W20 Türkiye Resmi Lansmanı, 60 ülkeden yüzlerce katılımcı ile yapıldı.

KADEM’in komite üyesi olduğu, küresel ekonominin önemli aktörlerini bir araya getiren G20 kapsamında, kadının ekonomiye katılımını temel alan W20 Resmi Lansmanı, finans dünyası temsilcilerinin katılımı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun açılış konuşmasıyla Ankara’da yapıldı.

Lansmanda Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun yanı sıra konuşma yapmak üzere Türkiye G20 Sherpa’sı Ayşe Sinirlioğlu, IMF Genel Müdürü Christine Lagarde, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı Genel Sekreteri Angel Gurría, BM Kadın Birimi Başkan Vekili Lakshmi Puri ve Uluslararası Ticaret Merkezi İcra Direktörü Arancha González de hazır bulundu.

“2025’E KADAR EKONOMİYE YÜZ BİN KADIN”

W20 Türkiye Organizasyon Komite Başkanı Gülden Türktan açılış konuşması ile başlayan lansmanda Türktan’ın ardından Türkiye G20 Sherpa’sı Ayşe Sinirlioğlu selamlama konuşması gerçekleştirdi. Sinirlioğlu konuşmasında kadınların ekonomik hayata katılımının önemine vurgu yaptı. 2025 yılına kadar planladıkları hedeflerini de aktaran Sinirlioğlu, “Özellikle 100 milyon kadını iş dünyasına dahil etme hedefimiz bizim için çok önemli. Burada güçlü bir hesap verebilirlik mekanizmasına da ihtiyacımız var. Bunu da söylemek istiyorum. W20 olarak, tüm G20′yi verdikleri sözü tutup tutmadıklarına dair kontrol edebilecek durumdasınız. W20, kadınlar için çok önemli konuların altını çizecek, kapsamlı ve yaratıcı şekilde tavsiyelerini ortaya koyacak. Kasım ayında Antalya’da bir zirve olacak biliyorsunuz ve eminim liderlerimiz bu zirvede sizleri çok dikkatli şekilde dinliyor olacak.” dedi.

“KADIN OLMADAN KÜRESEL EKONOMİNİN GELECEĞİ OLAMAZ”

Sinirlioğlu’nun ardından konuşmasını yapmak üzere sahneye gelen Başbakan Ahmet Davutoğlu W20’nin Türkiye için olan önemine vurgu yaparak konuşmasına başladı. Davutoğlu, kadınların ekonomik hayata katılımı olmazsa dünya ekonomisinin çökeceğine dikkat çekti.

Başbakan Davutoğlu konuşmasını şöyle sürdürdü; “Neden bu kadar fazla siyasi sıkıntımız var? Mesela Suriye’de, Irak’ta neden bu sıkıntılar var? Çünkü Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi bir karar almayı başaramadı, doğru kararları, gerekli kararları doğru zamanda almayı başaramadı. Çünkü 5 tane daimi üye, BM Güvenlik Konseyi’nde neyin olup biteceğine karar veriyordu. Evet, biz münferit devletler olarak bu ülkelere saygı duyuyoruz. Ama Suriye’de ve Irak’ta olup bitenin bedelini onlar ödemiyor, biz ödüyoruz. Suriye’nin komşusu olarak biz ödüyoruz bu bedeli. 2 milyon sığınmacı o P5 ülkesine gitmiyor, onlar Türkiye’ye geliyor, Lübnan’a, Ürdün’e gidiyorlar. Ancak bu 5 tane ülke, her şeye karar veriyor ve komşu ülkeler sadece o ülkeden kaçıp gelen insanları barındırmak için mülteci kampları inşa edebiliyor. Bu önemli bir husus. Bunun takipçisi olmamız lazım. Çünkü kapsayıcılık dediğimiz zaman kapsayıcılık en iyi kavramdır. Bunun altını çizmek istiyorum. Kapsayıcı bir çözüm süreci olmak durumunda BM sistemi içerisinde barış çalışmaları kapsayıcı bir sistemle gitmeli.

Eğer Afrika’da ekonomik bir problem varsa ve eğer ekonomik karar alma süreçlerine Afrika ülkeleri katılamıyorsa o zaman bu kapsayıcılık değildir. Kapsayıcılık, geleceğin planlarının, projelerinin hepimiz için temel kavramıdır. Kapsayıcılık bu bağlamda, sadece bütün ülkelerin bu kapsam içerisine girmesinden müteşekkil değil. Bütün insanlığın kapsanması, erkekler ve kadınlar, gençler ve yaşlılar, yoksullar ve zenginler ve her tipten insan karar alma süreçlerine dahil edilmeli.

İşte bu nedenle biz bu etkileşim grubunu kurduk, W20. Sayın Büyükelçi Sinirlioğlu’nun da belirttiği gibi başka meseleler de var ve tabii ki ek mekanizmalar G20 sürecine yardımcı olabilirler ama tarih şunu görecektir, önümüzdeki yıllarda ve önümüzdeki 10 yıllarda biz bu almış olduğumuz kararın doğru bir karar olduğunu göreceğiz ve bu toplantı sadece G20’nin tarihinde yazmayacak, insanlık tarihinde de yazacak ve diyecek ki ‘Kadının katılımı olmadan küresel ekonominin geleceği olamaz.”

ÜÇ FARKLI BAŞLIKLA OTURUMLAR GERÇEKLEŞTİ

Açılış konuşmalarının ardından yapılan ve Kadın ve Teknoloji, Finans Dünyasında Kadın, Kadın ve Ticaret başlıklı ve KADEM Genel Başkanı ve W20 Türkiye Komite Üyesi Sare Aydın Yılmaz’ın, Avusturalya Araştırma Konseyi Üyesi, Asya Pasifik Diplomasi Akademisi, ANU Asya ve Pasifik Akademisi, Avustralya Ulusal Üniversitesi’nden Dr Susan Harris Rimmer’ın, Birleşmiş Milletler Kadın Birimi, Kadın ve Ticaret Programı Geliştirme Müdürü Meg Jones’un moderatör olduğu oturumlarda, Sentim Bilişim Yönetim Kurulu Üyesi İffet Polat, Vodafone Türkiye CEO’su  Gökhan Öğüt, GE, Türkiye CEO’su Canan Özsoy, EY EMEIA Lideri Julie Teigland, Dünya Bankası Grubu Üyesi ve Ekonomist Pierella Paci, IMF Yardımcı Direktörü Catharine Pattilo, Garanti Bankası’ndan Esra Kıvrak, Fargo GFK iş birimi başkanı Dilek Mutus, Asya Kadınları Kuruluşu Kadınları Güçlendirme Programı Kıdemli Direktörü Carol Yost, Accenture İcra Kurulu Başkanı Camille Mirshokrai ve Avustralian Treasury Baş Danışmanı HK YU sunum gerçekleştirdiler.

“TOPLUMSAL CİNSİYETİ İÇEREN BİR BAKIŞ AÇISINA İHTİYAÇ VAR”

Kadın ve Ticaret konusu ile gerçekleşen üçüncü oturumu yöneten KADEM Genel Başkanı E. Sare Aydın Yılmaz, kadınların ekonomik hayata katılımı sağlanmadan, dahili bir ekonomik kalkınmadan bahsetmenin zorluklarına değindi. Yılmaz; Bu noktada, adaletli ve sürdürülebilir ekonomik kalkınma sağlanmasının şartlarından biri olan kadının iş gücüne daha fazla katılım göstermesini sağlamak için, toplumsal cinsiyeti içeren bir bakış açısına ihtiyaç olduğuna vurgu yaptı. Yılmaz konuşmasını şöyle sürdürdü;

“Kadının ekonomik hayata katılımı yalnızca sosyal adaletin sağlanması açısından değil, ülke genelinde yoksulluğun azalması için de gerekli bir durumdur. Bu nedenle, çalışma yaşamına daha fazla kadın katılımını sağlamak ekonomik kalkınmaya katkıda bulunduğu gibi genel olarak ailenin sağlıklı gelişimine katkıda bulunmaktadır. Kısacası, kadına yatırım yapmak, sürdürülebilir kalkınma için merkezi bir öneme sahiptir.

“İLERLEMEK İÇİN DAHA FAZLASINA İHTİYACIMIZ VAR”

Tüm bunlara karşın, kadınların bu çağda kalkınmaya katkı sağlama ve ondan yararlanma noktasında önlerinde halen birçok bariyer vardır. Bunlar yapısal ve hukuki bariyerlerdir. Fakat biz, kadınların hizmetlere adaletli erişiminin sağlanmasının bir zorunluluk olduğuna ve eşit iş fırsatları geliştirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Ve bu da yalnızca toplumsal hayat içerisindeki her alana toplumsal cinsiyeti içeren bir bakış açısının yerleştirilmesi ile mümkündür. Güçlü ve gelişmiş ekonomiler ve toplumlar inşa etmenin en önemli koşulu, kadınların ekonomik ve sosyal haklara sahip olmalarıdır. Bizim, kadının statüsünü yükseltecek yönde ekonomik ve sosyal politikalara ihtiyacımız var ve sivil toplumun da bu noktada yapacak olduğu birçok şey mevcut. Çünkü bu politikaların uygulanması, yasal düzenlemelerden daha fazlasını gerektirmektedir. Bugüne kadar aile paketleri, esnek çalışma saatleri gibi birçok düzenleme gerçekleştirildi; fakat ilerlemek için daha fazlasına ihtiyacımız var.

“W20 KADININ ÖNÜNDEKİ BARİYERLERİ KALDIRMAK AMACIYLA ÇÖZÜMLER ÜRETECEK”

Neticede, tüm bu bariyerlerin üstesinden gelmek ve kadının kamusal alana daha fazla katılımını sağlamak için küresel bir çaba sarfedilmektedir. W20 de, kadını güçlendirmek ve kadının ekonomik hayata aktif katılımının önünde engel teşkil eden bariyerleri ortadan kaldırmak amacıyla çözümler üretmek için ulusal ve uluslararası kadın sivil toplum kuruluşları ile think-tank’leri bir araya getiren mekanizmalardan biridir. Daha sonra kadın ve erkek arasındaki maaş farkını en aza indirgemek için bir eylem planı oluşturulacak.

Sonuç olarak, kadınlar başkaları tarafından oluşturulan planların pasif öznesi değil,  kalkınmanın bizzat taşıyıcılarıdır. Kadınların ekonomik hak ve fırsatlara erişimi ve bu konuda güçlendirilmelerinden önce güvenliklerini sağlamak gereklidir. Günümüzde kadınları tehdit eden bir çok unsur vardır. Dünyadaki savaşlar ve şiddet bir çok insani evlerinden kaçmaya zorlamaktadır. Biz ülke olarak böyle bir sebepten ülkesinden ayrılmak durumunda kalan 2 milyona yakin insana kucak açtık. Bu gruplar içerisinde en savunmasız ve durumdan en fazla etkilenenler kadınlardır. Aile içi ve kadına yönelik şiddet kadınların yaşamını ve varlığını tehdit eden diğer önemli  unsurdur. Bu sorunlara yapısal ve kapsamlı, sorunun köklerini hedef alan çözümler üretmeden kadınları güçlendirecek ve kadınları kapsayan bir büyüme gerçekleştirmek mümkün olmayacaktır.”

Üçüncü oturumun ardından yapılan kapanış konuşmaları ve aile fotoğrafı ile program son buldu.

W20 Ulusal Danışma Toplantısı 11 Eylül’de ve W20 Zirvesi 7-8 Ekim’de İstanbul’da gerçekleşecek.Türkiye’de ilk kez yapılan G20’nin alt gruplarından olan ve ilk kez Türkiye’de komitesi oluşturulan W20 Zirvesi’nde kadının ekonomik alandaki konumu, bu alana katılımı konusunda cinsiyete bağlı yaşanan eşitsizlikler, kadının iş gücüne katılım oranının artırılması, kadın ve erkek arasında ortaya çıkan ücret farklılığının ortadan kaldırılması, kadın girişimciliğini teşvik etmek, kadınların kamusal alanda ve iş dünyasında liderlik pozisyonları elde etmesini sağlamak gibi konular gündem edilecek.