KADEM Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Saliha Okur Gümrükçüoğlu’nun
Genç KADEM Kampı Konuşma Metni

Çok kıymetli gençler,
Hepinizi muhabbetle selamlıyorum.
Hoş geldiniz,

Buradan bakınca hepiniz çok güzel, çok coşkulu görünüyorsunuz.
Böyle bir topluluk karşısında insan bütün yorgunluklarını unutuyor.
Siz bizim geleceğe dair iyimserliğimizin ve ümidimizin en önemli dayanağısınız.
Gençlerin sosyal sorumluluk alanına ilgi duyması bizim için çok kıymetli,
Bugün burada, KADEM çatısı altında toplanmanız, bu alanda ne kadar duyarlı olduğunuzun da bir göstergesi.
Sizler bizim hem dostlarımız hem de yol arkadaşlarımızsınız.
Bu sebeple bugün sizleri burada ağırlamaktan dolayı çok mutluyuz.
Hepinize teşekkür ediyorum.

Çoğunuz hayatta bir yol arayışı içindesiniz, değil mi…

Aslını isterseniz insanların hayatları boyunca yürüdükleri yollar çoğu zaman birbirine benziyor, karşılaştığımız kişiler, yaşadığımız olaylar, içinde bulunduğumuz zaman ve mekân değişse de hepimiz kendi yolumuzda ilerlerken benzer imtihanlardan geçiyoruz.

Bildiğiniz gibi yüzyıllardır insanlar doğuyor, büyüyor; yürümeyi, konuşmayı öğreniyor; okuyor, meslek ediniyor. Çalışıp hayatını kazanıyor, âşık oluyor, evlenip çoğalıyor, onların da çocukları, sizler gibi pırıl pırıl evlatları oluyor.

Dolayısıyla sorumluluklarımızda bir farklılık oluşmuyor. Sadece bu sorumlulukları yerine getirebilmek için bazı iş bölümleri yapıyoruz. Anlayacağınız, bugünlerde sizlerin içinde bulunduğu yollardan bizler de geçtik; kaygılarınız, korkularınız, meraklarınız, umutlarınız, hayalleriniz… İnanın bize öyle tanıdık ki…

Burada bize düşen görev, bu yolların neresinde takılırsınız, neresinde düşebilirsiniz, düştüğünüzde nasıl kalkarsınız… Tabiri caizse size spoiler vermek. Bu vesile ile ne zaman ihtiyaç duyarsanız sizin yanınızda olmaya ve sizi desteklemeye hazır olduğumuzu hatırlatmak istiyorum. Sizin ne söylediğiniz de bizim için çok kıymetli, çünkü zamanın ne kadar değiştiğini sizinle anlıyoruz. İnsanların yeni ihtiyaçlarını ve dertlerini gündemimize taşıyabilmemizde sizden gelen yorum ve eleştiriler çok belirleyici oluyor.

Sevgili Arkadaşlar!

Bir genci ne ayakta tutar diye sorarsanız, tecrübelerim bana iki şey gösteriyor: biri bilgi diğeri cesaret.

Çevrenizden bilirsiniz kimi arkadaşlarınız vardır, yüksek not almaya odaklanır ve başka hiçbir şeyle ilgilenmez. Hayatın her alanından uzak kalır, mesela yaşadığı şehri tanımaz, nereden nereye gideceğini ya da kendi ihtiyaçlarını nasıl karşılayacağını bilemez… Arkadaşlarıyla hiç kartopu oynamamış hiç gezmeye gitmemiş hatta hiç birlikte vakit geçirmemiş bile olabilir.

Kimileri de vardır, muhakkak denk gelmişsinizdir, gezip eğlenmekten fırsat bulup iki sayfa kitap okuyamaz ya da nerede bir hareketlenme olsa oradadır, kavgadan dövüşten çekinmez ama okul hayatının hakkını veremez. Hepiniz mezun olup meslek sahibi olduğunuzda onlar hala başladığınız yerdedir.

Tam da bu noktada aklıma bilgisi ve cesaretiyle Hz. Peygamber’in övdüğü bir isim geliyor: dürüstlüğü ve güzel ahlakıyla hepinizin tanıdığı Hz Ali. Bildiğiniz gibi hicret gecesinde Hz. Peygamber’in yerine geçmeyi göze alacak kadar cesaretli. Onun beslendiği kaynaklara baktığımızda başta gençliğinde el-emin vasfını kazanan Hz. Peygamber’i görüyoruz. Hz. Peygamber, peygamberlik vazifesine başlamadan önce de herkesin kendisine tam anlamıyla güven duyduğu bir gençti.

Peki, bizim bugün çevremizde dostluğuna ve yol arkadaşlığına ihtiyaç duyduğumuz gençler kimler? Nasıl olmalı bu gençler?

Hz. İbrahim gibi çevresinde olup bitene seyirci kalmayan, toplumda alışılagelmiş yanlış davranışlara dur diyecek cesareti kendinde bulan,
Hz. Yusuf gibi iffet ve hayâsını korumak için zindana düşmeyi göze alan,
Hz. Musa gibi Firavun gibi zalim bir yöneticiye itiraz ederken bile efendiliğini koruyan gençleri arıyoruz,

Burada mısınız?  

Bizim de bu noktada sizden beklediğimiz, seçtiğiniz alanda en iyisi olmanız, bununla birlikte başka konularda da neler yapabileceğiniz ile ilgili sürekli kendinizi gözden geçirmeniz. Ve aslında hep yapmaya çalıştığınız gibi iyilikten, güzellikten ve hayırlı işlerden yana her an harekete geçmeye hazır olmanız.

Farkındaysanız bizim kültürümüzde süpermenler yok, aslında buna ihtiyacımız da yok çünkü biz, gözünü budaktan sakınmayan, korkularına esir olmayan bir milletiz! Bunun en yakın örneği 15 Temmuz günleridir, ama tarihte de gençlerimiz hep başroldeydi, Örneğin Çanakkale savaşı yıllarında İstanbul erkek lisesinin bütün öğrencilerini şehit verdiğini için hiç mezun verememiştir. Bu anlamda önemli olan cesareti doğru yerde kullanmayı başarmaktır. Elbette hayatımız boyunca hepimizin karşısına engeller çıkıyor, her birimiz çeşitli zorluklar yaşıyoruz, ama hiçbir sıkıntı inancımızdan üstün değil, hiçbir engel bizi ümitsizliğe düşürecek kadar büyük değil. İnancımızı koruduğumuz sürece, kaç defa düşersek düşelim yeniden yerden kalkabilecek güçteyiz, unutmayalım!

28 Şubat döneminde başörtüsü yasaklarında okulunun kapısının içeri giremediği halde okumaktan vazgeçmeyen ablalarınızın mücadelesini hatırlayın mesela… Kimisi eğitim almak için yurt dışına çıktı kimisi kendi çabasıyla okuma faaliyetlerini sürdürdü, ama yasaklar kalkınca hiçbiri ülkesine küsmeden kaldığı yerden devam etti ve meslek sahibi oldu.

Aslında biricik Meselemiz bu; Yılmamak ve Vazgeçmemek.

Sevgili gençler!

Avrupa’ya işçi olarak giden göçmen bir ailenin kızı olan Melahat Çağmır’ı duymuş muydunuz? 2012 yılında henüz 15 yaşındayken bir ilki başararak Fransa’nın en genç pilotu olmuş.
2009 yılında 17 yaşındayken Türkiye Satranç şampiyonu olan Mustafa Yılmaz da sizden farklı bir genç değildi.
20 yaşında satrançta ‘büyük usta (grandmaster)’ unvanını alan Mustafa, şu an en genç ‘büyük usta’ unvanını elinde bulunduruyor. Türk Milli Takımı olarak satranç ekollerinden Rusya’yı yenmeyi başardıklarında çocukluk hayalini gerçekleştirdiğini belirtiyor.

Bunlar sadece birer örnek…

Kıymetli arkadaşlar!

Muhakkak sizin de kendinize katacağınız bir değer vardır, bu yolda yalnız değilsiniz!
Hiçbir şeyi tek başınıza halletmek zorunda da değilsiniz!

Bilakis dertlerinizi de hayallerinizi de arkadaşlarınızla paylaştığınız gibi bizlerle de paylaşabilirsiniz, etrafınızda sizi seven ve iyiliğinizi isteyen kişilerin varlığını muhakkak göreceksiniz.

Ve hiç aklımızdan çıkarmamamız gereken başka bir gerçek ise inancımız gereği Allah’ın her zaman bizimle birlikte olduğudur. Kendi kelamıyla “Sen bizim gözlerimizin önündesin” (Tur Suresi 52/48) diyerek kendini bize hatırlatıyor. Yaradan bizi bir an bile ne yalnız ne çaresiz bırakıyor, bu bilinçle adımlarımızı çok daha sağlam basabiliriz. O’nun huzurunda olmanın bize ilk hatırlattığı şey, namazdır.

Namaz manevi olarak bizi besler, bağımlılıklarımızdan kurtulmamızı sağlar, zihin açıklığı ve dinginlik verir. Aynı zamanda gün içinde defalarca insanın Rabbiyle buluşacağı düşüncesi; hırs, kibir, haset, kin, düşmanlık gibi kalbe zarar veren duygulardan kişiyi uzak tutar.

Buna birlik beraberliğimiz de eşlik ederse her güçlüğün üstesinden gelmeye hazır olmaz mıyız?

Değerli Arkadaşlar!

Bugün burada toplanmamızın amacı da ortak dil kurma adına bir adım daha atmak,

Ancak ortak bir dil yakalarsak birbirimizi anlayabilir ve yardımlaşabiliriz. Bunun için her zaman birbirimizden haberdar olalım. Hiç kimse yalnız bir hayatta bütün ihtiyaçlarını karşılayabilse dahi mutlu olamaz. Ama bir aradayken birinin yanlışını diğeri düzeltir, diğerinin eksiğini öteki tamamlar.

Haberdar olmak bu yüzden önemli,

Bunun için uzakları yakın eden pek çok iletişim aracı var, aramızda kilometrelerce mesafe de olsa birbirimizden haber almamızı sağlıyorlar, uzun yolları aşmak zorunda kalmıyoruz, zamandan ve enerjiden kazanmış oluyoruz. Ama bu araçlarla sevdiklerimizle hemhal olabiliyor muyuz?

Yüz yüze birbirini görmenin, aynı hissiyatı paylaşmanın yerini doldurabiliyor mu akıllı telefonlar? Ya da emojiler duyguların aktarımında sahici etkiler uyandırabiliyor mu?

Sevgili Arkadaşlar!

Elbette ki insanı insana gerçek anlamda bağlayan, onları dijital oyuncaklardan ve sanal ağların esaretinden kurtaracak gerçek dostluklardır. Kendimizi dijital etkileşimlere kaptırdıkça ilişkilerimizin de mekanikleştiğini görüyoruz. Ben sizi bir hocanız olarak birlikte hareket etmeye, birlikte çalışmaya, birlikte vakit geçirmeye davet ediyorum.

Büyük hayaller kurmaktan çekinmeyin,

Ve kendinizi hayallerinize taşıyacak net hedefler belirleyin, cesaretli olun, çevrenizde ters giden bir duruma şahit olduğunuzda onu düzeltmek için harekete geçin!

Sosyal sorumluluk duygunuz bugün sizi nasıl buraya kadar taşıdıysa her zaman her yerde birbirinizle hayırda yarışmalı, çevrenize her hamlenizle ilham kaynağı olmalısınız.

Değerli gençler!

Biz, her birinizin gayretine inanıyoruz, toplumda bilhassa kadın ve erkek arasındaki adaleti sağlama konusunda üstlendiğimiz vazifede sizleri de yanımızda görmekten büyük mutluluk duyuyoruz.

KADEM olarak toplumda cinsiyet adaletinin sağlanmasına katkıda bulunmaya çalışıyor ve kadın erkek herkesin eşit fırsatlara erişimi adına çalışmalar yürütüyoruz.

Dilerim sizin de desteğinizle daha çok inançlı ve gayretli insanlara ulaşır, hep birlikte dertlere deva olur, ülkemize ve bütün insanlığa faydalı işler ortaya koyarız.

Sizler, bizim hiç vazgeçmediğimiz umudumuzsunuz,
Hepinize sevgilerimi sunuyorum.