Neden İki İnsan?

Bu çalışmada İki İnsan kavramsallaştırması ile inancımızda ve kültürümüzde, kadın ve erkek varlığının birlikte ne anlama geldiğini ifade etmeye çalıştık.

Tarihin seyri içinde değişen toplumsal şartlar; kültürel değerlerin yenilenmesi üzerinde etkili oluyor. Bu süreç insanların görüş alanlarının genişlemesini ve farklı tecrübeler yaşamalarını sağlıyor. Ayrıca zaman zaman yeni sorumluluklar üstlenmelerini de gerektirebiliyor.

Bildiğiniz gibi hayatımızı biçimlendiren pek çok unsur var; coğrafi şartlar, kültürel birikim, dini inanış, aile yapısı, dil, üretim biçimleri vd… Bununla birlikte hayat tarzlarını belirleyen unsurlar arasında inanç sistemleri ve ekonomik ilişkilerin öne çıktığını görüyoruz. Özellikle modern dönem, seküler düşüncenin ve kapitalist üretim biçiminin belirginlik kazanmasıyla şekilleniyor.

Modern dönemi bir ayrılık öyküsü olarak okuyabileceğimizi düşünüyorum. Bütünlük arz eden her yapının dağıldığına, irili ufaklı parçalar halinde birbirinden kopup uzaklaştığına şahit oluyoruz. Teknolojik gelişmeler hayatımızı hızla dönüştürüyor ve bir ya da iki nesil öncesinde hiç tecrübe edilmemiş bir akış içinde yaşamamıza sebep olmakta. Bu durum, toplumsal hafızamızda da kopuşlara yol açıyor, zira iki nesil arasında kültürel aktarım sağlayacak, milli ve manevi bütünlüğümüzü muhafaza edecek ortak bir dil kalmıyor.

Gündelik pratiklerimiz değişiyor, örneğin artık bütün aile efradının gün doğumu ile evden çıkması bir rutin haline geliyor. Erkeklerin ve kadınların uzun mesaileri, çocukların okulda geçirdikleri zaman ve ona eklenen etütler, kurslar, hafta sonu AVM gezileri… Velhasıl sonu gelmeyen görevleri yerine getirme çabası içinde dünyada hakikaten ne işimiz olduğunu unutmamız. Her şey bizi başka bir yöne doğru çekiştirirken denge halinden uzaklaşıyor, önceliklerimiz konusunda karışıklıklar yaşamaya başlıyoruz. Aklımız, fikrimiz ve kalbimiz ister istemez kararından şaşıyor.

Tam da bu an, şairin “bir kalbiniz vardır onu tanıyınız” çağrısı yükseliyor. Kalbimize döndüğümüzde mutluluğunun kaynağının bir’lik olduğunu görüyoruz. İki insanın, kadının ve erkeğin bir olmasını, yani varlık bütünlüğüne erişmelerini sağlayan aile yuvasını bu sebeple çok önemsiyoruz.

Çünkü şuna inanıyoruz ki, insan ancak insanla tamamlanabilir. Yani insan, aslında “İki İnsan’dır”. İki kişiyle bütünlüklü bir varlık oluşabilir.

Bu noktada bir kişi eksik midir sorusu akla gelebilir. Bir kişi, bir kadın ya da bir erkektir. Ama insan bu ikisinin de üstünde bir varlıktır.

Bu anlayış, inanç dünyamız ve kültürümüzde her zaman var olmaya devam etmiştir. Biz bu anlamda gerekli farkındalığı yeşertmek için, kadın ve erkek tabiatına dair değerlerimizi canlandırmaya ve onları unutulup yok olmaktan korumaya çalışıyoruz.

Biz İki İnsan’la insan insanın yurdudur inancını ihya etmek niyetindeyiz. Modern dönemde insanı yalnız ve tek başına yaşamaya zorlayan düşüncelerin, insanın hakikatine uyumlu olmadığı gibi mutluluğuna da hizmet etmediğine şahit olduk.

Muhabbetle

 

Dr. Saliha Okur Gümrükçüoğlu

KADEM Yönetim Kurulu Başkanı