN ORTADAN KALDIRILDIĞI BİR DÜZEN İNŞA ETMELİYİZ”

“Kadın ve erkek, yaşamı devam ettirmek için birbirini tamamlayan bir bütün olarak karşımıza çıkarlar. Bu bütünlük referansını manevi değerlerden, aile olmaktan ve kültürden alır.  İşte tam da bu nedenle, bir sivil toplum örgütü olarak meseleye salt kadın ve cinsiyet odaklı değil,  insan olmak ve insan hakları kapsamında baktığımızı ifade etmek isterim.

Kadın ve erkeğin birbirini tamamladığı, rollerin adil, hakkaniyetli ve dengeli şekilde dağıtıldığı, her türlü ayrımcılığın ortadan kaldırıldığı bir düzen inşa etmeliyiz. Bunu temel meselemiz olarak görmeli ve bu doğrultuda hareket etmeliyiz. Zira Allah Kur’an-ı Kerimde kadın ile erkeğin aynı özden yaratıldığını ifade ederek birbirinin tamamlayıcısı olduğu ve biri olmadan diğerinin olmayacağı gerçeğine vurgu yapmıştır. Bu vurguyu bir kez daha hatırlatmamızda fayda var: Rum suresi 21. ayette  ”onun varlığının ve kudretinin delillerinden biri de, size kendi özünüzden (kendi cinsinizden) kendilerine ısınmanız için eşler yaratması, birbirinize karşı sevgi ve şefkat var etmesidir. Elbette bunda düşünen bir toplum için ibretler vardır” ifadesi yer almaktadır.”

Bizler, İslâm’ın öngördüğü bu adalet anlayışının, insan hakları temeline dayanan bir anlayış olduğu bilinciyle hareket etmeliyiz. Nitekim bu adalet anlayışı, günümüz modern toplumunun bir gerekliliği, hatta zorunluluğu haline gelmiştir. Bu vesileyle, İslam’ın kadına ve erkeğe yüklediği sorumlulukların “yanlış kalıplarda” değerlendirilmesinin de önüne geçmeliyiz.”

SİZLERİN DESTEĞİ BİZİM İÇİN SON DERECE KIYMETLİDİR”

Hukuk, Adalete yönelik ortaya konulan bir iradedir. Ancak, hukuk yasaları belirlerken, adalet vicdanları yönetmektedir. Dolayısıyla, hukuk önünde eşitlik adaletin temini için gereklidir ancak, yeter koşul değildir. Hukuk önünde eşitliğin de ötesine geçen, adalet temelli bir yaklaşıma, toplum olarak ihtiyacımız var. Bu noktada esas olan, farklılıklardan doğan mağduriyetlerin giderileceği hakkaniyet ve adalet odaklı politikaların tesis edilmesi, artık gereklilikten ziyade bir zorunluluktur.

KADEM olarak, çerçevesini çizmeye çalıştığımız tüm bu kadın sorunlarına çözüm üretmek ve adalet merkezli toplumsal dönüşümü gerçekleştirmek üzere, sivil toplum olarak sizlerin desteği bizim için son derece kıymetlidir.”

“KADEM HER GEÇEN GÜN KARTOPU MİSALİ DAHA DA BÜYÜMEKTEDİR”

KADEM, 2 yıllık bir geçmişi olmasına rağmen, ses getiren, dikkat çeken, farkındalık yaratan bir sivil toplum kuruluşu olarak artık sahadadır ve sizlerle birlikte her geçen gün kartopu misali daha da büyümektedir. KADEM, diğer tüm sivil toplum örgütlerine nazaran, duruşuyla, söylemleriyle, alternatif fikirleriyle, farkını çok net biçimde ortaya koyuyor.

Çağdaşlık-uygarlık söyleminin ürettiği tek-tip kadın modeli yerine, KADEM olarak bizler, farklı kadın kimliklerinin demokrasiyi güçlendirdiğine inanıyoruz. Bu sebeple, kadının kimlik, kişilik ve özgürlük mücadelesini destekliyoruz. Bu farkıyla KADEM, kadınların kendilerine yer buldukları, değişen Türkiye’nin yeni kadın hareketidir. KADEM olarak, ürettiğimiz bir kavram olan toplumsal cinsiyet adaleti ve bu bağlamda gerçekleştirdiğimiz zirveler, kongreler, paneller, çalıştaylar ve farkındalık kampanyaları gibi sayısız faaliyetlerle, kadın meselesine toplumsal dinamiklerden beslenen yenilikçi bir bakış açısı getiriyoruz. Kadın ve erkeğin yaratılışının ve hayata bakışının birbirinden farklı olduğu ve toplumsal rollerin bu bağlamda eşitlik üstü adaletli bir biçimde yeniden inşa edilmesi gerektiği düşüncesi ile hareket eden KADEM, kısa sürede çok ciddi yol kat etmiştir. Bu yolda bilinçli hareket eden, sorumluluğunun farkında olan ve KADEM’e gönülden destek veren sizlere, tüm samimiyetimle teşekkür etmek istiyorum.”

“KADEM KADIN ARAŞTIRMALARI DERGİMİZİ ÇIKARTTIK”

“Bugün burada büyük heyecan duyduğum bir konuyu daha sizlerle paylaşmak istiyorum. Sizlere, düzenlemiş olduğumuz bu iftar vesilesiyle, bu ay itibarı ile yayın hayatına başlayan ve ilk sayısını çıkaran KADEM Kadın Araştırmaları Dergimizden bahsetmek istiyorum.

Akademiye baktığımızda, Türkiye’deki kadın çalışmalarının uzun süredir Marksist-sosyalist ideolojiden beslenen tek sesliliğe hapsedildiğini görüyoruz. Bu tek sesli duruşun farklı çevrelerden, yeni ve farklı bakış açılarıyla üretilen kavramlarla çok sesli bir yapıya dönüştürülmesi ve bu boşluğun muhafazakâr, aile ve cinsiyet adaleti odaklı bakış açısı ile tamamlanması, akademinin bir gerekliliğidir. KADEM olarak bizler, gerek ürettiğimiz kavramlarla, gerekse akademik faaliyetlerimizle bu alandaki boşluğu doldurmak üzere bir adım attık. Ulusal hakemli KADEM Kadın Araştırmaları Dergisi işte bu çabanın bir ürünü olarak ortaya çıktı. Bu dergi, fikir ve söylem odaklı çalışan KADEM’in savunduğu, benimsediği ve hedeflediği tüm alanlarda daha sağlam ve daha güçlü bir şekilde ilerlediğinin bir göstergesidir. Bugün burada dergimizi sizlerle buluşturuyor olmaktan son derece mutluluk duyduğumu ifade etmeliyim.

“KADEM OLARAK KADIN ODAKLI PEK ÇOK ALANDA FAALİYET YÜRÜTÜYORUZ”

Bilindiği gibi dünyanın önde gelen ülkelerinin üye olduğu G-20 zirvesi bu yıl Kasım ayında Türkiye’de düzenlenecektir. Bu zirve kapsamında kadının çalışma hayatındaki etkinliğini artırmak amacıyla oluşturulmuş olan W-20 grubunun komite üyeliğine seçilen sivil toplum kuruluşlarından biri olmak, vizyon ve misyonumuz doğrultusunda bizim açımızdan oldukça önemli ve gurur vericidir.

Biz toplum içerisinde daima kadının statüsünü yükseltecek, onu daha iyi bir konuma getirecek yönde çalışmalar yapmaya gayret ettik. Tübitak Martek işbirliğinde düzenleyeceğimiz kadın girişimciliği kampı ile girişimcilik fikrine sahip kadınlarımıza, bu alanda imkânlar sunmaya çalıştık.

Yine KADEM olarak yürüttüğümüz projeler kapsamında, şuan başvuruda bulunduğumuz Mülteci kadınların hakları ve entegrasyon politikaları ile ilgili bir AB projemiz var. Bülbülzade Vakfı ile ortaklaşa yürüttüğümüz bu proje kapsamında, Antep’te bulunan Suriye’li sığınmacıların, özellikle de kadınların sosyo-ekonomik, kültürel ve eğitim bağlamında yaşadıkları sorunları ortaya çıkarmayı ve gelecekte onların ihtiyaçları doğrultusunda politikalar oluşmasını sağlamayı hedeflemekteyiz. Bu proje ile ayrıca kadına yönelik şiddet, istihdam ve erken yaşta evlilik gibi problemleri de ortaya çıkarmayı ve Suriye’li sığınmacılara yönelik yanlış anlaşılmaları gidererek toplumsal anlayış ve kardeşliği inşa etmeyi amaçlıyoruz.

KADEM olarak kadının toplumdaki statüsünü iyileştirmek amacıyla yaptığımız faaliyetlerin yanı sıra, İstanbul’da çeşitli üniversitelerde gençlik kulüpleri ve kadın araştırma merkezleri kurduk.

Tüm bu faaliyetlerden bahsederken değinmek istediğim en önemli konu ise, ülkemizin çeşitli illerinde kurmuş olduğumuz temsilciliklerimizdir. KADEM olarak, kurulduğumuz günden itibaren büyüme odaklı bir hedefe sahip olduk ve bu hedef doğrultusunda yürümeye devam edeceğiz. Açıldıkları günden itibaren özverili bir şekilde ekiplerini kuran, KADEM’i gönüllerinde taşıyan, büyüten temsilcilerimiz de, bugün ekipleri ile birlikte aramızdalar. Kendilerini KADEM yönetimi adına büyük bir sevgiyle kutluyor, bize kattıkları motivasyon ve heyecan için teşekkür ediyorum. Şu an Türkiye genelinde var olan 11 temsilciliğimizle birlikte çok güzel işler başaracağımızı biliyor ve bundan sonra kurulacak olan temsilciliklerimizle daha da büyüyerek toplum adına, kadınlarımız için faydalı çalışmalar yapacağımıza gönülden inanıyorum.

Bundan sonra da kadının mağdur edildiği, ötekileştirildiği konularda ve alanlarda fikirsel ve eylemsel çalışmalar yaparak,  kamuoyu farkındalığı oluşturmaya ve toplumsal bilinçlenmeye katkıda bulunmaya, kadının konumunu yükseltme ve demokrasi kültürünü geliştirme yolunda çalışmaya devam edeceğiz.

Sözlerimi bitirirken bu mübarek ramazan akşamında bizimle birlikte olan, desteğini sunan sayın hanımefendiye, sayın bakanımıza, sayın vekillerimize, saygıdeğer hocalarımıza, siz değerli konuklarımıza ve değerli KADEM üyelerimize gönülden teşekkürlerimi ve saygılarımı sunuyorum.

“BURADA BULUNMAKTAN MEMNUNUM”

Yılmaz’ın ardından sahneye gelen Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam KADEM’in özel davetinde bulunmaktan duyduğu memnuniyeti ifade etti. İslam; “Burada bulunmaktan çok memnunum, sizlerle ve özellikle Sayın Hanımefendi ve ayrıca bu gece aramızda bulunan Özgecan’ın anne ve babası ile bir masada iftar etmek benim için çok kıymetli. Biliyorum ki hepiniz Sayın Hanımefendinin konuşmalarını dinlemek için sabırsızlanıyorsunuz. Ben de daha fazla uzatmadan sözü kendilerine bırakıyorum. Bu anlamlı iftara davet edildiğim için de KADEM Genel Başkanı Sare Aydın Hanıma çok teşekkürlerimi sunuyorum” dedi.

“KADEM AÇTIĞI UFUKLA, GELECEĞE DAİR UMUDUMUZU ARTIRMAKTA”

Ayşenur İslam’ın ardından sahneye gelen Emine Erdoğan konuşmasına KADEM tarafından düzenlenen iftar buluşmasının güzelliklere ve hayırlara vesile olmasını dileyerek başladı. Ramanzan-ı Şerif’in ülkemiz ve milletimiz için hayırlar getirmesini, yakın coğrafyamızda ve tüm dünyada barışa vesile olmasını dileyen Erdoğan konuşmasını şöyle sürdürdü;

KADEM kurulduğundan bu yana her ramazan bizleri buluşturuyor, ibadet sevincimizi, bir araya gelmenin mutluluğu ile taçlandırıyor. Henüz çok genç bir dernek olmasına rağmen yaptıklarıyla, açtığı ufukla, geleceğe dair umudumuzu artırmakta.

KADEM çok yönlü çalışmaları içinde, bir yandan kadim ve güncel sorunlarla ilgilenirken, bir yandan da kadınların bilinçlenmesine, genç kızların yetişip meslek sahibi olmasına uzun soluklu katkılar sağlıyor. İşte devletimizin yurtlarında kalan evlatlarımız, deniz yıldızı kızlarımız burada, inşallah KADEM dayanışması içinde hayata tutunup meslek sahibi olacaklar. Kızlarımızı en içten muhabbetle selamlıyor, aramızda olmalarından duyduğum memnuniyeti dile getirmek istiyorum. Aynı şekilde bu gönül sofrasının çok özel başka konukları da var. Yavrumuz, Özgecanımızın çok kıymetli anne ve babası, ailesi burada. Özgecan’a yavrumuz diyorum çünkü o artık o hepimizin ebedi evladı. Biz onu çok talihsiz bir olayla tanıdık. Güzel yüzünü belki bu dünyada göremedik ama inanıyorum ki Rabbimizin nice güzelliklerle ziynetlendireceği parlak yüzünü ahiret yurdunda görecek, kucaklaşmamızı orada yapacağız inşallah. O vakte kadar onu rabbimizin engin rahmetine havale ediyoruz.”

“TÜRKİYE İÇİN ADETA BİR OKUL OLDULAR”

Özgecan Aslan’ın anne ve babasını da metanet içinde görmenin içlerine biraz olsun su serptiğini anlatan Erdoğan, “Kızlarıyla buluşacakları güne kadar bu dünya imtihanını en güzel şekilde geçireceklerine inanıyorum. Onlar en acılı zamanlarında zarafetleriyle, bilgece duruşlarıyla Türkiye için adeta bir okul oldular. Acı karşısında sabrı ve metaneti biz onlardan öğrendik” diye konuştu.

“KADEM, HAK YOLUN EN SAĞLAM ADIMLARINDAN BİRİSİ OLARAK KURULDU”

Erdoğan, KADEM’in “adım”, “ayak” demek olduğunu belirterek, şunları dile getirdi: “Görüyorsunuz bu dünya bir imtihan yeri, burada yol ehli olmak ve yolda yürürken halimize odaklanmak, geçtiğimiz yerlerde güzel izler bırakmak dünya imtihanımızın özünü oluşturuyor. Tasavvuf ehlinin dediği gibi ‘salim kadem’ olmak hayatımıza mana katıyor. Biliyorsunuz kadem adım demek ayak demek ‘salim kadem’ ise, sözüne sadık, işinde sağlam, yürüdüğü yoldan emin olmak demek. KADEM de ismiyle müsemma bir dernek olarak hak bildiğimiz bu yolun en sağlam adımlarından birisi olarak kuruldu.”

Kurulduğu günden bu yana da cesurca adımlar attı, atıyor. Her şeyden önce KADEM, dil, din, ırk ayrımı yapmaksızın, kadını önce insan olarak görüp ona göre duruş belirliyor. Kadını ve erkeği birbirini tamamlayan bir bütünün parçaları olarak görüyor. Bu nedenle her zaman adalet ilkesini hatırlatıyor.

“Toplumsal cinsiyet adaleti” söylemi, KADEM’in gündeme taşıdığı bir söylem, bu konuda yaptığı çalışmalar sayesinde toplumumuz kadın ve erkek ilişkilerinde adalet ölçüsünü hatırlama imkânı buldu. Bu yönüyle KADEM gündem yaratan bir dernek, tek tip kadın modeli öne sürmek yerine, farklılıkları içine alıp buradan bir dayanışma kültürü inşa ediyor.

“SALDIRIYI TEKRAR ŞİDDETLE KINIYORUM”

Erdoğan KADEM’i oluşturan kadın gücünün niteliğinin Türkiye için bir şans olduğunu ifade etti. Erdoğan “İşte bu nedenle de KADEM hep hedefte oldu. Bu vesileyle KADEM’in geçtiğimiz haftalarda Tarsus’ta Özgecan’ın davasını takip ederken uğradığı saldırıyı tekrar şiddetle kınıyorum. Şiddete karşı mücadele verirken şiddete uğramak, şeddeli bir şiddete maruz kalmaktır. Üstelik kadın hakları savunucusu olduğunu iddia edenlerin saldırılarına muhatap olmak, ortada açık bir samimiyetsizliğin, suistimalin olduğunu gösteriyor. Özgecan’ın masumiyeti üzerinden kendi nefret dillerini hâkim kılmak isteyen kişiler ve onların zihniyeti karanlıkta kaybolmaya mahkûmdurlar. Böyle bir ortamda KADEM’in kadın sorunlarıyla ilgili her alanda varlık göstermesi bu topluma bir borçtur. Zira sadece karanlıkla mücadele etmek yetmez. Aydınlığın yayılmasına da çaba sarf etmek gerekmektedir.

Cesurun bakışı korkağın kılıcından keskindir. Mağduriyetleri araçsallaştırmadan, cesaret, adalet ve hakkaniyet içinde genelde insana, özelde kadına dair meselelerin takipçisi olmak sizin varlık nedeniniz” dedi.

HER DEVRİN BİR MÜCADELE ALANI VAR

Erdoğan, bu anlamda Özgecan davasına sahip çıktıkları için KADEM’i tebrik ettiğini ifade ederek, şöyle devam etti: “Masum bir genç kızın bir ailenin haklı mücadelesinde yer alacaksınız. Aynı zamanda kadın konusundaki tekelci yapıya engel olarak bu dava süresince yeni bir mücadele dili üreteceksiniz. Özgecan yasası olarak sizin ortaya koyduğunuz irade hayata geçtiğinde, kadına yönelik şiddet konusunda da inşallah büyük bir yol almış olacağız. İlk gençlik yıllarımdan sivil toplum faaliyetlerinin içinde olan biri olarak söylüyorum. Hiçbir çaba boşa gitmiyor.

Her devrin bir mücadele alanı var. Bizler gençlik yıllarımızda tek tip bir kadın dayatması karşısında mücadelemizi sadece kendi dar çevremizde verebiliyorduk. Toplantı düzenleyebilecek salon dahi bulamadığımız günler olmuştu. Fakat yıllar içinde kabukları kırdık ve bugün bambaşka bir noktadayız. Meclis’te artık bizim davamızı temsil eden, bizim içimizden kadınlarımız var. Bu nimetin hakkını vermeli ve bugün çok daha fazla çaba sarf etmeliyiz.”

BİZİM ÇABAMIZ SADECE SİYASİ BİR ÇABA DEĞİLDİR

Şule Yüksel Şenler başta olmak üzere, kendi hayatının öznesi nice kadının bu yolda çok büyük emekler sarf ettiğini kaydeden Erdoğan, “Bugün bizler bu çabaya yeni nesli de ortak etmeliyiz. Çocuklarımızı, gençlerimizi bu yolun şuurlu neferleri olarak görmek istiyoruz. Bizim çabamız sadece siyasi bir çaba değildir. Aynı zamanda bir medeniyet çabasıdır. Dünyadaki adaletsizliklere karşı ahlaki bir direniştir. Mısır’daki idam kararları neden bizi bu kadar ilgilendiriyor? Gazze neden derdimiz? Suriye’de, Doğu Türkistan’da yaşanan insanlık dramları neden iftar sofralarında boğazımızdaki düğüm oluyor? Bosna ile Mynmar ile neden bu kadar hem haliz? Elbette vicdani, ahlaki, insani duruşumuz bunu gerektiriyor. Elbette medeniyet iddiamız bunu gerekli kılıyor.”

Erdoğan, İslam aleminin Türkiye’den beklentileri olduğuna dikkati çekerek, her seçim sonrasında Bosna’dan, Ortadoğu‘dan telefonlar aldıklarını, Türkiye’deki her gelişmenin bu coğrafyalardaki halkların geleceğini de ilgilendirdiğini aktardı.

Pakistanlı şair Muhammed İkbal’in bir Türkiye seyahatinde yaşadıklarını anlatan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bir gün Türkiye’ye gelirken, pilotun ‘Türk hava sahasına girmiş bulunuyoruz’ anonsuyla kemerini çözüp ayağa kalkıyor. Neden böyle yaptığını soranlara, ‘Bu topraklar Mevlana’nın kalbinin bulunduğu mübarek topraklar. Bu mukaddes coğrafyada yaşayan millet de öyle bir millet ki asırlarca İslam’ın muhafızlığını yaptı. Bu necip millete karşı içimde sonsuz bir istirham var. Hürmeten ayağa kalktım’ diyor. Hava sahasında dahi bu ümmetin hürmetine layık olan bir millet olmuşuz. Bugün hemen karşı kıyımızda kabri bulunan Ebu Eyyüb el-Ensari’yi Arabistan topraklarından buraya getiren ruh ne ise bugün bizim mücadelemizi şekillendiren ruh da odur. İkbal’i havada ayağa kaldıran neyse, bizi İslam coğrafyasıyla dünyanın tüm mazlumlarıyla alakadar kılan misyon da odur.”

“ULUSLARARASI ALANDA UFUK AÇIYORSUNUZ”

KADEM’in kuruluş felsefesinin de bundan bağımsız olmadığını kaydeden Erdoğan, derneğin hali hazırda Türkiye’ye yayılmış 11 temsilciliği ile bu ruhu yaşatma çabasını takdir ettiğini söyledi.
Emine Erdoğan, “Kadınlarımıza bu ruh çerçevesinde gerek Türkiye’de, gerekse uluslararası alanda ufuk açıyorsunuz. TÜBİTAK’la başlattığınız Kadın İletişimcilik Kampı Projesi tohumlarını 1970’li yıllarda attığınız kadın hareketinin, ekonomik ve teknolojik alanda güzel bir meyvesidir. Tek bir alana sıkışmadan kadınları tüm iş alanlarına dâhil edecek bu projenin sonuçlarını görmeyi merakla bekliyoruz” dedi.

KADEM’in kadın araştırmaları dergisinin de bu yılın ilk müjdesi olduğunu dile getiren Erdoğan, “Bu dergi bize şunu gösteriyor. KADEM yalnızca gündelik sorunlarla ilgilenmiyor. Kadın sorunlarının daha derin, akademik boyutlarını da ihmal etmiyor ve asıl kalıcı sözünü burada söylüyor. Tarihe yazılı bir kayıt bırakıyor” ifadelerini kullandı.

Emine Erdoğan, “Doğrusu geçmiş yıllardan beri Türkiye’deki kadın hareketinin içinde biri olarak gelinen bu nokta bana mutluluk ve umut vermekte. Bizlere bu güzel duyguları yaşattığınız için hepinize teşekkür ediyorum” dedi.

Konuşmaların ardından toplu fotoğraf çekimleri ile program son buldu.