Sümeyye Erdoğan Bayraktar’ın
Adana Temsilcilik Açılışı Konuşması

11 Ekim 2019, Adana

Değerli Hanımefendiler, Beyefendiler,
Hepinizi muhabbetle selamlıyorum. Kadın ve Demokrasi Derneğimizin 47. Temsilciliğinin açılışını yapmak üzere bir araya gelmekten büyük mutluluk duyuyorum.

Öncelikle,

Sınırlarımızın ve vatandaşlarımızın güvenliği için devletimizin başlattığı Barış Pınarı Harekatı’nda şehitlerimize Allah’tan rahmet, ailelerine başsağlığı diliyorum. Ordumuzun, askerimizin ve tüm güvenlik güçlerimizin muzaffer olması için hepimiz duadayız. Allah yardımcıları olsun.

Bugün,
Adana’nın da ailemizin bir parçası olmasından gurur duyuyoruz. Derneğimizi daha da güçlü hissediyoruz.

KADEM olarak bir metropolde sıkışıp kalmak değil, mesajımızın ete kemiğe bürünmüş bir şekilde kadınlarımızın yanında olmasını istiyoruz. Her ilimizin kendine has sorunlarını kaynağında tespit edip çözüm üretmek amacımız. Herhangi bir nedenle dara düşmüş bir kadının “keşke” diye başlayan cümleler kurmasına gerek kalmadan ona ulaşabiliyorsak bu bize yeter.
KADEM’in bugün 47 kapısı var ve hepsi tüm kadınlarımıza açık.

Kıymetli misafirler,

KADEM bir tarafta söylem çalışmaları, araştırmalar, eğitimler, bir tarafta lobicilik ve saha projeleriyle çok yönlü çalışmalara imza atıyor.

2 senede 1 gerçekleşen
Zirvelerimiz, her sene düzenlenen toplumsal cinsiyet adaleti kongremiz, 9. su yayımlanan Kadın Araştırmaları Dergimiz,

Temsilciliklerimizde düzenlediğimiz paneller, çalıştaylar, eğitimler, bizzat sahadaki sorunlara değindiğimiz projelerimiz, şiddet vb. konularda dava takiplerimiz, hukuki danışmanlıklarımız,
Ve son olarak üniversite kız öğrenci yurtlarıyla Türkiye’de toplam 47 temsilcilikte çalışmalarımıza devam ediyoruz.

Değerli Misafirler,

Çalışma alanlarımızdan biri olan kadına şiddet tüm dünyada kadınların ortak olarak yaşadıkları bir insanlık suçudur.

Hoş görülecek, affedilecek hiçbir hafifletici sebebi yoktur.
KADEM ailesi olarak hafifletici sebep kavramını son derece onur kırıcı bulduğumuzu ve bunun külliyen karşısında olduğumuzu belirtmek isterim.

Bir cinsin fiziksel güce dayalı tahakküm kurma çabasını ve kendinden zayıf olanı ikincilleştiren anlayışını ilkellikten başka hiçbir yere sığdıramayız.

Şiddetle mücadelede her ne kadar güçlü kanunlarımız olsa da uygulamada pek çok aksaklık olduğunu görüyoruz.

Yazılı ve yazısız kurallar sadece yaptırımlarla değil, aynı zamanda o kuralların gerekliliğine inanan, saygı duyan ve önemseyen vicdani gelişmişlikle uygulanabilir.

Bu vicdan da ancak medeni değerlerimizden doğar. Bu değerlerimizin özümsenmesi, dilden dile anlatılan bir efsane yerine, gündelik pratik haline getirilmesi gerekir.

Öyle sanıyorum ki bir masalı anlatırmışçasına, yüksek ahlaki değerlerle örülü geçmiş hayatları gıptayla anlatmanın pek bir etkisi olmuyor.

Bunu bir mit olmaktan çıkarıp, hayatımız haline getirmek bizim elimizde.

Medeni değerlerimizin ihyası kadınların maruz kaldığı insanlık suçlarını önlemede çözüm için en önemli hareket noktasıdır.

Değerli Misafirler,
KADEM olarak bizim anlayışımızda kadın ve erkeğin iki cins olarak yarıştırılması yok. Sorumluluklar ve hakların bütüncül şekilde ele alındığı, eşitlik ve onu da kapsayan bir adalet zemininde, birbirini tamamlayan bir erkek ve kadın anlayışımız var.

Pek çok toplumda unutulan, pek çok sorunun kaynağında olan en basit ve temel gerçek şudur;
Kadınlar Allah karşısında tek başına hesap verecektir, dolayısıyla dünyadaki tüm sorumluluklarının en başında bir kuldur, yani kendi iradesiyle hareket etmesi gereken bir bireydir. Tüm insanlar gibi.

Bu gerçekten hareketle bizim karşısında olduğumuz şey en temelinde, kadınların iradesinin ipotek altına alınma çabası, yaşamının adeta bir yengeç kıskacında tutulması,
gelişimini önleyecek şekilde çemberinin daraltılması.

Her ne kadar dine ve geleneklere dayandırılmaya çalışılsa da, kadınları kısıtlamaya yönelik bu çabalar yaradılıştaki ahenge aykırıdır, ve aslında bir güç dengesinden ibarettir.

KADEM olarak gerçekle uydurma olan arasındaki ayrımı gerekirse kılı kırk yararak yapmaya gönüllüyüz.
Adeta bir dinmişçesine tapılan törelerin ve inanışların İslammış gibi lanse edilmesi en başta dinimize karşı haddi aşmaktır.

Tüm bunların yanında kadın tasavvurunun çağdan çağa ışık hızıyla değişmesinin, kadın kimliğinin başkalarınca şekillendirilmesinin de karşısındayız.
Erkeklerin de kadınların da özgürlüğü sorumluluklarını ele almalarından, kendi özlerini muhafaza etmelerinden geçer.

Dolayısı ile kamusal alandaki varlığımızın gücü erkekleşmekten veya sorumluluklarımızı bırakmaktan değil, kendi aslımızı korumaktan gelir.

Kıymetli misafirler,

Kamusal alandaki varlığımızdan bahsedeceksek tabi ki kadının siyasetteki yerini de konuşmalıyız. Siyasette kadınların seslerinin yükselmesi çok önemli.

Çünkü kadınlar kendi politikalarını üretemezlerse, kendi hayatlarını ilgilendiren siyasi kararları alamazlarsa kadınların sorunları çözülemez, demokrasiden ve insan haklarından da bahsedilemez.

Biz, kadınların siyaset arenasında kendi alanlarını, kendi bilgi ve deneyimlerini oluşturarak sadece ülkemizde değil, tüm dünyada yeni bir söylemin imkanlar dahilinde olduğunun altını çiziyoruz.

Kadının halen siyasetin nesnesi olması bizim için son derece üzücü. Kadınlar siyasete maruz kalmamalı, bilakis siyaseti üreten ve şekillendiren cümlelerin özneleri olmalılar.

Kıymetli Misafirler,

Çalışan, üreten, eğitim hakkını sonuna kadar kullanan kadınlarımız oldukça ülkemizin bekasından daha rahat bahsedebiliriz.

İnanıyorum ki Adana temsilciliğimiz bu noktada çok önemli projelere imza atacak. Başta kadına yönelik şiddet olmak üzere, kadınların ekonomik olarak kalkınması, eğitim haklarının korunması gibi hayati önemi olan başlıklar titizlikle ele alınacak.

KADEM’in tüm temsilcilikleriyle kadınlara özgüven vermesini umut ediyoruz.
Kadınlar bir mağduriyete uğradığında seslerini duyurabildikleri bir platform olarak yanlarında olacağız.

Açılışımıza katıldığınız için çok teşekkür ediyoruz.

Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.
Kalın sağlıcakla!