“Kadın Olmak” Kitabındaki Makalelerinin Tahlili Yapıldı

02 Ocak 2020, İstanbul

KADEM Genel Merkezi’nde her ay gerçekleştirilen OKU-YORUM etkinliği ile farklı alanlarda yazılmış kitaplar, yazarlarının katılımı ile tahlil ediliyor. Bu ay okunup tahlil edilmesi için belirlenen ve “Kadın Olmak” kitabı oldu. Kitabın editörü ve İslam’da Kadın Tartışmalarında Geleneğe Özcü Yaklaşımın Eleştirisi Ve Alternatif Bir Gelenek Okuması makalesinin yazarı Şule Albayrak ile Osmanlı Toplumunda Kadınlar (16. Ve 17. Yüzyıllar) makalesinin yazarı Başkan Dr. Saliha Okur Gümrükçüoğlu, kitapta yer alan makalelerini OKU-YORUM programı kapsamında üyelerle birlikte tahlil etti.

Kitapta yer alan makalesinin tahlilini yapan Dr. Saliha Okur Gümrükçüoğlu, Osmanlı’da Vakıf kuran kadınların çoğunlukla saray eşrafından olduğunun sanıldığını halbuki orta ve alt gelire mensup kadınların da küçük ölçekli vakıfların kurucuları arasında olduklarının belgelerden anlaşıldığını söyledi.

“16. yy. da İstanbul’daki vakıfların %36,8’inin kadınlar kurulmuştur”

Gümrükçüoğlu: “16. yy. da İstanbul’daki vakıfların %36,8’inin kadınlar kurulmuştur. Osmanlı hukuk sisteminde hak arama süreçlerinin herkes için aynı şekilde işlediği görülmüştür. Kadınların mahkemeye başvurma, dava takibinde bulunma, karara itiraz etme ve sonucu bir üst mahkemeye taşıma konusunda herhangi bir engelle karşılaştıklarına dair bir kayıt yoktur. Örneğin 17. yy. da Kayseri mahkeme kayıtlarına göre davaların %17’sinde taraflardan biri kadındır. Ayrıca kadınların %80’inin de davalarını bizzat kendilerinin takip ettikleri anlaşılmaktadır. Osmanlı’da kadınların alım-satım, borçlanma ve mülk edinme konusunda da kendi iradeleri ile hareket ettikleri görülmektedir. Örneğin Balıkesir ilinde ev sahibi olan kadınların oranı %51 gibi azımsanmayacak bir rakama tekabül etmektedir. Son olarak şunu rahatlıkla ifade edebiliriz ki, Osmanlı devletini incelediğimizde, her sosyal tabakadan kadının yerleşik bir hak arama kültürüne sahip olduğu görülmüştür. Aynı zamanda dönemin şartlarına göre kadınlar iktisadi ve sosyal hayatın doğrudan katılımcısı olmuşlardır” dedi.

“Tarihin akışı içerisinde kadının toplumdaki inşa edici rolünü dışarda bırakmayan bir perspektife ihtiyaç var”

Kitabın editörü H. Şule Albayrak, kitabın yazılış aşamasıyla ilgili: “İslam’da kadınla alakalı temel konular bağlamında bir bakış açısı sunabilir miyiz? Ve bu bakış açısını ortaya koyduktan sonra acaba bundan sonra kadınla ilgili sorunları nasıl tartışırız? Bu bir ilk adım aslında. Kadını dışarıda bırakan bir gelenek okuması eksik kalacaktır. Bunun yerine tarihin akışı içerisinde kadının toplumdaki inşa edici rolünü dışarda bırakmayan bir perspektife ihtiyaç vardır. Günümüz yaklaşımlarına; İslam geleneğinin içerdiği farklı yaklaşımlar, uygulamalardaki çeşitlilik ve ancak İslam geleneğini problem çözmedeki dinamizmiyle değerlendirmek ışık tutabilir. Tarih boyunca tek bir Müslüman kadın kategorisinden söz edilebilirmiş gibi kadınlar tüm sosyal, siyasi, ekonomik, etnik, kültürel ve eğitim farklılıklarından soyutlanarak tekil bir okumaya maruz bırakılmaktadır. İslam geleneğine bakıldığında bin dört yüz yıllık bir süreçte hayata geçen tecrübeler geleneğin konusu olmaktadır; dolayısıyla tekil içerikten söz etmek mümkün değildir.