Kadın istihdamı ve kadınların iş yaşamı içerisinde karşılaştıkları problemler, tarihten günümüze kadar kronikleşmiş sorunlar olmakla birlikte güncelliğini daima muhafaza eden konular arasında yer almıştır.

Tarihsel olarak bakıldığında kadının ekonomik hayat içerisinde Ortaçağ’dan itibaren yer almaya başlayarak, ücretli kadın işgücü kavramının doğmasına yol açan önemli bir süreç olarak değerlendirilen Sanayi Devrimi ile birlikte bu alanda daha aktif roller üstlenme sürecinin içerisine girdiği görülüyor. Özellikle Birinci Dünya Savaşı sırasında artan üretim ihtiyacıyla birlikte kadınlar sanayide daha fazla yer almaya başlamış, fakat bu durum bile erkeklerin fiziksel bakımdan üstün oldukları düşüncesi nedeniyle kadınların bu alandan dışlanmalarına yahut bu alanda düşük ücret karşılığı çalıştırılmalarına sebep olmuştur. Avrupa Yaşam ve Çalışma Koşullarının Geliştirilmesi Vakfı’nın bu konuda yaptığı bir araştırmaya göre her ülkede toplumsal cinsiyete dayalı ücret eşitsizliği ile karşılaşılmaktadır. Örneğin bu araştırma raporunda toplumsal cinsiyete dayalı ücret farkının İngiltere’de %18, Belçika’da ise %11 olduğu ifade edilmektedir[1]. Yine kadınların çalışma hayatı içerisinde karşılaştıkları sorunlardan biri olan cam-tavan sendromu da, kadınların istihdam edildikleri alanda açıkça görülemeyen ancak yükselmelerinin önünde engel teşkil eden durumları ifade ediyor.
Elif Esen’in hikâyesi, bu noktada örnek teşkil edecek mahiyette. Zira kendisi zaman içerisinde geliştirmeyi planlayarak yola çıktığı lokum üretme serüveninde iki yıl gibi kısa bir sürede başarıya ulaşmış, ekonomik alanda adını duyurmakla birlikte Türk lokumunu Türkiye ve dünya genelinde başarılı bir şekilde temsil etmiş girişimci ruha sahip, başarılı kadınlardan birisidir.

KADEM Başkanı Yard. Doç. Dr. Sare Aydın’ın  İTO Haftalık Ekonomi Gazetesinde bugün (05.10.2015) yayınlanan “Annelikten Organik Lokum Üreticiliğine” başlıklı yazısına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

http://www.istanbulticaret.org.tr/reader/?pubId=4081