Dr. H. Şule Albayrak’ın Lacivert Dergi’de

yayımlanan Makalesi

“Ütopyalar bazıları için cennet vaad ederken başkaları için distopya olabilir”

Dr. H. Şule Albayrak

“…Bu kitap (İncil) bir kapağından diğerine kelimesi kelimesine hakikat içerir (literal olarak okunur). Yani İsa Mesih tam manasıyla bakire Meryem’den, İsrail Bethlehem’de doğdu ve insanları iyileştirdi. O, literal olarak reddedildi, çarmıha gerildi, başına dikenli bir taç takıldı ve tam olarak çarmıhta öldü. O tam da ödünç alınan bir mezara gömüldü. Ölümden kelimenin tam anlamıyla literal olarak uyandı, Baba Tanrının sağında oturacak… Ve büyük bir şan ve güç ile kelimenin tam anlamıyla geri dönüyor ve (O geldiğinde) herkes diz çökecek ve her dil İsa Mesih’in Tanrının oğlu olduğunu itiraf edecek. Ben kelimenin tam manasıyla Mesih ile buluşmak üzere göğe çıkacağım, altın yollarda yürüyeceğim. Göz kamaştırıcı beyaz bir kaftan giyeceğim ve tarihin en önemli mimarlarınca yapılan bir köşke sahip olacağım. Başıma gerçek anlamda yaşam tacını takacağım ve onu İsa’nın ayaklarına sereceğim… İbrahim, İshak ve Yakup ile birlikte yürürken sohbet edeceğim. Ve sonsuza kadar yaşayacağım. İsa geri döndüğünde beyaz bir at süreceğim. Tüm bunlar literal olarak tam anlamıyla kelimesi kelimesine gerçekleşecek.”

Evanjelik ütopyanın bu özetini ABD’nin meşhur evanjelik pastörlerinden John Hagee, Texas, San Antonio’daki Cornerstone Kilisesinde yaptığı konuşmanın en heyecanlı bölümlerinden biri olarak dile getirdi. Karşılığında binlerce kişiden oluşan dinleyici kitlesinden duygu dolu büyük bir alkış aldı. Ne var ki bu anlatıda yer alan ve sadece inançlı evanjelikler için tasarlanmış cennet tasviri, geride kalan tüm insanlık için karanlık bir arka fona sahip. Zira, evanjelikler kıyamet vakti geldiğinde ortaya çıkacak Deccal’in diktatörlüğünde dünyanın kan gölüne döneceğine, İsa’nın Deccal’i yenişine sahne olan dünyada canlıların da insanlar gibi büyük oranda yok olacağına inanmakta, bu felaketlerden sağ salim çıkacak olanların ise sadece İsa’ya bağlı kalan az sayıdaki inananlardan ibaret olacağını iddia etmekteler.

Evanjelik anlatının belkemiğini oluşturan kıyamet senaryoları benzer versiyonlarıyla tüm fundamentalist evanjelik ve Hıristiyan Siyonistlerin teolojilerinin merkezinde yer alır. Öyle ki, dünyaya büyük ölçüde ve takıntılı şekilde bu senaryolar çerçevesinden bakarlar ve sadece kendilerinin var olacağı bir ütopya için insanlığı distopik bir dünyada yaşamaya/yok olmaya zorlamaktan geri durmazlar. Böylesi bir teolojinin popüler anlatıcısı olan J. Hagee ve daha yüzlercesi Tanrı bildikleri İsa Mesih’in yer yüzüne dönüşünün habercisi olan gelişmeleri, dünyanın mahvına giden süreci, inananların mucizevi ama zahiri anlamda göğe yükselişini (rapture), 7 yıllık türbülasyon dönemini (tribulation), İsa’nın Deccal’i (antichrist) yenişini ve İsa ile birlikte olan inananların cennet sahnelerini büyüsü bozulan dünyada yolunu arayan kalabalıklar karşısında abartılı sahneler eşliğinde uzun uzun anlatmakta ve büyük alkış ve taraftar toplamaktalar. Bu anlatının merkezinde ise Yahudiler, İsrail’e dair gelişmeler ve Kudüs şehri yer alır.

Biz bu yazıda, evanjelik ütopyanın gerçekleşmesi adına dünyaya reva görülen distopik senaryonun izini sürecek; birbirine benzer kıyamet anlatıları arasında özellikle Amerikan kamuoyunun yakından tanıdığı Trump’ın yakın destekçisi, ateşli vaazlarıyla bilinen John Hagee’in anlatısını merkeze alacağız. Kudüs kararıyla ilgili olarak Trump’la görüşen ve Başkan’dan “Sizi hayal kırıklığına uğratmayacağım” cevabını alan J. Hagee, sıradan bir vaiz olmayıp 2006’da kurduğu İsrail için Birleşen Hıristiyanlar CUFI adlı bir Hıristiyan Siyonist örgütün kurucusudur ve bu organizasyonun halen milyonlarla ifade edilen üyesi vardır. J. Hagee’nin sunduğu kıyamet öğretisinin fundamentalist evanjelik anlatıyı temsil etme gücüne sahip tipik bir yaklaşım olduğunu söylemek mümkündür. Dolayısıyla bu yazıda yer verilen fikirler, kafayı son gün konularına takmış yaşlı bir kilise müdaviminin görüşleri olarak değerlendirilmemeli; Amerikan toplumunun önemli bir kesimince inanılan ve desteklenen, Amerikan siyasetine geçmişten bu güne tesir etme çabası içinde olan ve nihayet Trump’ın başkanlığıyla birlikte siyasetin merkezine taşınmayı başaran ve Amerikan dış politikasını bir süredir etkileme gücüne sahip olan bir politik-dini-ideolojik yaklaşım olarak değerlendirilmelidir. Nitekim Pew Research Center’ın 2010 yılı araştırmasına göre Amerikalıların %41’i İsa Mesih’in 2050’ye kadar yeryüzüne geri dönmüş olacağına inanmaktadır.

Son Günler Yaklaştığında

Hagee, çoğunlukla kıyamet alametlerini merkeze aldığı vaazlarında ahir zamana dair on tane görünür işaretten bahseder. Bu işaretlerin bir çoğu gerçekleşmiş olmakla birlikte hemen hepsi küresel siyasetle yakından ilişkilidir. Örneğin İsrail devletinin doğuşu, bu işaretlerin ilkidir. Hagee bunu şu şekilde anlatır: “Yahudiler İsrail’i işgal etmedi, orası onlarındı, Tanrı o toprakları Yahudilere verdi… Her gün İsrail topraklarının kime ait olduğunu tartışıyoruz. Tanrı bunu 4000 yıl önce söylemişti Genesis 15-17’de. İbrahim’in iki oğlu vardı. Mısırlı karısından olan oğlu İsmail, Araplar’ın babasıdır. İbrahim topraklarla ilgili ahdi İsmail’le yapmak istedi ama Tanrı buna net şekilde ‘Hayır. Bu toprakları İshak alacak’ dedi. Tanrı İsmail’i zengin edeceğini 12 prenses ve güçlü millet vereceğini söyledi. İsmail zengin oldu. (Petrol ihraç eden OPEC’i hatırlatarak) O yüzden petrol aldığınızda İsmail’i, İsrail’e gittiğinizde İshak’ı memnun edersiniz.”

Kudüs’ün birleşmesi İsa Mesih’in dönüşünün ikinci habercisidir ve 1967’deki altı gün savaşıyla bu şart da gerçekleşmiştir. Trump’ın geçtiğimiz dönemde Kudüs’ü Yahudi başkenti olarak kabulü ise bu birleşmenin teyididir. Kudüs kıyamet senaryolarının merkezindedir zira Mesih İsa’nın dönüşü buraya olacak, nihai hüküm burada verilecektir. Ayrıca İsa Mesih’in geri dönüşünün imkanlarının oluşması için gerekli görülen şartlardan bir diğeri de Yahudilerin İsrail’de toplanmasıdır. Bu anlamda Hagee, Rus Yahudilerinin İsrail’e gidişini önemser ve bunun için çalışır. Hatta kurucusu olduğu Siyonist organizasyonun 20000 Rus Yahudi’sini İsrail’e götürmesiyle övünmektedir.

Hagee ahir zaman alametleri arasında teknolojinin ilerlemesini de sayar ve iletişim teknolojisindeki gelişmeler sayesinde bilgi akışındaki muazzam gelişmeleri kıyamet alametlerinden sayar. Ayrıca uluslararası televizyon yayıncılığındaki gelişmeler de İsa’nın gelişinin yaklaştığına bir işarettir. Bir diğer gelişme ise nükleer silah alanında olmaktadır ve bu anlamda dünya İsa’nın dönüşüne çok yaklaşmıştır. “Kuzey Kore nükleer test yapıyor, İran, İsrail’e karşı nükleer güç topluyor. Uyanın! Bir diktatör eğer tehdit ediyorsa bunu gerçekleştirir… İsrail’e ölüm, Amerika’ya ölüm diyorlar. Tanrı Amerika’yı koruması için ordusunu güçlendiren Trump’ı korusun.”

Bir diğer alamet, Rusların İsrail’e karşı askeri bir güç oluşturmasında görülür. “İran, Libya, Türkiye ve 9 ordunun birleşimiyle devasa bir ordu kurulacak… Her geçen gün bu savaşa doğru gidiliyor. Rusya Ortadoğu’ya geldi ve çıkmaya niyeti yok…” Ama inanışa göre İsrail’e karşı hazırlanan ordu bölgeye geldiğinde Tanrı 6 ordudan 5’ini yok edecek ve milyonlarca insan burada ölecektir. Hagee, vaazlarından birinde son günler için büyük rol biçtiği Rusya devlet başkanına seslenir: “Putin’e ‘Senin ordun Tanrı’nın eliyle İsrail’de gömülecek’ demek istiyorum.”

Hagee’nin işaret ettiği bir diğer son gün habercisi ekonomik krizlerdir, ki ABD halen borç batağında olduğundan bu kehanet de gerçekleşmiş görünmektedir. Türbülansın ve İsa’nın dönüşünün yaklaştığını gösteren son alamet ise gökte kanlı ayın çıkışı olacaktır, ki ilki Yahudilerin İspanya’dan kovulduğu yıl İspanya’da görülmüştür (Hagee bunun bilimsel gerçek olduğunda ısrar eder). İkinci kanlı ay hadisesi 1948’de İsrail’in kurulduğu yıl görülmüş, üçüncüsü 1967’de Kudüs’ün birleştiği yıl ortaya çıkmıştır. Sonuncusu ise Tanrının krallığını kurmak üzere yeryüzüne dönüşünün habercisi olarak yakın zamanda görülecektir. Kısaca, Kutsal kitabın çeşitli bölümlerine dayandırılan bu alametlerin bir çoğu gerçekleştiği için Hıristiyan evanjeliklere göre İsa Mesih’in gökte belirmesi bir an meselesidir. O an geldiğinde inananların göğe yükselişi ve türbülasyon dönemini yaşatacak olan Deccal’in ortaya çıkışı kıyamet senaryosunda sırasını bekleyen hadiselerdendir.

Göğe Yükseliş ve Deccal’in Çıkışı

Hagee’nin vaazlarında önemle üzerinde durulan temaların başında inananların göğe yükselmesi hadisesi yer alır. Buna göre dünyanın sonuna gelindiğinde gökyüzünde beliren İsa, yeryüzünü bekleyen korkunç günlerde yaşanacak kıyımdan etkilenmemeleri için Ona inananları, göklerdeki makamına yükseltecektir. Ancak bu yükseliş manevi anlamda bir yükseliş değil evanjelik öğretiye göre tamı tamına zahiri anlamda maddi bir yükseliş olacaktır. Öyle ki, İsa’ya gönülden bağlı bir evanjelik bir anda işini gücünü bırakıp gökyüzüne doğru süzülecektir: “Eğer yükseliş şimdi 60 saniye içinde olursa bazılarınız birdenbire kaybolacak, bazılarınız ise geride kalacak” der Hagee bir vaazında ve şöyle devam eder: “Baş melek yeryüzündeki tüm mezarlara çağrı yapacak ve mezardakiler Tanrıyla buluşmak üzere göğe yükselecek. Arabalar bir anda boşalacak. Sabah kahvaltısı ya da öğlen yemeğinde olsun, ki bu yükseliş hadisesi küresel bir olay olacağı için bazı yerlerde sabah, bazı yerlerde öğle bazılarındaysa akşam olacak. Başlıklar milyonlarca Hıristiyan’ın yok olduğunu haykıracak. Küresel bir ekonomik çöküş olacak. Zira Hıristiyanlar vergi sisteminin temelini oluşturmakta. Siz Washington’dakiler! Tüm bu sosyal sistemi sürdürmek için başka ekonomik kaynak bulmanız gerekecek. CNN her zamanki gibi yalan haber yazacak. Yorumcular ne olduğunu açıklamaya çalışacak. New age takipçileri, uzaylıların işgalinden ve insanları esir aldıklarından söz edecek. İphonelar insanların “beni duyabiliyor musun” bağrışları eşliğinden iptal olacak. Kiliseler geride kalmış olan insanların ağlayışlarıyla, çığlıklarıyla dolacak çünkü Tanrı döndü ve türbülasyon dönemini bu geride kalmış olanlar yaşayacak….

Komşular caddelerde “Daha şimdi Ms. Smith’le konuşuyordum birden kayboldu” diyecek. Bu nasıl bir şey? Bu İsa Mesih’in kilisesinin lafzi anlamıyla yükselişidir. Bulutların ötesinde yüceler toplanmış. Bundan sonra hiç bir acı olmayacak, ayrımcılık olmayacak ölüm olmayacak hiç bir hastalık, kanser olmayacak.”

Yükseliş ütopyası sadece az miktardaki evanjelik içindir ve bu hadiseden sonra artık ok yaydan çıkmış, kıyamet senaryosunun en karanlık dönemine, insanlığın distopyasına geçiş yapılmıştır. Çünkü sahneye bu defa Deccal çıkmaktadır. Yükselişten az bir zaman sonra Deccal beyaz bir atın sırtında görünür ve Hagee’ye göre Avrupa birliğinden geride kalanlarla inşa edilecek bir krallığın başına geçer. Bu tek bir para biriminin, tek dinin (Hagee’ye göre bu İslam olabilir) hakim olduğu küresel bir diktatörlüktür. Hagee Deccal’in ilk zamanlarda insanların gözünü boyayacak faaliyetler içinde olacağını vaazlarında uzun uzun anlatır: “Bu Deccal diktatörlüğünün ilk yapacağı şey 1948’den beri jeopolitik bir sorun olan israil –İslam sorununu çözmeye girişmek olacak. Israil’le bir barış anlaşması yapacak. Deccal İsrail’e koruma vâd edecek, onlara üçüncü tapınağı inşa etme fırsatını vererek Yahudileri heyecanlandıracak. Bu arada Arapları da yatıştıracak. Ancak 3.5 yıl içinde Deccal İsrail’le yaptığı anlaşmayı bozacak ve kendisini Tanrı olarak tapındırmak üzeretapınakta konumlandıracak…

Kendisine tapmayanların kafalarını koparacak, el ve alınlarında Deccal’in sembolünü taşımayı reddedenler satın almak ya da satış yapma imkanından mahrum bırakılacak. Deccal’in sembolünü kabul edenlerse ruhlarını kaybedecek.”

Deccal’in kimliğine yönelik mülahazalar tarih boyunca değişiklik gösterse de konjonktüre göre çoğunlukla Katolik kilisesi nezdinde Papa ile tanımlanmış, bununla birlikte çok defa Yahudilerle ya da Hitler ile de özdeşleştirilmiştir. Son zamanlarda ise artan şekilde Deccal’in Müslüman olduğu konusu işlenmektedir. Deccalin özellikleri itibariyle Hitlerle benzerliklerine konuşmalarından birinde dikkat çeken Hagee, bu konuda net bir fikre sahip olmayacak ki Deccal’in Müslüman olma ihtimalini de gözden geçirmiştir. Bir vaazında bu konuyu gündeme getirirken “Yıllar önce CNN’de “Pastör, İncil’deki Deccal ile İslam’ın Mesih’i aynı mı?” diye sorulmuştu.” diyerek konuyu açmış ve zaman içinde yaptığı araştırmalar neticesinde Deccal’in Müslüman olma ihtimalinin yüksek olduğu sonucuna vardığını uzun uzun anlatmıştır.

İsa Mesihin Dönüşü

Evanjelik kıyamet senaryosuna göre Deccal’in gelişini takiben yaşanan yedi yıllık türbülasyon dönemiyle dünya kana bulandığında ve yeryüzü İsa’nın dönüşüne hazır hale geldiğinde, tüm melekler ve eski ve yeni Ahit’in tüm inananlarıyla birlikte İsa Mesih beyaz bir at üzerinde Kudüs’e dönecektir. Hagee’ye göre “İsa bu şekilde tanrının kendisine söz verdiği krallığını kurmaya Kudüs’e gidip İsrail’in düşmanlarını yenecek, Kedron vadisinde yürüyecek , tapınak tepesinde (temple mount) Kral Davud’un tahtına oturacaktır. Doğudan batıdan kuzeyden güneyden gelenler İsa’ya, onun Tanrılığına diz çöküp boyun eğecek.” Son yargılama süreci de son derece şiddetli olacaktır. Hagee bu yıkıcı dönemi anlatırken insanlığın üçte birinin bir günde yok olacağını, güneşin sıcaklığından bitkilerin yanacağını, güneş ve ayın karanlıklara bürüneceğini, çekirgelerin dünyayı kaplayıp insanların Tanrı’dan ölmeyi dileyerek mağaralara çekileceklerini, dünyada açlığın kol gezip dünyanın kanla boyanacağını ve oksijensizlikten balıkların bile öleceğini, depremlerle adaların yok olacağını kısaca kıyametin kopuş anını detaylarıyla resmeder.

Ütopyalar bazıları için cennet vaad ederken başkaları için distopya olabilir. Evanjelik kıyamet senaryolarında ise azınlık ütopyası için insanlığın distopyası zorunlu görülmekte ve hayata geçirilmeye çalışılmaktadır. Görülen o ki, söz konusu anlatı katı ve coşkulu bir dini çerçeveye oturtulmuş ve hem Amerikan toplumunda hem de siyasetinde büyük ilgi görmüştür. Böylece hayrı ister gibi şerri büyük bir iştiyakla talep eden benzerleriyle beraber Hagee de insanlığın yok oluşunu el çırparak çağırmaktadır: “Sahnede tüm oyuncular mevcut. İran, Rusya, Çin, Avrupa, Amerika. Her şey harika geliş için. Artık bu gelişi tetikleyecek tek şey borunun çalması ve baş meleğin İsa’nın gelinini eve çağırması (Yükselişi kast ediyor). Biz dünyayı terke hazırız, Kral geliyor…”

.

LACİVER DERGİ