Kansere Karşı Kadın Gücü 

Yrd. Doç. Dr. Sare Aydın yazdı…

BAŞARILI KADIN HİKÂYELERİ-7

ABD’de immünopatoloji alanında doktora üstü araştırmacı olarak çalışan Sinem Nalbantoğlu, inovatif çalışmaları ve girişimciliğiyle dikkati çekiyor. Nalbantoğlu, agresif kanser türlerinde erken tanı ve acısız teşhis yöntemleriyle tıpta örnek isimlerden.

TÜBİTAK Marmara Teknokent ile ‘Kadın ve Demokrasi Derneği’ işbirliğinde düzenlenen “İnovasyonda Kadın Girişimcilik Kampı” birincisi, başarılı buluşlara imza atan girişimci ve genetik uzmanı Sinem Nalbantoğlu yarınlarımız için umut oluyor.

Nalbantoğlu meslek hayatına atıldığı ilk yıllarda tıpta moleküler tanı ve geliştirilebilir diagnostik sistemler üzerine çalışmış. Son iki yıldır ise TÜBİTAK ödülü ile gittiği Georgetown University Medical Center ve Ulusal Sağlık Enstitüsü (National Institutes of Health)immünopatoloji bölümünde doktora üstü araştırmacı olarak çalışıyor. Spesifik eğitim ve çalışma alanı tıpta erken moleküler tanı sistemlerinin keşfi olan Nalbantoğlu, yaptığı araştırmalar ile agresif kanser vakalarında erken tanı koyularak daha kısa sürede sonuca gidilmesi üzerine çalışmalar yürütüyor.

ERKEN TANI 
ABD ve Hollanda’da davetli konuşmacı olarak yer aldığı uluslararası kongrelerin yanı sıra uluslararası dergilerde çok sayıda yayını ve yayın hakemlikleri bulunan Sinem Nalbantoğlu, “Agresif Kanserlerde Erken Tanı Panellerinin Türkiye’de de Geliştirilebilir Olması” konulu projesi ile KADEM ve TÜBİTAK-MARTEK işbirliğinde düzenlenen “İnovasyonda Kadın Girişimcilik Kampı”nda yarışan birçok proje arasından “Türkiye 2015 Kadın Girişimci Ar-Ge İnovasyon” proje ödülünü almaya hak kazandı.

PROSTAT KANSERİ 
Amerika’da en agresif kanserlerden biri olan prostat kanseri çok merkezli projesi içinde yer alan Nalbantoğlu, prostat kanseri erken tanısında 3 süper molekül (belirteç-biyomarker) tanımladıklarını belirtiyor. Halen, bu belirteçleri pratik erken tanı ve tarama testleri halinde formülize etme üzerinde çalışan Nalbantoğlu, üniversitede Sağlık Yönetimi Bölümü’nde öğretim üyesi olarak yer alıyor ve derslerin yanı sıra araştırmacı ve davetli konuşmacı olarak sık sık ABD’ye gidiyor.

TÜRKİYE’DEKİ HASTALAR 
Türkiye’de yardımcı doçent olarak görevine devam ederken TÜBİTAK-ABD ikili işbirliği projesi üzerine çalışmaya başladıklarını belirten Sinem Nalbantoğlu, bu işbirliğinin odağında Türk pankreas kanseri hastaları olduğunu ifade etti. Can yakıcı biyopsi ya da kan testleri yerine, hastayı korkutmayacak tükürük ve nefes örneklerini kullanarak spesifik kanser belirteçlerini tanımlama üzerine çalıştıklarını belirten Nalbantoğlu, kanser evre I ve II’de tanımlanabilen biyomarkerların elmas değerinde olduğunu söyledi. Nalbantoğlu, bu şekilde hastalığın takip ve tedavisi üzerine etki edebildiklerini belirtti.

Girişimcilik DNA’mda var 
Genç yaşına rağmen başarılı çalışma ve buluşlara imza atmış olan Sinem Nalbantoğlu “Girişimcilik benim DNA’mda var diyerek” sahip olduğu üretken genleri, girişimci/sanayici işadamı olan babasından aldığını düşünüyor. Nalbantoğlu, kadınları çalışma hayatı içerisinde ve bilimsel buluşlar gerçekleştirme noktasında motive eden en önemli faktörün tutku, sabır ve kendine güven olduğunu ifade ediyor.

Kadınlar bilimi de başarır 
Sinem Nalbantoğlu “Kadın olarak böyle zor bir çalışma alanında başarı kolay gelmese de inanç, zekâ ve iyi niyet, yaşamınız boyunca sizi yarı yolda bırakmıyor” diyor. Nalbantoğlu, toplumlarda genellikle erkek alanı olarak görülen bilimsel alanda, kadınların da istedikleri ve kendilerine inandıkları takdirde büyük işler başarabileceklerini gözler önüne seriyor. Nalbantoğlu gibi kadınların toplumsal alanda profesyonel yaşam içerisinde başarılı olmalarının yolu öncelikle kendilerine güvenmelerinden ve desteklenmelerinden geçiyor. Ülkemizde geleneksel kalıplar nedeniyle yeteneklerini kullanamayan çok sayıda kadın var. Potansiyel sahibi bu kadınlarımızı toplumsal ve ekonomik süreçlere dâhil etmek, sosyoekonomik açıdan kalkınmış toplumlar düzeyine gelebilmemizin de yolunu açacak.