Sayın Vekilim,
Sayın Belediye Başkanım,
Sayın Rektörüm,
Çok sevgili Kadem ailesi,

İlk çağlardan beri tarihte iz bırakmış çok önemli medeniyetlere ev sahipliği yapan, türlü istilalara direnen, Anadolu’nun Anadolu olmasını sağlayacak zaferlerin kazanıldığı bu topraklarda bulunmanın mutluluğuyla sizleri selamlıyorum.

Bugün burada Muş temsilciliğimizi açıyor olmak, yıllar önce çıktığımız KADEM yolculuğunda 44. ilimize ulaşmış olmak, yeni insanlar yeni kültürler ile tanışmak çok heyecan verici. Rabbim bu heyecanımızı her zaman diri tutsun, birliğimizi daim etsin.

Kıymetli misafirler,

Kadını, aileyi, toplumu güçlendirmek, geleceğimize sahip çıkmak gibi ortak bir derdimiz var. Bunu başarmak için de birbirimize ihtiyacımız var. Doğu’nun Batı’ya, Kuzey’in Güney’e ihtiyacı var.

Her birimizin birikimi ve tecrübeleri o kadar değerli ki; ancak paylaşırsak çoğalırız, paylaşırsak sesimiz çıkar, paylaşırsak güçleniriz ve eğer biz güçlenirsek toplum güçlenir, ülke güçlenir.

İşte sırf bu yüzden bile iyi ki KADEM var, iyi ki Türkiye’nin her bölgesine ulaşmayı kendine dert ediniyor. Yerel farklılıkları dikkate alıyor, zenginlikleri koruyor ve ortak bir dil geliştirerek topluma fayda üretiyor.

Muş’un kıymetli kadınları, anneleri… Bu vesileyle bir kez daha sizlerle birlikte çalışacak olmaktan, birlikte üretecek olmaktan duyduğum memnuniyetimi dile getirmek istiyorum.

Kadem sizlerle büyüyor, renkleniyor, güçleniyor ve toplumu güçlendiriyor.

Değerli Dostlar,

KADEM olarak kadına ve aileye dair her konuyu, her problemi sorumluluk alanımız olarak belirledik. Kadın sorunlarının tek tipçi bir bakış açısıyla ele alındığını görüyoruz. Oysa Kadının sadece belli modernist kriterlere uyarsa mutlu ve güçlü olacağı fikri doğaya aykırıdır. Peygamber Efendimiz’in zamanına da bakarsak görürüz ki savaşa katılan kadın da var, evinde çocuklarına bakan kadın da var, ticaretle uğraşan, öğretmenlik yapan, hatta zabıtalık yapan kadın sahabe örnekleri var. Dinimizde bile kadınlara hayat meşgalelerinin ne olacağı konusunda kırmızı çizgiler konulmamış, sadece belli prensipler konmuş, hal böyleyken bizim kadın sadece çalışmalı veya sadece evde olmalı dememiz makul değil. Dolayısıyla prensibimiz şu, Allah rızasına uygunluğu yakalamak kaydıyla, hayatın gerçeklerini görmeli, içinde olunan toplumun, zamanın, coğrafyanın şartlarına bakmalı, her insanın kendine has ihtiyaç ve potansiyellerini dikkate almalı ve buna göre adil bir yaşayışa imkan vermeliyiz.

Keza ailenin çok çeşitli saldırılar altında olduğu bir dönemdeyiz. Aile, ve neslin devamı insan doğasını dikkate almayan, haz merkezli, bireyi toplumdan öne koyacak şekilde yüceleştiren bazı modernist popüler akımların insafı, insafsızlığına bırakılamaz. Bireylerin sağlıklı olması ilk başta sağlıklı aileye bağlı, bu olmadan toplumun iyiliği mümkün olamaz. Kötü aile uygulamalarına bakıp bireyin veya özelde kadının ezilmesinin suçu aile kavramına atılamaz. Tam tersine sağlıklı bir aile, kadını da bireyi de güçlendirir.

Dolayısıyla gücümüz yettiğince bizler, toplum yapımızın bozulmasına, değerlerimizin tahrip edilmesine karşı dik duruşumuzu sürdüreceğiz.

2 hafta sonra gerçekleşecek olan 3. Kadın ve Adalet Zirvemizin de bu nedenle temasını Ailenin güçlendirilmesi olarak belirledik. Ulusal ve uluslararası uzmanların, politika yapıcıların katılımıyla, hem ülkemizde hem dünyada ailenin önündeki tehditlerle nasıl mücadele ederiz, aileyi nasıl güçlendirebiliriz, bunları etraflıca masaya yatıracağız.

Kıymetli misafirler,

Kadın bir tarafta modern Batı zihniyetinin, diğer tarafta dinimizle ilgisi olmayan bazı geleneksel kodların baskısı altında sıkıştırılmaya çalışılıyor.

Biz tüm bu baskılardan kurtulup kadının da erkeğin de, Allah’ın bizi kıldığı onurlu, kulluğumuza yaraşır, adaletli bir yaşayış derdindeyiz.

Çünkü kadının ikincilleştirildiği, haklarından mahrum edildiği bir toplumda çocuklar da sağlıklı yetiştirilemez, aileler güçlü olamaz, siyasi ve ekonomik mekanizmalar da sağlıklı çalışamaz ve nihayetinde gerçek bir toplumsal refah, kalkınma ve adaletten bahsedilemez.

Bu bilinçle çıktığımız bu yolda, kendi potansiyellerini gerçekleştirme çabasında olan kadınlar olarak, 5 yılı aşkın bir zamandır hatalarımızla, eksikliklerimizle birlikte gurur verici işler yaptık. Bu işlere yenilerini katmak, birbirimizden öğrenerek çalışmalarımızın alanını ve kapsamını genişletmek bizler için çok kıymetli. Düzenlediğimiz eğitimler, seminerler, okumalar, kampanyalar ve projeler ortak sermayemiz.

Sözlerime son verirken temsilciliğimiz bünyesinde aramıza katılan tüm arkadaşlarımıza, hoş geldiniz diyor, yeni yuvamızın çok büyük hayırlara vesile olmasını diliyorum.

Hepinizi saygı ve sevgi ile selamlıyorum.